Kitabınızda gördüğüme en çok sevindiğim isimlerden biri Özen Yula oldu. Bakarsın Bulutlar Gider’e geçen sezon gidemedim ama bu sezon benim için “ilk hedeftir, ileri!” Daha başka çalışmalarını okumak da yine kalkınma planımın içinde. Keza, Yekta Kopan da aynı şekilde. (Yekta Bey demişsiniz ama ben anladım onun Yekta Kopan olduğunu J) Kendisini çok severim. Kediler Güzel Uyanır favorimdir. En son romanı Aile Çay Bahçesi’ni okumuş muydunuz bilmiyorum ama inanılmaz etkileyici ve benim direkt kendimi bulduğum bir romandır. Eğer Okur Postası’nın ikincisini yayınlamayı düşünürseniz yine Yekta Kopan’a ve özellikle de bu romanına yer verebilir misiniz? Ayrıca da, mektubum vesilesiyle istekte bulunabilir miyim? Okur Postası’nın ikinci sayısında hayali okurlarınız, Emrah Serbes, Cem Mumcu, İhsan Oktay Anar ve Barış Bıçakçı’ya mektup yazarsa, Selma Fındıklı’ya da İmbatta Karanfil Kokusu ve Kum Gülü’nü yazdığı için teşekkürlerimi iletirse çok sevinirim. Bu arada Okur Postası II’yi çıkarmanız için üzerinizde baskı kurmaya çalıştığımı düşünmenizi istemem.
Sadece öykücüler ve romancılar yok kitabınızda, şairler de var. Hemen havamı tekrar atıyorum: Haydar Ergülen’i de tanıyorum ben! Nazan arkadaşım kendisine tapar beni de hayranı yaptı. Artık kendisiyle aynı şekilde düşünüyoruz: Haydar Ergülen şiirleri candır! Didem Madak’ı da hemen araştırdım ve birkaç şiirini de okumadan edemedim. Devamını da getireceğim mutlaka. Hayatını üç yıl önce kaybettiğini de okumuş oldum ve inanılmaz üzüldüm. Şiirlerinin devamının gelmeyeceğini bilmek çok ama çok sarsıcı, değil mi?
Biraz da okurlarınızdan bahsetmek istiyorum. Okurlarınız hayali değil bence. Biliyorum hikayelerdeki kahramanlar gerçek veya gerçeğe yakındır ama kitabınızdaki okurlar kanlı canlı bu hayattalar, eminim. Okurlarınızın çoğunluğu erkek. Emekli olmuş, hayatının artık yeni bir evresinde kimisi yalnız kimisi eşiyle ve kalabalık ailesiyle. Maddi sorun çekenler de var, emekli maaşını kitaba yatıranlar da. Erkek okurların bu kadar çok olması bahsettiğiniz yazarların karakterlerini çoğunlukla erkeklerden seçmeleriyle ilgili mi acaba? Gariptir, ben bazı hikayelerin ortalarında, bazen de en sonunda ismini okuyarak okurun erkek olduğunu anladım. Seçtiğiniz okurlar gerçekten çok özel. Bazılarını çok sevdim. Mesela Engin Mercancı, anneannesi için yaptığı buluşla beni kendisine hayran bıraktı. Mine Hanım’a mektup yazan Betül Yertaş’ın da yalanlara alışması, yalanı gerçek gibi kabul etmesi ve bizi de bu gerçekle yüzleştirmesi etkiledi beni. En çok da Cemil Bey’e mektup yazan Hasan Mayıseli’ni ve onunla birlikte tüm Midye reislerini sevdim. Ne kadar heyecanlı ve neşeli ekip bu böyle! Edebiyatla, hikayelerle resmen yaşamlarına yeni bir anlam gelmiş. “İşte, edebiyat böyle bir şey diyorum” ben de kendilerine. Sadece Hülya Munar’a karşı biraz tepkisizim. Yani ne sevdim ne sevmedim. Nedeni Elif Şafak olabilir sanırım. Benim bir türlü kanım ısınmadı kendisine. Kitaplarını daha on sayfa okumadan bıraktım. Bir tek Aşk’ı okudum o da Şems ve Mevlana’yı daha da yakından tanımak içindi. Neyse, bunlar benim kendi görüşüm sonuçta. Yine de Elif Şafak olmalıydı zaten bu kitapta. Okurlara geri dönecek olursak, günün birinde onlarla karşılaştığımda sizin kulaklarınızı bol bol çınlatacağımdan emin olabilirsiniz.