İtalyan Lisesi’nde aldığı eğitimin sonrasında Milano’da NABA Akademisi’nde Endüstriyel Tasarım ve Sergileme Tasarımı eğitimi aldı. 2008 yılında mezuniyetinin ardından farklı tasarım ofislerinde ve tasarımcılarla çalışma deneyimleri oldu. New York’ta Ron Gilad ile iki boyutlu ve üç boyutlu objeler üzerinde çalıştı. 2011 yılından bugüne Studio Jens Praet ile Türkiye ve İtalya arasında projeler geliştiriyor… Bahsettiğimiz tasarımcı Lara Karaso, “Masanızda Neler Var”ı bizim için yanıtladı.

Şu anda masanızda neler var?

Masamda bu yıl Studio Jens Praet işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz ve Milano’da PlusDesign Gallery’de sergilenen Processus Koleksiyonu var; Türkiye’de İznik Vakfi ile ürettiğimiz bir proje. Koleksiyonun devam eden üretimi ilerleyen aylarda tamamlanacak…

Armaggan Gallery, 2013 sergisi için malzeme ve araştırmak aşamasından kareler var…

Limited Edition ‘Console Table’in üretimini gerçekleştirdim, sergilenmeye ve satışa hazır bir ürün…

Masanızı nereden aldınız? 

Kendi tasarladığım bir masa, ismi ‘Console Table’… Pelesenk ağacı ve bronz ayaklardan oluşuyor… Hikayesi Milano’daki NABA akademisi yıllarımdan; oradaki bir mobilya projesi için tasarladığım ve her zaman üretmeyi istediğim bir ürün olarak 2012 yılında yeniden doğdu…

Masanın hem oturma alanı hem de ürünlerin yerleştirilebileceği bir uzunluğu var. Böylelikle kişi / mekan dilediği gibi ürünü birden fazla amaca yönelik kullanabilir oluyor…

Hangi blog ve dergileri ve hangi tasarımcıları takip ediyorsunuz? 

Dezeen, designboom, Wallpaper, Elle Decor Magazine, Maison Française Magazine, Frame Magazine, Domus Magazine, XXI magazine, theMagger, ODA – İrem Tanman okuduğum dergi ve bloglardan birkaç tanesi…

Takip ettiğim tasarımcılar ise; Ron Gilad, Deganit Stern Schocken, Patrizia Urquiola, Andrea Branzi, Tom Dixon, Formafantasma, Studio Jens Praet (işbirliği yaptığım stüdyo), Nendo, Studio Job, Raw Edges, Droog Design, Alev Ebuzziya, Elif Uras, Arik Levy, Matteo Negri, Capellini, Moroso vb… tasarımcılar ve sanatçılar ilgi alanıma giriyor…

İlerde neyi/nereyi tasarlamak istersiniz? 

Türkiye’de henüz gelişmemiş ve oluşturulmamış birçok konsept ve önemli noktaları öne çıkaracak projelerde yer almak isterim. Farklı kültürel alışkanlıkları birleştiren, toplumun özünü koruyarak modernize eder şekilde ortaya çıkaran mekan tasarımları, restoran, park, moda evi, workshop ve yaşam alanları…İnsanları bir araya bir amaca yönelik birleştiren, iletişimi güçlendiren ve kaynaştıran tasarımlar…

Tasarımlarınızı nerelerde görmek isterdiniz?

Tasarımlarımı dünyanın birçok noktasında görmek isterim… Tasarım fuarlarında, şehirlerde ve insanların buluşma noktalarında…

Tasarım açısından en beğendiğiniz şehir? 

En beğendiğim şehir Firenze yani Floransa… İtalya’da olmak bana huzur ve mutluluk veriyor. Şehirle beraber; yaşayan toplumun şehre kattığı enerji ve renklerin çok özel olduğunu düşünüyorum!

Tarihi dokusu, sanatın özü ve en temeli orada yatıyor… Tasarım; hayatın kendisi zaten, onu en özgür şekilde yaşayabildiğimiz bir dünya yaratıp içinde mutlu olmak en temel ihtiyaç! Firenze bana o öz ve saf duyguyu veriyor!

İşinizle ilgili en çok neyi seviyorsunuz?

Düşünce özgürlüğünü, yaratmanın verdiği o mutluluğu! İçinizden çıkan o heyecanı sürekli olarak paylaşabilmek müthiş bir duygu… Kendi içsel zenginliğimi etrafımdakilerin duygularıyla bütünleştirebilmek ve hepimizin günlük hayatta farkında olduğu ama üzerinden hızlıca geçtiği o günlük anları başkalarının hayatlarında kalıcı kılmak…

Sizce “ilham” ne demek?

İlham benim için; doğadan ve hayatın birebir ta kendisinden, ilişkilerden, mutluluktan çıkan yaratıcı bir dalga…

Ajandanızda bu hafta/ay için neler var? 

_Sakıp Sabancı Müzesi’nde Monet’in Bahçesi’ne hala gidemedim, o sergiyi gezmek istiyorum.

_Galerist’te Seza Paker ‘Huzur Denizi’ adlı sergiyi görmek…

_CITY’S’in üst katında açılan MAHALLE’de değişik tatlar denemek…

_Beykoz Kundura Fabrikası’nda La Bonbonniere Event Design & Management’in organize ettiği bir etkinliğe katılmak istiyorum…

Pazar kahvaltısında sizi nerelerde görebiliriz?

_Karaköy’de UNTER’i çok sevdim, bu hafta ilk defa gittim, bana Hollanda’daki cafe’leri hatırlattı. Bir mekan sadece tasarım olarak başarılı olursa bana çok bir şey ifade etmiyor; görsellik, lezzet, müzik ve mekandaki enerji çok tamamlayıcı faktörler. Unter’de hoşuma giden Nostalji ile ‘New Age’in bir arada kullanılması oldu.

_Pera’da GRAM; Taze lezzetleri, sağlıklı menüsü, sıcak insanları ve taş mimari dokusuyla çok anlamlı ve özel bir mekan…

_Milano’daysam beni Pasticceria Sissi’de görürsünüz kesin :) Bayılıyorum oraya! Pembe tenteleri ve muhteşem özel tartları, kruvasanları ve özel insanlarıyla beni mutlu eden bir mekan… Bazen mekanlarla o kadar özel bağ kuruyorum ki, oradaki sahiplerin portrelerini çekip, baskıya alıp çevreletip onlara hediye etmek beni mutlu ediyor. Sissi için 2009 yılında bu çekimleri yaptım…

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?