Selamsız Caddesi bizim muhitin ana caddelerinden (minübüs caddesi) olduğundan sıkça kullanırım. Bilmeyenler için caddeyi tarif etmem gerekirse; Selamsız yokuşunu çıkıp devam edince önce solda Çevik Kuvvet görülür, geçtikten sonra ilerde yol ayrımında, yapımı 1842’de tamamlanan Üsküdar Çocuk Şube Müdürlüğü’nün hizmet verdiği Çinili Karakolu ihtişamıyla dikkat çeker. Çınar ağaçları ile çevrili, giriş kapısının üzerinde bir kitabesi bulunan bu iki asırlık binayı geçip Gazi Caddesi’nde devam edildiğinde ise solda Art Nouveau tarzındaki penceresiyle göz kamaştıran ahşap binayı görürsünüz.
Buraya kadar ana cadde üzerindeki bu binalar, her gün en az iki kere gördüğüm yerlerdi fakat bir gece yanlışlıkla bir sokağa girmem ile Roman Mahallesi, Çinili Karakolu, ahşap binalardan mütevellit sandığım mahallemde İstanbul’u sevmek için nedenlerimden biri daha olan “o yer”le karşılaştım. Zira Görümce Sokak ile Mektep Sokağın kesiştiği yerde, o gece gördüklerim çok acayipti!
Ne gördün de bu kadar şaşırdın bre mimar derseniz: O tek arabanın sığdığı, hayatımda ilk defa geçtiğim daracık sokakta, bir yanımda sonradan Özel Surp Haç Ermeni Lisesine ait olduğunu öğrendiğim yüksek duvarlar vardı. 1860 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan bu okulun duvarlarını geçip kafamı çevirince Mona Lisa ile göz göze geldim! Nereye ışınlandım diye bir müddet düşündüğümü hatırlıyorum. Selamsız’da Mona Lisa görmüş olamam neticede! Sokak düğünleriyle, kavgalarıyla, Romanlarıyla, 70′lerde mahalle takımının yaptığı maçlarıyla ünlü Selamsız’dan bahsediyoruz!