theMagger 3 yaşında!

Yazma tutkusunu paylaşmak için 3 yıl önce bir online dergi olarak hayata geçen theMagger’ın 3. yaşını kutlarken, yaşamakla kalmayıp uzun zamandır sayfalarımızı dolduran magger’lara magger olmayı ve kendilerini sormaya devam ediyoruz.

Unutmayın, siz de yaşadıklarınızı paylaşmak istediğiniz anda magger olup, aramıza katılabilirsiniz!

Yazının bir önceki bölümünde yer alan 6 magger’ı tanımak için tıklayın…

Türker Akman

turker akman

Mesleğini severek yapan bir mimar. Fakat hiçbir zaman elindekiyle yetinmeyen yeni şeyler öğrenme meraklısı. Papier Atelier projesi içerisinde kağıttan heykel yapıyor, analog fotoğraflar çekiyor ve şu sıralar dergi tasarımı işlerine el atmakla meşgul. Bunların yanında yeni yerler görmek ve yeni insanlarla tanışmak en büyük tutkuları.

Neden magger’sın? 

theMagger’ı uzunca bir süre okuyucu olarak takip ettim. Günün birinde “Benim de paylaşacaklarım var.” diyerek magger olmaya karar verdim.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile kendisi de bir magger olan kız arkadaşım aracılığı ile tanıştım. Bir gün kendim için bisiklet araştırması yapıyordum ve bu konu ile ilgili derli toplu, yeterli bilgi olmadığını fark ettim. Sonucunda da yapmış olduğum araştırmayı theMagger’da paylaşmamla birlikte yazı yazmaya başladım.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazmayı en çok sevdiğim yazı Fazıl Say’ın İlk Şarkılar albümü üzerine olan yazımdı. Bir sabah albümü dinlerken birden hissettiklerimi birileriyle paylaşmak istedim. Fakat yanımda kağıt kalem yoktu o sırada. Ben de yazıyı iPoddan yazmaya başladım ve albüm bittiğinde yazıyı tamamlamıştım. :)

Türker Akman’ın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Sedef Çevirgen

sedef cevirgen

Sınıf öğretmenliği mezunu ve şu anda kendimi eğitmekle meşgul. Zihnini doyuma ulaştıran her türlü okuma, klasik müzik, tiyatro, doğa, astroloji, ilham veren ve zihnini uyaran her varlık tutku halinde enerji alanında barınıyor.

Neden magger’sın? 

Çocukların oyun havuzunu düşünün, onun içerisinde hiçbiri aynı stilde eğlenmez, hepsi farklıdır ama aynı duyguyu hisseder: Heyecan ve mutluluk. theMagger benim için bu oyun havuzu ve her magger heyecanını ve mutluluğunu kendi sevdiği tarzda konuşturuyor. Keşffetiklerimizi, birikimizi ya da hislerimizi paylaşarak, başkalarının bilmediğimiz oyunlarına dahil oluyoruz, bu etkileşimi seviyorum. Heyecan ve mutluluktan bahsetmişken daha pozitif ne olabilir? Magger’ları tanımak. Hepsi iyi ki var!

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Evrenin matematiği, spiritüellik ve sanat beni ayrı ayrı çok mutlu ediyor; fakat bu 3 öğeyi sentezleyip ulaştığım kombinasyon, bende rollercoaster etkisi yaratıyor. Bu sebeple işim gücüm sorularımın peşine düşmek. Sadece bir okuyucu olduğum dönem, aradığım birden fazla alanı tek bir adreste bulmak çok keyif vericiydi fakat bu hazzı yakalayamıyordum. Bir gün bir tiyatro oyununa gittim ve o gün tanıdığım, ulaşabildiğim herkesin o oyuna gitmesini çok istedim. Akşam eve geldiğimde, kendimi ilk yazımı buraya yazarken buldum. Tarihine şimdi baktım da, baya etkileyici: 12. 12. 2012

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Arkasında müthiş bir duygu hissetmediğim sürece yazmaya yeltenmiyorum, bu yüzden hepsi keyifliydi ama Fırat Tanış’la yaptığım söyleşiyi hepsinden ayırırım. Bunun birinci sebebi bu söyleşi fikrinin tamamen spontane gelişmesi, meydana çıkmasıdır. İkincisi ise, tek bir günde kafamda tıkalı merkezler açılmış gibi hissetmiştim. Karşımdaki adam çok yönlüydü ve ne konuşsak bende bir ışık yandı. Bulunduğumuz ortam (Kadıköy Blok) çok keyifliydi ve her dakikasında bir şey öğrendim diyebilirim. Fırat Hocam’a da muhabbetle…

Sedef Çevirgen’in yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Hazal Cizrelioğlu

hazal cizrelioglu

Zamanının çoğunu, aklınızı başınızdan alan, şu an gidemeyeceğiniz veya var olmayan yerleri, daha önce hayal bile edemediğiniz şeyleri keşfetmenizi , hayal kurduğunuzda hakkını verebilmenizi sağlayan kitaplar, filmler ve müziklerle geçiriyor…

Neden magger’sın? 

Buradaki çoğu yazarın aksine, ben hiç blogger olmadım. İtiraf ediyorum, bilgisayarlar ve ben iyi bir kombinasyon değiliz. Ama theMagger, içinde maksimum 1-2 kişinin fikirlerini, gittikleri yerleri, yediklerini, okuduklarını paylaştıkları bir platform olmadığından, herhangi bir kalıba girmeden, rahatça paylaşmak istediğiniz şeyleri sunabildiğiniz, içinde bir sürü magger, bir sürü konu bulabileceğiniz, yazarlarla çok rahat iletişime geçebileceğiniz, okuyucuyu da, yazarı da serbest bırakan bir site. Bunun içinde yer alabilmek ise, her zaman gurur duyduğum bir şey.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Bütün gün dizi izleyen, bilgisayar oyunu oynayan, elinden telefonu bırakamayan, ya da gym’den çıkamayanları düşünün. Ben de üniversite yıllarımdan beri, boş kalan vakitlerimi genelde kitap okuyarak geçiriyorum. Öyle etkileyici şeyler okumuyorum, o yüzden etkilenmeyin. Genelde roman okuyup başka bir dünyanın içine girmeyi seviyorum ve odama girdiğinizde bunu fark edebiliyorsunuz. theMagger 3. sayısındayken, sitenin kurucusu Lisya Kalma da işte bu odaya girdi! Tam tarihten şu an emin olamasam da, sanıyorum 2.5 yıldır theMagger benim yazılarıma katlanıyor :)

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazdığım tüm yazıları farklı duygular için yazdım. Gülerek, “Wow!” diyerek, ağlayarak, duyguyu kaybetmeden yazmaya çalıştım genelde. Amacım da hep aynıydı, kitap hakkında kayda değer hiçbir şey anlatmadan, okuyucuya “spoiler” vermeden nasıl yazarım? Aslında benim yazılarım biraz kitabın arka yazısı kıvamında. Ama roman olmayıp, “spoiler” veremeyeceğim çünkü alınca farklı şeyler bulabildiğiniz kitaplar ile ilgili yazılar, yazması benim için daha eğlenceli yazılardı. O yüzden ” Louann Brizendine; Kadın Beyni ve Erkek Beyni”  derim. İnsanlara farklı gözlerle bakmamı sağladı!

Hazal Cizrelioğlu’nun yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

İpek Çakmak

ipek cakmak

Güne jazz notaları ve kahvesi olmadan başlayamayan, gün boyunca kulağında headphonelarıyla kurumsal hayatın karmaşa ve koşturmacasından tuhaf bir şekilde keyif alan, akşam olunca sanata, keşfe, dosta, muhabbete, müziğe, eğlenceye, okumaya, yazmaya vakit bulabilen bir optimist ve yeni düşkünü..

Neden magger’sın? 
theMagger, herhangi bir konudaki deneyim ve düşüncelerini içinde tutmana izin vermez, istediğin zaman yazma ve paylaşma fırsatı sunar. Neden bu fırsatı kaçırayım ki diyorum ve magger olmaktan müthiş keyif alıyorum. Her zaman hayatıma giren şeylerin pozitif bir etki yarattığına ya da yaratacağına inanırım. theMagger ile şimdiden yenilikler kapımı çalmaya başladı bile!

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Farklı bir bakış açısı kazanmak, yeni bir şey keşfetmek ve bunu çevremdekilerle paylaşmak.. İşte benim temel yaşam döngüm! Geçtiğimiz yıl bu rutini biraz bozmak ve daha çok kişiyle paylaşma arzusuyla bir de yazmak istiyordum. Tam bu sıralarda canım arkadaşım magger Deniz Özdağ beni theMagger ile tanıştırdı. Günlerden 30 Ekim 2013’tü, keyifli bir Londra seyahati dönüşüydü, bir de baktım ki, magger olmuşum.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Daha çok azlar, ama tüm yazılarım benim çocuklarım gibi.. Her birinin yeri bende çok ayrı. Yazarken adeta o anı yaşıyorum ve hislerimi aynı şekilde aktarmaya çalışıyorum. Corinne Hotel & Brasserie’ye gittiğim günü baştan sona tüm deneyimlerimle anlattığım “Bohem Ruha Modern Dokunuş” yazıma torpil geçiyorum ve şu ana kadar en çok zevk aldığım o diyorum :)

İpek Çakmak’ın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Canan Delevi

canan delevi

Bir şeyi sevdi mi sonuna kadar, cıcığını çıkarana kadar… Tasarımı sevdi, merak etti, araştırdı, tasarımcı oldu, tasarıma aşık oldu, onu mesleği ve hayatı yaptı. Spor, sinema, kitaplar, yeni yerler, bazen de yalnızlık kendiyle kalmak..

Neden magger’sın? 

Tasarımın her dalı beni hep çeker, herkes sevsin, değerini bilsin ama okurken de sıkılmasın istedim.

İş dışında inbox’ıma düşen theMagger konulu mailler günüme bir gülücük katıyor! :) Röportajlardan sonra “daha iyi tanışalım, bize bekleriz, kahvaltıda aramızda sizi de görmek isteriz” mailleri en sevdiğim! Önce bildiğim, sevdiğim, takip ettiğim tasarımcılarla röportaj yaparken artık gördüğüm ama tanımadığım insanlarla “sayfama ne de yakışır” düşüncesiyle tanışıyorum.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Çok dergi okurum, keşke böyle bir sayfa olsa da okusam dedim, önce bir arkadaşıma theMagger’da yazmasını tavsiye ettim, sonra neden ben yapmayayım ki dedim. :) Lisya’ya aklımdakileri anlattım onun heyecanı beni daha da heyecanlandırdı. 2012 Aralık ayından beri de yazıyorum.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Hepsinin değeri ve hikayesi ayrı ayrı olsa da en çok zevk aldığım Lara Karaso ile yaptığımız röportajdı. İlk olması nedeniyle yaşadığım heyecan Lara’nın verdiği güzel ve dolu dolu cevaplarla doğru bir işe giriştiğimin kanıtıydı.

Canan Delevi’nin yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Tomurcuk Işıl Pınarcı

tomurcuk isil pinarci

Hayatta yapmak istediği o kadar çok şey var ki, bazen keşke hiç uyumamıza gerek olmasa diye düşünüyor. Kendisi bir mimar ve bir işletmeci. Yani haftanın yarısında hem bir çalışan hem de bir işveren. Bu yeni temposuna iyi ayak uydurabildiğini düşünüyor ancak tek şikayeti bu kadar çalışırken theMagger’ın hızına yetişemiyor oluşu. 

Neden magger’sın? 

Küçüklükten beri yazı yazmak hayatımda her zaman vardı aslında. Bunun nedeni kitaplarla büyümüş  olmam mı, yoksa ilkokul öğretmenimin her tatil için verdiği ” günlük yazın” ödevlerim mi bilemiyorum. Magger’ı keşfettiğimdeyse beni cezbeden şey istediğin konuda yazı yazabilme özgürlüğüydü. Bu özgürlüğün her geçen gün ufkumu açması, inanılmaz güzel insanlarla tanıştırması da cabası.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Dediğim gibi yazı yazmak benim için her zaman bir tutkuydu. Bu tutkunun zirveye vurduğu bir gün ne yapabilirimin araştırması içindeyken karşıma çıktı theMagger. Yayınlanan yazıları okuyup, siteyi inceledikten sonra hemen ben ne yazabilirim diye düşünüp, çok fazla ertelemeden de Şubat 2013’de ilk yazımı yolladım.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazmaktan en çok keyif aldığım yazım ise “Benim Çocuğum” belgeseli konulu olandı. Çünkü bu konuya karşı her zaman duyarlı biri olup, her zaman anlamaya çalışmıştım. Bu belgeseli izledikten sonra elimden gelen başkalarıyla paylaşma şansımın olmasıydı. theMagger sayesinde de bunu yapabildiğime inanıyorum. Hatta hazır konusu açılmışken, belgeseli izleyemeyenler ve/veya destek vermek isteyenlere duyurulur, DVD’si satışta! :)

Tomurcuk Işıl Pınarcı’nın (Signorinarchitetto) yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?