Toplu taşıma aracında gençten bir adam oturuyor. Üstünde mavi kareli bir gömlek, altında da kot pantolon var. Parmağıyla takip ettiği bir kitabın satırlarına dalıp gitmiş. Pantolonun kıvrılmış paçalarından ise ayaklarındaki lastik terlikler görülüyor. Muhtemelen gizliden fotoğrafının çekildiğinin ve ardından altına yapılacak yorumla, sosyal medyada meşhur olacağının farkında değil. Pek umurunda olduğunu da sanmıyorum. O an, orada, sadece kendisi ve kitabı varmış gibi görünüyor. Bir de fotoğrafı çeken ve paylaşan var tabii… Yaptığı yorumdan son derece modern ve çağdaş(!) biri olduğu anlaşılan kişi, belli ki habersiz fotoğraf çekmenin büyük bir kabalık olduğunu, başkalarıyla dalga geçmenin ise kendini üstün kılmayacağını öğrenememiş. Okusaydı öğrenirdi belki.

photo 1-4

Modernlik, çağdaşlık ya da ilericiliği, sürekli şekilsel kalıplara oturttuğumuz için, maalesef böyle nahoş durumlarla karşılaşabiliyoruz. Tanıdığım birçok kişi, dalga geçilmemesi için kitaplarını, ya masa altından, ya da çantalarının içinden okuyorlar. Ama görüldüğü üzere, dalga geçenler, bundan utanmayıp, yakışıksız üsluplarını afişe etmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Cemil Meriç’in meşhur bir sözü vardır: ’’Kitap, zekayı kibarlaştırır.’’ der. Son zamanlarda daha iyi görülüyor ki, bu ülkenin kibar zekalara ihtiyacı var.

Ağustos ayı okuma listem oldukça uzun. Romandan makaleye, klasiklerden şiire, oldukça çeşitli kitaplar okudum. Madem öyle göz atmaya başlayalım…

yalnizligin-kesfiPaul Auster- Yalnızlığın Keşfi

İki bölümden oluşan kitapta Auster, önce babasının ölümünün ardından yaşadığı duyguları ve onunla ilgili anılarını anlatırken, ardından kendi babalığını mercek altına alıyor. Akıcı, keyifli ve duygusal bir anı kitabıydı. Ben özellikle ilk bölümü çok beğendim. Ama okuduğum diğer Auster kitaplarıyla kıyaslarsam, ‘’Yalnızlığın Keşfi’’ dördüncü sıra civarlarında olur sanıyorum. Benim favorilerim hala, ‘’Yükseklik Korkusu’’ ve ‘’Ay Sarayı’’.

Ali Teoman PervanelerAli Teoman- Pervaneler

Bu öykü kitabında bana göre, her şeyden evvel dikkat çeken bir unsur var ki, o da yazarın üslubu. Doğrusu ilk birkaç sayfada zorlandım. Satırlar akmıyor gibi hissettim, kafam karıştı. Ancak sonrasında, özgün kurguları ve yazarın kendine has dil ve üslubunu çok sevdim. Diğer kitaplarını okumadan net bir şey söyleyemesem de, bu kitabın öykü severler için enteresan bir tecrübe olacağını düşünüyorum.

SvevoItalo Svevo- İyi Yürekli Yaşlı Adamla Güzel Kızın Öyküsü

Yaşlı bir adamın, genç ve güzel bir kızı sevmesi ve istemesiyle başlayan bu kısa kitapta Svevo, ahlak, bencillik, ikiyüzlülük, vicdan ve toplum konularını sade ancak etkileyici bir biçimde irdelemiş. Kolay okunan, son derece akıcı ancak hazmı zor olabilecek kitaplardan. Sırada ‘’Zeno’nun Bilinci’’ var…

Cem Meriç Mağaradakiler

Cemil Meriç- Mağaradakiler

Yazarın, yine çeşitli konular üzerine yazdığı ilgi çekici yazılardan oluşan bir kitap ‘’Mağaradakiler’’. ‘’Bu Ülke’’den farkı ise, kavramların açıklamasına daha çok yer verilmesi. İlk bölümde entelektüel insan tanımı yapılırken Meriç, eskilere giderek, bir çok entelektüeli inceler ve onları hakkındaki yorumları paylaşır. İkinci bölümde ise, ıslahat, inkılap ve ihtilali inceler. Çok güzel ve bence, kesinlikle okunması gereken bir kitap ama, itiraf etmeliyim ki, ben yazarın kendi fikirlerine daha çok ağırlık verdiği bölümden sonra daha çok keyif alarak okudum.

Jerzy Kosinski Şeytan AğacıJerzy Kosinski- Şeytan Ağacı

Yakışıklı ve genç bir adamın tükeniş hikayesinin anlatıldığı kitap, bana göre ‘’Boyalı Kuş’’un yanından bile geçemez. Yazarı Kosinski olmasaydı muhtemelen yarım bırakırdım ama onun hatırına bile zor bitirdim. Sevemedim.

 

Bin Hüzünlü Haz

Hasan Ali Toptaş- Bin Hüzünlü Haz

Türk Edebiyatı’nın Kafka’sı olarak anılan Toptaş’ın bu kitabını çok ama çok keyif alarak okudum. Zaman, mekan ve kişilerin iç içe geçtiği, klasik roman anlayışından çok farklı bir arayış hikayesidir ‘’Bin Hüzünlü Haz’’. Toptaş’ın kitaplarını ya çok uzun anlatmak gerekir ya da bir cümleyle söyleyip geçmek. Burada fazla yerim olmadığına göre; mutlaka okuyun!

 

frannyandzooeyJ.D.Salinger- Franny ve Zooey

Franny ve Zooey yirmili yaşlarda iki kardeştir. Franny, bencillik ve sahtelikten bıkmış bir kızken, ondan beş yaş büyük ağabeyi Zooey, zeki ancak hisleri törpülenmiş biridir. Bu kısa kitapta, iki kardeşin toplum, eğitim, din ve insanlar hakkındaki düşünceleri ve sorgulamaları bulunmakta. Salinger, yine benzer üslubuyla okuyucunun karşısında. Ben çok severek okudum, bir Holden değillerdi ama, mutlaka okumaya değer.

 

daireye-dair-ducane-cundiogluDücane Cündioğlu- Daire’ye Dair

Her şeyin bir daire etrafında dönmesi; her başlangıcın bitişinin, yine başlangıç noktasında son bulduğu düşüncesiyle yazılmış, Cündioğlu’nun tarz ve üslubunu sevenler için ideal bir kitap. Yine ilgi ve merakla okudum. Altını çizdiğim ve üzerinde düşündüğüm birçok cümle oldu.  Ben, bu adamın kitaplarını seviyorum. Benim gibi seven ve keyif alanlar varsa içinizde, mutlaka okumalı.

 

NDKVictor Hugo- Notre Dame’ın Kamburu

Hugo’nun klasikleşmiş muhteşem ve ötesi romanı! Elinizdeki komik aşk kitaplarını atın bir kenara ve hem bir klasik hem de şimdiye dek gelmiş geçmiş en tutkulu aşk kitabı olan ‘’Notre Dame’ın Kamburu’’nu okuyun. Ben geç kaldığım için çok pişman oldum. Bir aşk dörtgeninin yanı sıra, toplumsal hayat inanılmaz bir şekilde irdelenmiş. Karakterler mükemmel seçilmiş, dil ve üslup on numara. Kitabın nasıl bittiğini anlamadım. Daha ne diyeyim?

 

Tezer Özlü- Kalanlar

Özlü’nün yayımlanması için yazdığı ancak onun ölümünden sonra yayımlanan yazılarından oluşuyor ‘’Kalanlar’’. Yaklaşık üç saatte okuyup bitirdim ve kesinlikle yazarın en sevdiğim kitabı oldu. Daha ayrıntılı yazımı Kafkaokur’da okuyabilirsiniz; okumaya da bilirsiniz ama her halükarda ‘’Kalanlar’’ı mutlaka okuyun!

 

Koca TembelEmile Ajar- Koca Tembel

Yalnız bir adamın, piton besleyerek bu yalnızlığı gidermeye çalışmasını ve sonunda pitonla özdeşleşmesini anlatan, yine Emile Ajar’dan, muhteşem bir roman! İçindeki düşündüre cümlelerle, ironik anlatımı, sade ve anlaşılır diliyle, Ajar benim yine kalbimi çaldı. ‘’Onca Yoksulluk Varken’’ favori romanlarımdandır. Bu kitaba başlarken hayal kırıklığına uğramamak için fazla beklentim yoktu ama, ‘’Koca Tembel’’i de neredeyse onun kadar sevdiğimi söyleyebilirim.

 

Bilge KarasuBilge Karasu- Kılavuz

Fantastik bir anlatı olan ‘’Kılavuz’’da, düşle gerçek iç içe geçmiştir. Kitap, Uğur adlı gencin, yaşlı bir adama refakatçi arandığını gazete görmesi ve işe başvurmasıyla başlar. Kısa kitapta, bir sürü olay olmakta ancak ben okurken, tam olay örüntüsünü çözdüğümü düşündüğüm yerlerde, öyle bir anlatım ve durumla karşılaştım ki, çoğu yerde kendimle çeliştim, şüphe eder oldum. Yaşadığım bu hissiyat açısından ‘’Kılavuz’’ bana, Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarını hatırlattı. Çok beğendim ve ilgi okudum.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar- Şiirler

‘’Saatleri Ayarlama Enstitüsü’’nü büyük bir hayranlıkla okuduğum bu usta yazarın şiirlerini okumanın da ayrı bir tadı vardı doğrusu. Çok beğendim, çok hüzünlendim ve çok keyif aldım. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

 

Didem Madak- Ah’lar Ağacı

Uzun zamandır bu kadar yüreğime dokunan, bu kadar kalbimden vuran şiirler okumamıştım sanıyorum. Dizelerdeki benzetmeler, Madak’ın dili, seçtiği kelimeler evet çok isabetli ama asıl nasıl bir duyguyla yazdıysa, okuyucuyu müthiş etkiliyor ve hatta o duygulara hapsediyor. Ben, çok ama çok beğendim, dönüp dönüp tekrar okurum.

 

Cormac McCarthy- Yol

Adını bilmediğimiz baba ve oğul, bilmediğimiz bir sebepten ötürü tarumar olmuş dünyada yaşam savaşı vermeye çalışırlar. Artık eski dünya yoktur, kalan az sayıda insan da vahşileşmiş, dünya renksiz, karanlık ve ölüdür. Baba- oğul arasındaki iyimser diyaloglar, içinde bulundukları durumla dramatik bir tezat oluşturmakta. Yazarın dili yalın ve sade, üslubu ise oldukça şiirsel. Bu durum okuyucunun dikkatini oldukça çekiyor. Ne kadar kitabın içine gerektiğince giremesem de, çok başarılı ve okunası bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ağustos ayında okuduğum onbeş kitabı, elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Bu ay da, favorimi tek bir kitaba indirgeyemedim. Yine de sizin için bende yer eden üç tanesini paylaşabilirim; Bin Hüzünlü Haz, Notre Dame’ın Kamburu, Kalanlar, Koca Tembel ve Ah’lar Ağacı… Kitapta üçün beşin hesabı yapılmaz, iyi bir okuyucunun raconuna terstir. Hatta kitabın fazlası makbuldür. Azı ise yetersizdir muhtemelen. Kitabın sosyal statüsü, dini, politik görüşü, giyimi kuşamı, lastik terliği olmaz. Herkes okumalıdır. Sahi, toplu taşımadaki o genç adamın okuduğu kitabın ismi neydi acaba?

Gelecek ay görüşmek üzere, herkese bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?