Hayatımın daha bilinçli yılları başladığından beri, zincir restoranlar ve birçok farklı lezzeti içinde barındıran menülerden uzak duruyorum; zira benim nazarımda büyük tatlar ancak küçük mutfaklarda deneyimlenebiliyor. Bu yaklaşımım, şehirde bir süredir devam eden “Tiny Restaurant” akımı ile birleşince lezzeti tam ve içinde gerçekten bir duygu ve çaba olan tabaklar deneyimlemeye başladığımızı itiraf edebilirim. Bu tip küçük, samimi ve her anlamda özenli restoranları kimi zaman mahallemizde kimi zaman da şehrin hiç aklımıza gelmeyecek köşelerinde bulabiliyoruz ki bu da bir anlamda yaşadığımız şehri yeniden keşfetmemizi sağlıyor. Elbette her küçük restoranda yemeklerin mükemmel ya da servisin özenli olduğu söylemek doğru değil ama rahatlıkla samimiyetsiz ve lezzetsiz tabakların önümüze gelme riski daha az diyebiliriz diye düşünüyor ve geçtiğimiz akşam Mika Lokanta’da listeme yıldızlı bir tik atığım akşam yemeği deneyimimizi theMagger okurlarıyla paylaşmak istiyorum.

Mika Lokanta, Nişantaşı’nın Topağacı sokaklarından Hacı Emin Efendi’de bulunan ve damağımızda gerçek anlamda lezzet patlaması yaşatan nefis bir şef restoranı. Hem restoranın sahibesi hem de şefi olan Sezen Bayrak; sunacağı tabakları büyük bir aşk ile anlatırken, yaptığı işe kendini nasıl da adadığını heyecanla ortaya koyuyor. Restoranın hemen giriş duvarında Sezen Bayrak’ın tam olarak bu yola nasıl baş koyduğunu anlatan enfes bir duvar yazısı var ve tattığımız lezzetlerin böylesi bir ruh ile birleşmesi de dükkanın her santimetresini mükemmelleştirmek için çabalayan birine hakikaten hayranlık duymanıza neden oluyor.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Mika (@mikalokanta) on

Biz, Mika’nın konsantre menüsünden öncelikle sağlıklı ama bir o kadar da lezzetli olduğuna inandığımız zeytinyağlıları ve alternatif salata tabaklarını denemek istedik, ancak menüdeki rezeneli kabak çorbası bir anda aklımızı çeliverdi ve neden olmasın diyerek çorba ile başladık yemeğimize. Daha sonra, denemek istediğimiz tabak adedi çok ve porsiyonları da oldukça büyük olduğundan az az hepsini deneme ricamız geri çevrilmeyince masamızı enfes zeytinyağlı ve mezelerle donattılar. Bu sayede akşamımıza lezzetli olduğu kadar gözlere de şenlik bir giriş yaptık.

Zeytinyağlı börülce, Girit usulü lorlu kabak dolma, kabak kabuğu zeytinyağlılarımız oldu. Marine edilmiş çiğ enginarlı kuzu ıspanak, çilekli ve beluga mercimekli semizotu da salatalarımız oldular. Semizotu salatasının üzerine eklenen kavrulmuş fındıklar enfes bir lezzet fırtınası yaratmıştı. Çok ferah ve çok bahardı bu tabaklar bizim için!

Ara sıcak olarak iki enfes denememiz oldu. Biri, fırınlanmış tatlı patates küpleri üzerine eklenen kıtır kıtır Kastamonu pastırması ve tulum peyniriydi. Öğrendik ki; balkabağı ile yapılan bir tarif olmasına rağmen mevsim nedeniyle şu an tatlı patates ile servis ediliyormuş kendisi. Mevsimi geldiğinde balkabağını da deneyeceğiz elbette ama bizim için tatlı patatesli hali fazlasıyla lezzetliydi. Diğer ara sıcak denememiz ise pırasalı börek oldu. Sanırım baklava için kullanılan yufkalar kadar incecik bir yufka ile yapılmıştı ve çıtır çıtır, nefis bir lezzetti vardı. Her iki tabağı da yemeğe doyamadık.

Paylaşımlı olsun düşüncesi ile üç ayrı ana yemek denemesi yaptık o gece. Ekşili Köfte, restoranın Maslak Doğuş Center’daki minnacık ama müdavimler yaratmış eski yerinde de çok sevilen ve Mika evladı olarak benimsenmiş bir ana yemek tabağıymış. Ben bu lezzeti aşırı sevdim ve lezzet hafızamda babaanneciğimin yaptığı ekşili köfte günlerine kadar geri gittim diyebilirim. Antep’ten gelmiş kuru dolmalarla yapılmış etli dolma, içindeki sumak ekşiliği ve az da olsa acılığıyla kalbimizi kazanan diğer ana yemek oldu. Dolmaların üzerindeki yoğurdun tarhunla yükseltilmesi de nefis bir dokunuştu, çok sevdik bu detayı. Humuslu köfte ise ana yemek olarak denediğimiz son tabaktı. Ev dışında köfte yemek benim için bir miktar eziyettir aslında. Bu noktada ne derece huysuz olacağımı tahmin bile edemezsiniz, ancak Mika’nın köftesine bayılmam da gecenin en tatlı lezzet detaylarından biri oldu benim için.

Ayrıca şunları da eklemeden geçemeyeceğim; Mika’nın ekmekleri şehrin bence en doğru ekmek üreticisi olan Bröd’e ait ve bahsettiğimiz tüm bu lezzetlere eşlik eden müzikse söz edilmeden geçilmemeli diye düşünüyorum; zira muhabbetinize enfes Rock müzikleri -mesela; -Tom Petty Free Fallin’- eşlik edebiliyor ve sizi bir anda alıp bir başka diyara sürükleyebiliyor.

Yemeğimiz boyunca sık sık muhabbetimizi kesip önümüzdeki tabakları ve lezzetlerini konuştuk Mika’da. Galiba, iyi bir mutfak beklentimiz olsa da çıtanın bu denli yükseleceğini düşünmemiştik. Restorandan çıktığımızda, sosyal medyanın sofralarımıza aslında hiç de hoşlanmadığım bir yansıması olan “önce resim”  klişesinin değişmesini diledik. Böylesi emek verilmiş lezzet adreslerinde, ilk olarak masaya gelmiş tabağı çekmek yerine, çatal bıçak değmiş ve yenmeye devam eden bir tabağı paylaşmak sizce de daha uygun olmaz mı, ne dersiniz?

İster kısa öğle yemeklerinizde, ister uzun akşam muhabbetlerinizde ve isterseniz de özel davetlerinizde tam olarak aradığınız samimiyet ve damak keyfini Mika Lokanta’nin size vereceğinden şüpheniz olmasın. En kısa zamanda keşfetmenizi dilerim.

Şimdiden afiyetler!

Mika Restoran Adres: Teşvikiye Mahallesi, Hacı Emin Efendi Sok. No:27A Nişantaşı.

Instagram

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Lokanta Kru

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN