Oslo, August 31st: Bir Şehir Ve 24 Saate Sığan Sayısız Anı

Bir seçenek, bir ihtimal, bir şans var. Baştan başlamak, denemek, ilişki kurmak, emek vermek ve diğer her şey için. Her şey ne kadar anlamsızken değer mi? Kalbin deli gibi atmıyorsa, bir heyecan, bir aşk ile kıpırdayamıyorsa çabalamanın anlamı olabilir mi? Çoktan kaybettiğin, belki hiç bulamadığın bir şey var burada. Eksik olan nedir hiç bilmiyorsun, karanlığın içinden çıkan yolu bulamıyorsun. Oslo, August 31st, rehabilitasyondan çıkmasına birkaç hafta kalmış olan Anders’in Oslo’da geçirdiği 24 saat üzerine bir film…

Anders’ın bundan sonraki hayatının ilk 24 saatini; bir çıkış, bir yol aradığı, oradan oraya savuran, inişli çıkışlı bir günü izliyoruz filmde. Her gün gibi geçen bir gün aslında. Her yeni gün, her sabah, her yaz, bahar, kış; her yol, her ihtimal, her ses gibi. Birbirine benzer günler, geçen günlerin pek değiştirmediği insanlar. Aynı sen, aynı ben, aynı kalem, aynı defter. Bir sonraki günü neden böyle heyecanla bekliyoruz öyleyse?









