“Elime kalemi tutuşturup resim yap dediklerinde takriben 3 yaşındaydım. Kuru boya – kara kalem – yağlı boya – karikatür yolunda yılmadan ilerledikten sonra minyatür modelleme durağında takılıp kaldım.” diyen YummyKupe tasarım markasının yaratıcısı Deniz Emek, 5 yıldır polimer kil ile modelleme üzerinde çalışıyor. Minyatür aşkı için, esas mesleğim olan gazeteciliği bırakan tasarımcı ile “minik atölyesinde minik tasarımlar yarattığı minik dünyası”nı konuştuk…

Şu anda masanızda neler var?

Bilgisayarım, kesme matı, modelleme araç-gereçleri, düşünen tavşanlarım, araç kutusu ve tabii ki kahvem.

Masanızı nereden aldınız?

Beyaz mobilya takıntım var. İstediğim beyaz masayı IKEA’da buldum. En yakın arkadaşım ve ben, minik kırmızı bir araba ile Ümraniye’deki IKEA’ya gitmeye çalışıyoruz. O tarafı bilenler anlayacaklardır; yol çok karışık. Birimizin elinde navigasyon cihazı, birimizin gözü sürekli tabelalarda olmasına rağmen 10 dakikalık yolu bir saatte kat ettik. IKEA’nın önünden 2 kere geçtik; her defasında Şile yoluna saptık. Masayı alıp dönerken de aynı durumla karşılaştık tabii. Masama ulaşmam baya zahmetli oldu :)

Neleri – kimleri takip ediyorsunuz?

İsrail’den Shay Aaron ve Fransa’dan Stephanie Kilgast… Her ikisi de miniature food sanatının dünya çapında en yetenekli isimleri.

Neyi/nereyi siz tasarlamış olmak isterdiniz?

Miniatürk’ü tasarlamış olmak isterdim. Hem dikkat çekici bir konsept, hem de unutulmaz bir imza olurdu.

İlerde neyi/nereyi tasarlamak istersiniz?

Oldum olası, akvaryum tasarlamak istemişimdir. Balıklar için minyatür bir sualtı dünyası.. Mutfağı, salonu, yatak odası olan sualtı evleri! :)

Tasarımlarınızı nerelerde görmek isterdiniz?

Otobüse / vapura bindiğimde birilerinin kulağında benim tasarladığım küpeleri görebilmek çok güzel bir duygu. Bunun daim olmasını dilerim.

Tasarım açısından en beğendiğiniz şehir?

San Sebastian. Öncelikle denizle iç içe bir şehir olduğu için. Ama daha da önemlisi, şehrin mimarisi. İlginç binaları, köprüleri ve modern heykelleri. Her köşe başında rastlayabileceğiniz şu kıpırdamadan duran heykel adamlar ve müzisyenler.. Sokağını sanatla ören bir şehir…

İşinizle ilgili en çok neyi seviyorsunuz?

İşimin en güzel tarafı, sınırsız yaratım hürriyeti. Aklıma bir fikir mi geldi, hemen malzememi hazırlayıp işe koyulabilirim. Renkler sınırsız. Fikir sınırsız. Üretim kendi elimde. Özgürlüğü hissettiğim yer, atölyem. Fakat işin evrak, fatura gibi ciddiyetli taraflarına katlanamıyorum :)

Sizce “ilham” ne demek?

Fikirlerimin önce paramparça bölünüp, sonra ahenkle bir araya gelmesi. Karmaşık görünen basit bir süreç. Bazen bir pastane vitrini bile ilham kayağım olabiliyor.

Ajandanızda bu hafta/ay için neler var?

– Deniz Toraman’ın “Kuşların Dansı ve İstanbul” isimli sergisi
– Yaz tatlılarına özel yeni bir minyatür aksesuar konsepti planı
– Minyatür ev / oda tasarımları
– YummyKupe Minyatür Aksesuar Tasarımı Atölyelerini başlatıp, meraklılarına blok dersler vermek
– Babylon’da Jehan Barbur konseri

Pazar kahvaltısında sizi nerelerde görebiliriz?

Tarihi Moda İskelesi’nin restoranında, denize en yakın masada, dostlarımla.

İstanbul’da özellikle ilham veren semtler hangileri ve bu semtlerde hangi cafe/restoranlarda oturuyorsunuz? 

Kadıköy / Moda ve Eminönü / Tahtakale. Moda; verdiği huzurla, Tahtakale ise; çeşitliliği ve renkleriyle ilham kaynaklarım.

İletişim :
Facebook : www.facebook.com/yummykupe
Web: www.yummykupe.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?