Yunanistan’ın Thassos Adası’ndan bazılarımızın aşina olduğu Masabuka, İstanbul’da Bebek’te aynı lezzetiyle karşımıza çıktı. Daha önceden Masabuka’da yemeyenler için konsepti söylüyorum: yiyebileceğin kadar iste & istediğin kadar ye!

Masabuka, dizaynının ferahlığıyla daha girişte insanın içini aydınlatıyor. Giriş katında küçük, balkon tarzı bir yer olması da, özellikle güzel havalarda Masabuka’yı cazip hale getiren özelliklerden olacak gibi görünüyor. Yemeğinizi yerken her daim canlı olan Bebek’ i izlemek de insana ayrıca bir keyif veriyor doğrusu. Salaş bir ortama sahip olan Masabuka’da, yemekler ortaya paylaşımlık geliyor. Yemek sipariş sisteminin en güzel yanı da, lezzetinden sonra tabii, hangisinden ne kadar istiyorsanız adetle sipariş verebiliyor olmak. ”Bitiremedim arkamdan ağlayacaklar.” diye üzülmeyi ortadan kaldırıyor. :)

Masabuka’yı Thassos Adası’ndan İstanbul’a getirme fikrinin sahiplerinden Melike Hanım, gelen herkesin masasına uğruyor ve her an bir şeye ihtiyaçları olmadığından emin oluyor. Masabuka’ya giderseniz mutlaka Melike Hanım’a bir selam verin, pozitif enerjisiyle mekanı aydınlattığını zaten siz de farkedeceksiniz. Biraz sohbet ettikten sonra, Thassos’daki Masabuka’da her daim sıra olduğunu ve bütün tariflerin oradan birebir getirildiğini öğrendik. Özellikle malzeme seçimlerine de dikkat edilmiş. Melike Hanım, daha önce Thassos’da da Masabuka gitmiş misafirlerin buraya geldiğini söyledi, hepsi de çok memnun kalmışlar. Doğrusu buna şaşırmadım çünkü her şey birbirinden lezzetliydi.

Az önce de söylediğim gibi siparişi tek tek verebiliyorsunuz ama isterseniz iki tane ‘Masabuka Tanışma Menüsü’ var. Kaç kişi olduğunuza bağlı olarak buradan da seçim yapabilirsiniz. Sipariş verdikten sonra yemeğimiz tahtadan bir tabağın üstünde yağlı kağıtta geldi, çünkü bildiğimiz porselen tabaklar yok Masabuka’da. Yağlı kağıtlar masaya seriliyor ve son olarak yapılması gereken tek şey, tam da Yunan tavernalarında olduğu gibi, bakır bir bardağın içinde duran çatal bıçağı alıp soğutmadan yemek yemeğe koyulmak! Bizim ortaya isteyip tattığımız lezzetler: tavuk şiş, köfte, sosis, patates kızartması, mantar şiş ve pide oldu. Ayrı ayrı sipariş verebileceğiniz için hepsinin şiş bazında fiyatlarını da ekleyeyim: tavuk şiş 5 TL, köfte 6TL, sosis 9 TL, patates kızartması 10 TL, mantar şiş 6 TL ve pide de 2 TL. Favorimiz köfte ve tavuk şiş oldu. İnce kesim, içi oyulmuş çıtır çıtır olan patatesler de, sosları denemek için harika bir şekilde hazırlanmış ve çok lezzetlilerdi! Mantarın üstüne de hardal ağırlıklı bir sos hazırlanmış. Mantar sevmeyen arkadaşlarım bile severek yediler, bu yüzden siz de sevmeyenlerdenseniz, önyargınızı kırmak için bir tadın derim. :)

Bu arada unutulmaması gereken bir ayrıntı olarak, sosisleri dana etinden özel bir yerde yaptırıyorlarmış ve paket sosislerin sağlıksızlığından uzak olduğunu kesin bir şekilde söylüyorlar. Etlerin yanında gelen soslardan caciki, barbekü ve kokteyl sosu denedik ve hepsini çok beğendik. Benim en yakıştırdığım çıtır patates kızartmasını barbekü sosuna batıra batıra yemek oldu. Sosların lezzetini ayarlarken, sağlıklı olmasına da özen göstererek kendi mutfaklarında hazırladıklarını söylediler. Hiçbirinde mayonez yokmuş mesela, cacıki ile kokteyl sos süzme yoğurt ağırlıklı. Alkolsüz içecekleri 2-6 TL arasında değişirken, alkollü içecekleri genel olarak 12-25 TL arasında değişiyordu. Özellikle biraları Yunanistan’dakinde de olduğu gibi oldukça meşhur ve çeşitli. Domuz eti konusunda hassas olanlar için domuz eti olmadığını hatırlatayım, pişirme süreci ve ortamı farklı olduğundan ve bazı kişilerin hassas olduğunu da düşünerek, menüye eklenmemiş. Ve son olarak tatlıya gelirsek, limonlu cheesecake çok lezzetliydi. Tatlılar günün tatlısı olarak her gün değişiklik gösterdiği için, limonlu cheesecake varsa hiç kaçırmayın derim.

Eğer bu sene rotanızda Thassos yoksa ve daha önce gidip bu lezzeti özlediyseniz, kesinlikle yolunuzu Bebek’e düşürüp özlediğiniz anılarınızı canlandırabilirsiniz. Gitmeyenler için de lezzetli ızgaralar yemek istediğinizde listenize mutlaka alın derim. Gerçekten büyük bir çaba harcayıp aynı lezzeti İstanbul’a getirmeyi başarmışlar. Şimdiden afiyet olsun!

 

Bu ay keşfettiğimiz restoranlardan Deli Meyhane’yi buradan okuyabilirsiniz. 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?