Seyahate çıkarken, hele ki ilk kez ziyaret edeceğiniz bir şehirse hedefiniz, biliyoruz siz de her gününüzü en iyi şekilde planlamak, en doğru mekanları ziyaret edebilmek için uzun araştırmalar yapıyorsunuz. İnternet evreninde yer alan yüzlerce en iyiler listeleri ve öneriler arasında theMagger’daki seyahat yazılarının da unutmadığınızı biliyoruz. Magger’ların önerilerileriyle New York’un lezzet duraklarını sizini için derledik. Şimdiden iyi yolculuklar!

Katz’s Delicatessen 

Katzs Delicatessen

Öncelikle NY’ta müthiş bir DELI kültürü var. Her köşe başında çeşit çeşit büfeler bizdeki dönerciler gibi iyi iş yapıyor. Buralarda meşhur zincir fastfoodçuları sollayacak lezzette sandviçler, bagellar, hamburgerler yiyebiliyorsunuz. Bir numara hangisiydi derseniz açık ara Katz’s Delicatessen derim. 1888’de açılan mekan o zamandan beri hem NY’luların hem de turistlerin akınına uğruyormuş. Biz de gittik Katz’s ın spesyali Pastrami Sandwich’i denedik.

Eti özel süreçlerden geçirerek yumuşacık ve sulu kalmasını sağlıyorlarmış. Hayatımda yediğim en güzel sıcak sandviçti diyebilirim. Katz’s Deli Lower East Side bölgesinde, East Houston Caddesi, 205 numarada. F treni ile Avenue 2 metro durağına 5dk yürüme mesafesinde.

– Deniz Odabaşıoğlu

Burger Joint

Le Parker Meridien Otel’in lobisinin hemen yanında en az 30 metrelik bir sıra göreceksiniz. Evet bildiniz, bu sıra Burger Joint’e açılıyor! Ufacık tefecik bu mekanda burger yeme şerefine nail olabilmek için içeridekilerin yiyip kalkmalarını bekliyorsunuz. Dekorasyon tamamen lisede gittiğiniz ve rock çalan o ergen kafesinin aynısı. Ancak sırada takım elbiseli Wall Street abilerinin içeride burger + bira yapabilmek için müdürlerine çok önemli bir toplantıya giriyorum seni sonra arıyım dediklerini duyunca önemini kavradım. Özellikle burger eti ile farklılaşan Burger Joint’in cheeseburger’i cennetten bir ısırık almak gibiydi. Kepekli/çavdar ekmeği seçeneği yok. Hamburger harici ana yemek de yok. Izgaranın üstüne astıkları “Vejetaryen misiniz? Patetes Yiyin.” “Glutensiz mi beslenmek istiyorsunuz? Hamburger ekmeğini unutun.” tadındaki tatlı sert yazılardan konsepti anlıyorsunuz.

– Zeynep Cansoylu Samancıoğlu

Five Napkin Burger

asiago-turkey-burger

Girişinde 45 dakika sıra beklediğimiz güzide bir mekan olan Five Napkin Burger, yemek cenneti Hell’s Kitchen’da bulunuyor. Tatlı patatesleri ve kokteylleri ile midelere şenlik bir mekan.

– Irmak Özer

Carnegie Deli ve Benash Delicatessen

Sapkın ve tacizci yönetmenimiz, Amerikan medyasının bir tanesi Woody Allen’ın sık uğradığı söylenen, ünlü kebapçılar misali duvarlarında daha önce ziyaret eden ünlülerin resmi bulunan Carnegie Deli, bundan sonra et denince aklıma gelecek yerlerden olur herhalde. Dev sandviçleri ile ünlü bu yer yerine, tam karşısında Foursquare’da da yazdığı gibi (maalesef) suratsız garsonlarını fazla ciddiye almazsak Amerikan usulü koca kurabiyeleri, sandviçleri ve cheesecakeleri bir şahane olan Benash Delicatessen’i (857 7th Ave at W 55th St.) öneririm.

– Irmak Özer

Big Gay Ice Cream Shop

Big Gay Ice Cream Shop

Neredeyse her köşeden çıkan dondurma kamyonları istemeseniz de subliminal mesajlarla dondurmayı aklınıza sokuyor. Bunlardan birinden koca bir küllah dondurma ya da popsicle almak şart. Fakat dondurma için benim önereceğim yer Big Gay Ice Cream Shop! Hem East hem de West Village’da bulunan bu dondurmacı dünyanın en “gay” konseptine sahip. Devasa boyutta rengarenk sprinklelarla kaplı dondurmaları unicornlar tarafından üretiliyor ve midenizde gökkuşağı kusan periler uçuşturuyor.

– Afaysala

Roberta’s

Kaldığımız yere çok yakın East Williamsburg’de Roberta’s adında güzel bir mekan bulduk. Bu bölge eskiden eski depoların sanatçılar ve hipsterlarca ele geçirilip “cool”laştırılmasıyla kentsel bir dönüşüme uğramış. Öncelikle şunu söyleyeyim eğer buraya gitmeyi planlıyorsanız 1.5 saat kadar -belki 2- barda takılmayı göze almalısınız. İsminizi yazdırdıktan sonra içkinizi ve atıştırmalığınızı alıp içerideki ya da renkli ışıklarla süslenmiş bahçesindeki barda sosyalleşebilirisiniz. Mekanın içerisindeki küçük radyo stüdyosunun hemen yanındaydı masamız. Yediğimiz et tabağı, pizzalar ve şarap lezzet olarak oldukça başarılıydılar ama sadece atmosferi bile memnun etmeye yetiyor Roberta’s’ın.

– Afaysala

Apotheke

Apotheke-2-540x367

New York’ta havanın buz gibi olduğu, kendinizi kötü hissedip dışarı çıkmakla çıkmamak arasında kaldığınız o karlı gecelerden biriyse, bu gizli mekanın tadını çıkarabilirsiniz: Apotheke Cocktail Bar! Sizi muhteşem içki menüleriyle iyileştireceklerine emin olabilirsiniz. Tümü alkollü kokteyllerden oluşan sağlık ve güzellik içecekleri, stres kesiciler, ağrı kesiciler, uyarıcılar, afrodizyaklar, tedavi ediciler ve daha fazlası.. Barın arkasındaki isim Albert Trummer, yüzyıllık şişeleri, imbikleri ve deney tüpleriyle doktorunuz olacak.

– Alper Daron

Café Habana

Cafe Habana

New York’tan Küba’ya yolculuk yapmak zor ve pahalıdır. Peki ya Küba kültürü ve mutfağıyla ilgiliyseniz? O zaman SOHO bölgesindeki Prince Street’teki Café Habana’ya  gidebilirsiniz! Café Habana küçük olduğu için önünde çoğu zaman sıra olabilen ama yemeklerinin lezzeti için gerçekten beklemeye değen bir yer. Küba mutfağından muhteşem yemeklerin yanında diğer Latin Amerika mutfaklarından da bazı lezzetler sunuyorlar.

– Alper Daron

Ruby’s

20110822-rubys-primary

Fotoğraf: http://aht.seriouseats.com/

Mulberry Street’teki bu küçücük ufacık mekana gidin, sıra varsa to-go alın. Ne yapın edin hamburgerlerinden yiyin. Ben şiddetle Bronte Burger’i öneririm. Burada yediğim hamburger hayatımda yediğim en lezzetli yemek olabilir rahatlıkla. Birkaç ufak notum var: Kepekli/çavdarlı ekmek gibi alternatifler yok
- Hamburger o kadar büyük ki ekmeksiz de doyururcu
. Hamburgerin yanında normalde salata veriyorlar, patates kızartması tadını öldürüyor diyorlar (kanımca haklılar)
. Mekan sahipleri, biraları ve etleri Avustralyalı, 100% Aussie’ler yani!

– Zeynep Cansoylu Samancıoğlu

Blue Bottle Coffee

Blue Bottle Coffee

Gittiğimiz iyi kahvecilerden biri Chelsea’de eski bir tren yolundan dönüştürülen park Highline’ın üzerindeki Blue Bottle Coffee‘ydi. İlk dükkanı Oakland, California’da açılıp sonra zincirleşen ama butikliğinden bir şey kaybetmemiş bir kahve dükkanı Blue Bottle Coffee. Özellikle daha sonradan öğrendiğim isim hikayeleri çok etkileyici. 1683 Türklerin 2. kez Viyana’yı kuşatmaları sırasında bıraktıkları kahve çuvallarına dayanan bir hikayeleri var, mutlaka sitelerinden bu hikayeyi okumalısınız. Gözümüzün önünde drip tekniğiyle hazırlanan filtre kahve gerçekten çok lezzetliydi. Kullandıkları tüm kahve çekirdekleri organik ve taze işlenmiş. New York’ta Highline dışında Chelsea, Berry St. Bk. ve Rockefeller Center’da da şubeleri var, bir de standlar açıyorlarmış hatta ben Somarsburg bit pazarında önünde uzun bir sıra olan standlarını görmüştüm. Mutlaka denemelisiniz!

– Afaysala

Eileen’s Special Cheesecake

image_410

Fotoğraf: sprungonfood.com

New York’a gelmişken tabii ki cheesecake yememek olmaz. Spring Street metro istasyonu yakınlarındaki Eileen’s Special Cheesecake‘te yediğim cheesecake, yediğim en lezzetli cheesecakelerden biriydi. Küçücük butik bir dükkan burası, maksimum 6 kişinin oturabileceği kadar bir alanı var ve içeride sürekli sıra var. Tek kişilik boyutlarda hazırlanmış taze cheesecakeler’in en az iki çeşidini deneyip yanına da ev yapımı limonatalarından içebilirsiniz.

– Afaysala

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN