Bu ilk kişisel kitabın, Türk yayın hayatına ilk girişin… Duyguların ve bunun dışında mesleki ve özel tepkilerin neler?
Kitabımın Türkçe’ye çevrilip yayınlanmasından dolayı çok hoşnutum. Nerval’in bu metni ancak Türkçe referanslarla aydınlatılabilirdi, öyle ki şairin 1843 yılındaki İstanbul gezisinde Galata Köprüsü’nde görünce hayranlık duyduğu camaltı resim işleri gibi örneğin. Aslına bakılırsa, gizemi çözmek için Türk Resim Sanatı ve Pandora metinleri arasında – Pandora öyküsü hâlâ karanlıkta kalsa da- ilişkisi kurması da yeterliydi. (1) Ne var ki en azından yazınsal vasiyetinin kapısını aralamak açısından Pandora’nın Nerval’in yazdığı son metin olduğunu söylemeliyiz. Eleştirmenlerin düşündüğünün aksine, Pandora öyküsünün geçtiği yer sadece Viyana değildir, öyle ki Türk halk sanatında efsanevi bir kişilik olan ve Nerval’in hayran olduğu Şahmaran mitosu bu yönde düşünmemize yol açmaktadır. Dolayısıyla Pandora İstanbul’da kitabımın Nerval’in gözdeleri arasında yer alan bir şehir olan İstanbul’da basıldığını görmek benim için çok coşku verici bir durum. Tam da burada Şahmaran’ın fiziksel olarak Nerval’in Pandora‘daki kadın kahramanına benzerliğini de eklemeliyim.
İlk sorumda hemen belirtemedim. Senin hakkında çeşitli bilgilere ihtiyacımız var aslında. Her ne kadar Pandora İstanbul’da kişisel özgeçmiş olarak önemli bir simge sayılsa da yazarının ağzından ona dair ve biraz da bizim merak ettiğimiz neler var Sophie Basch’ın hayatında?
Hiç kuşkusuz kişisel yaşamım mesleki yaşamımı da beslemiştir. Araştırmalarımda, sanat tarihi edebiyatı ile kişisel koleksiyonlarımı asla birbirinden ayrı tutmam. Halk sanatlarıyla da şahsen çok ilgiliyim, ki Nerval, Gautier gibi romantikleri çok etkilemiş bir konudur bu. Araştırmalarımı yönlendiren tutkularımla, antikacı ve eskici gezmelerimde beni saran zevklerim arasına asla sınır çekmedim. Pandora araştırmalarımın gerçek nedenini bana veren ilginç bir karşılaşmayı burada anlatmak istiyorum hemen: Tamamen tesadüf eseri Beyazıt civarındaki bir handa, Kapalıçarşı yakınlarında bulunan bir antikacıda, Şahmaran’ın temsil edildiği bir camaltı resim işine rastladım. Bu lir şeklinde tasvir edilmiş örgüyü, gümüş boynuzları, 6 küçük yılan şeklindeki ayakları görünce hemen kendime dedim ki: “Bu Pandora!” Bu aydınlanma, Fransız edebiyat tarihinin en büyük gizemlerinden birini açığa çıkarmama yol açtı: Pandora‘nın ilham kaynağı kimdi?