Hint Okyanusu’nun ortasında, dinlendirici ve romantik bir kaçış için ideal bir yer var: Vanilya Adaları’ndan biri olan Mauritius.

Mauritius’u keşfetmek için tıklayın.

Cenneti andıran bir adada kalma hayaliyle Mauritius adasına gidenler, palmiye ağaçlarının sıralandığı beyaz kumlu, kartpostalı andıran plajlarda bedenlerini; Hint Okyanusu’nun turkuaz ışıltılı sularında da ruhlarını dinlendiriyorlar. Adanın ruhunuza iyi gelecek diğer sürprizleri de cabası… Ama bu ülkenin asıl albenisi, farklı kültür ve dinlerden insanların karşılıklı saygı içinde mutlu bir hayat sürmeleri.

Uzunluğu 65, genişliği 45 kilometreyi bulan adayı boydan boya çevreleyen büyük mercan resifi, plajları gürültüden arındırmakla kalmayıp köpek balıklarını da kıyıdan uzak tutuyor. Kuzey tarafındaki plajlar gün boyunca rüzgâr sörfü, yelken, derin deniz balıkçılığı ve deniz paraşütü için ideal. Güneş battığında ise restoranlar birer birer canlanıyor.

Güneydoğu bölgesiyse fotoğraf tutkunlarının uğrak noktası Gris Gris gibi yüksek tepeleriyle meşhur olmuş. Burası aynı zamanda resif boyunca adanın açık denize bağlandığı tek yer. Doğa meraklıları tarafından keşfedilmeyi bekleyen el değmemiş plajlar adanın doğusunda yer alıyor. Bu plajların en ünlüsü Belle Mare olsa da güneyde Trou d’Eau Douce civarlarında da güzel alternatifler bulabilirsiniz.

86 bin hektarlık koruma alanının kalbinde yer alan ve tam karşısında da Mauritius adasının en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Île aux Cerfs yani Geyik Adası’nın bulunduğu Anahita Villa’da özel konutlar, Ernie Els tarafından tasarlanmış 18 delikli bir golf sahası ve lüks bir otel mevcut.

Göz alıcı bir tropik bahçeden geçen patikalar, her biri özenle döşenip plajın çeşitli noktalarına serpiştirilmiş 136 villayı birbirine bağlıyor. Köydeki havuza, spa’ya ya da dört restorandan birine gitmek için, renklilik konusunda çiçeklerle yarışan kırmızı, turuncu ve sarı kuşların arasından geçerek iç açıcı bir yürüyüşe çıkmanız gerekiyor.

Otel misafirleri yarım saatte bir adaya hareket eden tekneyle tüm günü nefes kesici Île aux Cerfs’te geçirebiliyor.

Golf, Anahita Villa’nın en büyük cazibe unsurlarından biri. Köylerin etrafındaki doğal rezervi geçip golf sahasına gitmek için bisiklet, en yaygın ve sağlıklı tercih. Golf sahası yeşil dağlara ve berrak bir lagüne zıtlık oluşturacak şekilde inşa edilmiş. Tatil köyünün misafirleri her gün verilen bir saatlik başlangıç derslerine büyük ilgi gösteriyor.

Golf veya plaj seçeneklerinin öncesinde ya da sonrasında, adanın bir arada yaşayan farklı kültürlerini yansıtan spa programını deneyebilirsiniz.

Siz Mauritius’un Afrika kökenlerinden ilham alan ve Asya gelenekleriyle harmanlanmış masaj ve vücut bakımı teknikleriyle kendinizi şımartırken çocuklarınız da oyun alanında eğlencenin tadını çıkarabilir. Villasından dışarıya adım atmadan tatil yapmak isteyenler için otel;  gurme kahvaltılar, özel yemek kursları, villa şefleri ve özel uşaklar, mücevher tezgâhı ve çocuklara özel partiler gibi çok sayıda lüks hizmet sunuyor.

İnsanlarla ve doğayla kaynaşmak isterseniz birkaç günlüğüne otelden ayrılıp adada tura çıkabilirsiniz. Başkent Port Louis’i keşfetmeye Caudan Waterfront’tan başlayın. Ada sakinlerinin arkadaşlarıyla vakit geçirmek, canlı müzik dinlemek, sinemaya gitmek ve alışveriş yapmak için buluştuğu limanda bir yürüyüşe çıkın. Hint Adaları’nın eski yollarını gösteren haritalarla dolu odaların yanı sıra Hollanda, Fransız ve İngiliz gemilerinin de replikalarını Blue Penny Müzesi’nde görebilirsiniz. Her biri 5 milyon dolar değerinde olan dünyanın en pahalı iki pulu da burada sergileniyor.

Rengârenk şemsiyelerin altındaki sokağı geçerseniz başta vanilya olmak üzere birçok baharatın taze buketler halinde satıldığı Central Market pazarına varacaksınız.

Sonra da şehrin biraz dışına uzanıp Petite Montague Tepesi’nin 100 metre yukarısındaki Citadel Fort’a hisara çıkın. Limanın ve tüm Port Louis şehrinin nefes kesici manzarası önünüze serilecek.

Hazır kuzeye gelmişken (greyfurt anlamına gelen) Pamplemousses Botanik Parkı’na da uğramalısınız. 1770 yılında Pierre Poivre’ın inşa ettiği park, Güney Yarımküre’deki en eski botanik bahçesi. 37 hektarlık parkta göz alıcı abanoz ağaçları, şeker kamışları; Orta Amerika, Asya, Afrika ve Hint Okyanusu’ndaki adalardan getirtilen 85 farklı palmiye ağacının yanı sıra devasa nilüferler ve Hint lotusu gibi bitkileri görebilirsiniz.

Botanik bahçesine çok yakın olan eski bir şeker fabrikası interaktif bir müzeye dönüştürülmüş. L’Aventure du Sucre adlı müzede adanın tarihinin ve bugününün şekerle ne kadar yakın bir bağı olduğunu görebilirsiniz. Müzeyi gezdikten sonra hediyelik eşya dükkânına uğrayıp işlenmemiş 12 doğal şeker türünü, yerel tatlıları, tropik meyve reçelleri ve ballarını deneyip satın alabilirsiniz.

Sıra yemeğe geldiyse unutmayın; açık hava restoranı Le Fangourin’in muhteşem bir manzarası var ve biraz soluklanıp geleneksel Mauritius yemeklerini denemek için de doğru adres. Tütsülenmiş Atlantik kılıçbalığı, Mauritius usulü mercanbalığı ve ıstakoz salatasını mutlaka deneyin. Ardından tabii ki bu meşhur şekerlerin eşlik ettiği tatlılar: Krem brüle ve taze vanilya.

Tıpkı Mauritius mutfağının İtalya, Çin, Kreole ve Avrupa izlerini taşıması gibi, adada da birçok dine ait önemli tapınaklar yer alıyor ve insanlar her mezhebin kutlamalarına katılıyor. Adada inançlı insanların yanı sıra meraklıların da katıldığı üç büyük festival var. Bunlar, ateşte yürüme ritüelinin yer aldığı bir geçiş ayini olan Tamil festivali Cavadi, Fransız Katolik rahip ve misyoner Père Jacques Désiré Laval’in mezarının ziyaret edildiği Katolik haccı ve “Büyük Şiva Gecesi” olarak da bilinen Maha Shivaratri.

Yıl boyunca yaşayabileceğiniz bir başka unutulmaz tecrübe de Büyük Havza’ya gitmek olacak. Adanın güneyindeki suyla dolu bu volkan krateri Hintlerin en önemli tapınaklarını kurdukları yer. Rengârenk kıyafetlere bürünmüş ve kaşlarının ortasını üçüncü gözü simgeleyecek şekilde boyamış kadınlar, gölün kenarındaki Şiva ve Ganeşa’nın devasa figürlerinin önüne meyve bırakıp tütsü yakıyorlar.

Göz alıcı plajları ve kültürüyle Mauritius gerek fiziksel gerek zihinsel anlamda dinlenmek için mükemmel bir yer. Eşsiz doğası ve sıcakkanlı adalıların enerjisi sizi de kendine çekecek.

İlginizi çekebilir: Pınar Civan Kuster’den Renklerin Senfonisi: Mauritius Adası

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?