Seyahat ederken, ofisteyken, ders çalışırken, trafikteyken veya sadece kahve içerken… Müzik dinlemek istiyorum ama öyle her an radyoda denk gelip durduğum ya da herkesin dilindeki şarkıları değil farklı, her zaman dinlemediğim şarkıları istiyorum. Bazen kimi şarkıcılar veya gruplar aklımızdan çıkıyor, hit olan belli başlı isimler haricinde kalanları unutuyoruz. Sonra hep tekrara düşüyorum ve sonucunda müzik dinlemek artık beni mutlu etmemeye başlıyor. 

Roy Robinson

Nostalji, geçmişteki mutlu bir ana duyulan özlemdir.  Bu hafta gerek 2018’e veda gerek de izlediğim filmlerle biraz nostaljik müziklere düştüm ama harika oldu çünkü efsane müzisyen Roy Orbison ile tanıştım.

Roy Kelton Orbison, 23 Nisan 1936 doğumlu fakat henüz 52 yaşındayken bir kalp krizi sonucu 1988’de kaybettiğimiz Amerikalı şarkıcı, söz yazarı, müzisyendir. Tüm dünyada güçlü, derin ve hatta pürüzsüz denebilecek sesi sayesinde söylediği şarkılara kattığı duygu yoğunluğuyla tanınır. Kendisini hatırlayamayanlar için “Oh, Pretty Woman!” demem yardımcı olur gibi geliyor. Evet o 1990 yapımı muhteşem “Pretty Woman” filminin daha da muhteşem film müziği. Şarkı, Roy Orbison’un ölüm tarihinden de tahmin edeceğiniz üzere filmden çok daha eskiye dayanıyor. Prince tarafından 1990 yılında film için tekrar bestelenmiştir.

Roy Orbison, zamanında Elvis Presley, The Beatles ve Eagles ile turneye çıkmış tek kişidir hatta Elvis Presley’in kendisi için “Roy, dünyadaki en büyük sanatçı!” dediği söylenir.

Texas’da doğup büyüyen Orbison, kalın çerçeveli gözlükleri, sarıya yakın renkteki gözleri ve kulakları nedeniyle gençlik yıllarında görünüşünden oldukça rahatsızlık duyardı. Bu yüzdendir ki bir süre sonra açık renkteki saçlarını simsiyah boyamaya başladı. Çok geçmeden sesini keşfederek yakın çevresinin ilgi odağı haline gelen Roy Orbison, babasının 16. yaş gününde hediye ettiği gitardan itibaren müziğin peşini hiç bırakmadı. Lise yıllarından sonra Teen Kings adındaki grupları ile ilk albümü olan “Sun Records”u piyasaya sürdüler fakat bu gençler çok geçmeden kendi yollarında gitmeyi seçtiler.

Birçok şarkısını ilk eşi Claudette Frady için yazdığı söylenen Orbison, 1966’da eşini bir kazada kaybettiği zaman kariyerinin altın çağına erişmişti. Bu parlak dönemin ardından eşini kaybetmesi sanatçıyı sessiz bir dönem geçirmeye zorladı. 70 ve 80’lerde yeni albüm ve şarkılar seslendirmeye gayret eden Roy Orbison, 1987’de “In Dreams: Greatist Hits” albümüyle tekrar ilgi toplamaya başladı ve eski tahtına kavuştu. 1988’de kalp krizi sonucu ani ölümü, tüm dünyayı derinden sarstığı gibi dünya basınında da büyük ilgi topladı.

O güzel sesiyle, hiç eskimeyen ve eskimeyecek şarkılara imza atmış efsane bir sanatçı Roy Orbison. Her şarkısı ayrı güzel ama benim favorilerim “Unchained Melody” ve “Only the Lonely”.

Artık her hafta birlikte yeni bir ya da bazen birkaç şarkıcıyı veya grubu tanıyacağız ya da hatırlayacağız. Müzik ruhun gıdası.

 

ELLIOT MOSS

Elliot Moss ile ben de diğer birçok insan gibi “Slip” şarkısı sayesinde tanıştım. Bir gün yine eski playlisyt’lerimi karıştırırken denk geldiğim “Slip” şarkısını dinlerken çok etkilendim ve o an içimde kendisine dair bir merak oluştu.

Elliot 1993 doğumlu, henüz çok genç ama bence çok başarılı Amerikalı bir müzisyen. Müzik yapmaya annesi ve babası da müzisyen olduğu için çok genç yaşlarda başlamış. Bir röportajında babasının gitarını ilk kez eline aldığında büyülendiğini ve o günden sonra ilgisini müzik haricinde başka bir şeye veremediğini söylemiş.

İlk şarkısı 2013 yılında yayınladığı, dinleyen herkesin gönlünde taht kuran ve benim de kendisini keşfetmemi sağlayan “Slip”. İlk albümü olan Highspeeds ise 2015 yılında çıkmış ve zaten Slip şarkısı da bu albümün içindeki 12 şarkıdan biri. Highspeeds, o dönemde birçok listede yılın en iyi 10 albümü arasında gösterilmiş. Bence de albümdeki tüm şarkılar şahane fakat favorilerim “Best Light” ve “Slip” oldu.

İkinci ve şuan ki en güncel albümü ise 2017 yılında çıkardığı “Boomerang”. Bu albümündeki en çok konuşulan ve benimde favorilerime üst sıralardan giriş yapan şarkıları “99” ve “Falling Down and Getting Hurt”. Elliot Moss’da dikkatimi en çok çeken şey ise şarkıların sözleri, dikkatli dinlendiği zaman şarkılar gerçekten çok şey anlatıyor. Bu güzel şarkılar için teşekkür ederiz Elliot Moss, yolun açık olsun!

 

LYKKLE LI

Birçoğumuz Lykkle Li’yi I Follow Rivers isimli efsaneleşmiş şarkısından hatırlıyor olabiliriz ama aslında Lykke Li bildiğimiz ve dinlediğimizden daha fazlası. Hayatımın belli dönemlerinde Lykke Li aklıma geliyor bir süre sadece onu dinliyorum ama sonrasında hitlerin arasında ismi kayboluyor ve aklımdan çıkıyor. Bu hafta bir kez daha Lykke Li’yi hatırladım ve artık bırakmaya hiç niyetim yok.

Tam adı Li Lykke Timotej Zachrisson olan İsveçli şarkıcı ve söz yazarı kendisi. Müziği indie, dream pop ve elektronik müzikten esintiler barındırıyor. İlk albümü olan Youth Novels 2008 yılında piyasaya sürüldü ve senenin çoğunda Best Of listelerinde yer aldı. İkinci albümü 2011 senesindeki Wounded Rhymes’e kadar birçok filmin ve dizinin soundtrack’ına katkıda bulundu. Kimi zaman hali hazırda olan şarkıları kullanılırken kimi zaman filmler için yeni şarkı yazdı. Bunlar arasında muhtemelen en çok bilineni Alacakaranlık serisinin Yeni Ay filmi için yazdığı Possibility şarkısıdır.

İkinci albümü olan Wounded Rhymes, The New York Times, The Observer ve Rolling Stone gibi müzik listelerinde yılın en iyisi olarak yayımlandı. 2014’de yayımlanan I Never Learn isimli 3. albümü ile Lykke Li kariyerinin zirvesine ulaştı. Son albümü 2018 yazında So Sad So Sexy ismiyle çıkan Lykke Li’nin şarkıları Teen Wolf, Pretty Little Liars, Vampire Diaries, Glee, Aynı Yıldızın Altında ve Kuralsız gibi birçok dizi ve filmde kullanıldı.

Ne zaman dinlesem beni kendisine bir kez daha hayran bırakan Lykke Li’nin neredeyse her şarkısını büyük bir zevkle dinliyorum ama favorilerim: Get Some, Two Nights, Hard Rain ve Possibility.

 

JETTA

Geçen gün eski playlistlerimden birini karıştırırken Jetta’nın 2014 yılında tekrar uyarladığı Ten Years After isimli İngiliz rock grubunun efsane şarkısı I’d Love to Change the World ile karşılaştım. Zaten eskiden de bildiğim ama unuttuğum bir şarkıydı, onu tekrar bulmak beni çok mutlu etti. Genelde bir şarkıcının bir şarkısını çok sevdiysem merakla diğer şarkılarını da dinlerim. İşte Jetta’da beni bu anlamda tatmin eden minik bir keşfim oldu.

Kendisinin asıl adı Jetta John-Hartley,  İngiliz şarkıcı ve söz yazarı. Aslına bakarsanız çok da fazla şarkısı yok yani az, öz ama yeterli. İlk çıkışını 2013 yılında Feels Like Coming Home şarkısıyla yapmış ve büyük beğeni toplamış. Benim favorim I’d Love to Change the World’den sonra Enemy in me ve Hangin’ oldu.

Bu haftaki müzik önerileri arasında Jetta ve Lykke Li’yi denemeyi unutmayın. Dinlediğiniz şarkılardan pişman olmayacaksınız.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR