Geçtiğimiz haftalarda Çırağan Sarayı’nda çok leziz bir deneyim yaşadım. Bildiğimiz gibi Boğaz’ın en güzel yerindeki sarayda yıllardır harika lezzetler yaratılıyor ve en iyi seviyede hizmetle sunuluyor. Bugünlerde ise farklı bir konseptin heyecanı yaşanıyor. Mutfak Sanatları Akademisi’nin stajyer aşçılık öğrencilerinin şefleriyle birlikte modern tatlar yarattığı restoranı Okulun Mutfağı Haziran ayının sonuna kadar bu lezzetleri Çırağan Sarayı’nda bir pop up restoran konseptiyle sunuyor. Ben de taze bir MSA’lı olarak ayrı bir heyecanla menüyü tatma fırsatı buldum.

*Deniz’in harika notlarını okuduktan sonra, Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki MSA imzalı yeni restoran olan MSA’nın Restoranı‘na gitmek isterseniz buraya tıklayın.*

Yakın çevremdekiler Mutfak Sanatları Akademisi’nin hayatımdaki yerinin önemini iyi bilirler. Geçen sene kimilerine göre ani ama bana göre son derece beklenen bir kararla kurumsal iş dünyasını bırakıp MSA’da profesyonel pasta ve ekmekçilik eğitimi almak üzere yeni bir adım atmıştım. Uzun ve yorucu eğitimin ardından staja da orada kalınca 8 ayımı geçirdiğim yer bir nevi ikinci evim olmuştu. Orayı özel kılan ise öğrendiğim ve deneyimlediğim yepyeni bilgiler ve tabii ki de tanıştığım insanlardı. Bir güzel keşif ise Okulun Mutfağı’nın harika lezzetleriydi. Öğrencilik dönemimde yemeklerinin lezzetlerini tatma fırsatı yakaladığım bu restoranın mutfağına staj dönemimde sık sık uğradım ve hem disiplinlerine hem de kolay kolay her mutfakta göremeyeceğiniz hijyenlerine tanık oldum.

ginger mojito

Bu aralar farklı bir heyecan yaşanıyor Okulun Mutfağı’nda. Çırağan Palace Kempinski ile bir iş birliğine imza atan MSA, restoran ekibi ile birlikte Çırağan içerisinde bir pop up restoran konseptinde hizmet vermeye başladı. Mayıs ayında hizmete giren bu pop up restoran Haziran sonuna kadar Pazartesi hariç haftaiçi akşamları servis verecek. Bu işin en güzel kısmı ise pop up restorana ayrılan bölümün Çırağan’ın bahçesinde yer alıyor olması. Çırağan’da bahçe demek Boğaz’a bakıp bakıp İstanbul’a olan kızgınlığınıza biraz ara verip ona aşık olmak demek.

cibes

Mayıs ayında ben de bu keyifli deneyimi yaşama fırsatı buldum ve yediğim içtiğim her şeye ayrı ayrı bayıldım. Başlangıcı çok özel bir kokteyl menüsüyle yaptık ki gecenin keyifli olacağının habercisiydi bu sanırım. Kokteyl menüsü Göksel Güleç imzalı. Kendisi Çeşme’nin iddialı restoranı Alancha’nın miksolojisti ve kokteyl işine çok farklı bir yönden bakıyor. Bildiğimiz kokteyl tariflerinden ziyade farklı bitkiler ve aromatik çayları demleyerek, kimi zaman elde ettiği köpükleri kullanarak, bazen de füme işlemlerinden geçirerek yepyeni kokteyller yaratıyor. Yani aslında kendisi mutfağı barla birleştiriyor. Çırağan’daki menüde oldukça iddialı tatlar var. Özellikle kokteyllerin içinde kök zencefilin tadını çok sevdiğimden seçimimi Ginger Mojito’dan yana kullandım ve çok beğendim. Bunların dışında masamızda karamelize edilmiş egzotik meyveler ve füme işleminden geçmiş viski içeren Füme ve içinde pek çok demlenmiş aromatik çay ve armut votkası bulunan Wild Cat de denendi ve tam not aldı. Özellikle Füme’nin sunum şekli pek keyifli, tavsiye ederim.

somon pastırma

Kokteyllerin ardından diğer heyecanlı kısım yani yemeğe geçince ve menüyü görünce ayrı bir sevinç yaşadım. Çünkü yazın MSA’da tattığım ve tadı damağımda kalan somon pastırması menüdeydi. Gravlax olarak hazırlanan somon sonrasında pastırma gibi dilimleniyor ve yanında acı bir sos ve avokado ile servis ediliyor. Menünün paylaşımlıklar kısmında yer alan diğer tatların da büyük kısmını denedik ve diyebilirim ki dana dil gecenin yıldızı oldu. Ağır ateşte pişen dana dil yanında ev yapımı karışık turşular ile servis ediliyor ve tadı mükemmel. Cibes otlu salata uzun zamandır gözdelerim arasındaydı zaten; yine büyük keyifle yedim. Salatayı ana yemek olarak yemeyi pek tercih etmem ama cibes otlu salata bu alışkanlığımı rahatlıkla kırar. Buna alternatif olarak tütsülenmiş beyaz peynir ve domates salatasını da deneyebilirsiniz. Rengarenk domatesler ile görüntüsü ve lezzeti pek yerinde.

dana dil

Uzun ve doyurucu paylaşımlık tadımımızdan sonra ana yemek kısmına geldiğimizde ben zaten daha mekana varmadan ne yiyeceğimi kafaya koymuştum. Menüde 61 °C somon ve köy eriştesi ismiyle yer alan yemeğin methini çok duyduğumdan hemen onu sipariş ettim. Sous vide adı verilen özel bir yöntemle pişirilen bu somon adından da anlayacağınız gibi 61 °C’de yani oldukça düşük bir sıcaklıkta uzun sürede pişiriliyor. Sonuç olarak ise her yeri aynı oranda pişmiş, lokum gibi dağılan bir et ile karşılaşıyorsunuz. Somonun tadı ve yanındaki bol tereyağlı erişte şahaneydi. Masanın somon yiyenleri olarak Sercan’ın önerisiyle Allure Crispy Chardonnay sipariş ettik. Trakya bağlarının mahsulü bu şarabın özelliği hiç fıçı görmeden şişeleniyor oluşu. Son derece hafif, ferah ve taze bir şaraptı; somonla çok güzel bir eşleşme yarattılar.

Kapanışı ortaya gelen tatlılarla yaptık ki sanırım en keyifli kısım burasıydı. Tatlılarımız karamelize muz ve patlamış mısır ile servis edilen çikolatalı frigo, parça çikolata, tuzlu karamel ve tonkalı dondurma tabağı ve tropik meyve mücevherleri ile sunulan Hindistan cevizi sütü çorbasından oluşuyordu. Çikolatalı frigo tamamen kendi ürünleri ve karamelize muz ile harika bir ikili olmuşlar; favorim tatlım kesinlikle bu. Dondurma ile aram pek iyi değildir ama dondurma tabağının görüntüsü çok neşeli ve lezzetler güzel. Beni asıl heyecanlandıran ise kornetin tadı dibindeki çikolata sürprizi oldu. Kornetleri de kendileri yapıyorlar bu arada. Tropik meyve mücevherleri ve Hindistan cevizi sütü çorbası bulunduğu kaseden biraz daha büyük ve içi buzla dolu bir başka kasenin içinde servis ediliyor. Hindistan cevizi sütünü kimileri pek sevmez; alışkın olduğumuz bir tat olmadığından belki. Ama tatlı soğuk servis edildiğinden oldukça ferah ve hafif olmuş.

frigo

Genel olarak menüye baktığınızda aynen MSA’daki restoranda olduğu gibi az ve öz çeşit var. Zaten bir menüde az ama gerçekten iyi lezzette kalemlerin yer alıyor olması asıl önemli olan diye düşünüyorum. Fiyatlar ise Çırağan Sarayı gibi muhteşem bir mekanda böyle lezzetler için son derece makul. Özellikle mutfaklarını yakından bilen biri olarak kullanılan malzemelerin iyi kaliteden ve özenle seçildiğini de belirtmem lazım. Havalar artık yavaş yavaş yaz hallerine girdiğinden Haziran ayı içerisinde haftaiçi bir akşamınızı mutlaka bu deneyime ayırın derim. Gitmeden rezervasyon yaptırmanızı da tavsiye ederim.

Görseller: Deniz Özdağ

Kapak görseli: MSA

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Böyle güzel bir konseptin Çırağan Sarayı’nda olması beni daha da sevindirdi. Hemen Tuna’ya söylüyorum, yürüyüş mesafesinde böyle güzel tatlar olması çok güzel! :) Teşekkürler Deniz!

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?