Peter Tavşan Üzerinden: Çocuk Kitaplarında Acımasızlık

90’lar kuşağının bir üyesi olarak ben de ilkokulda Ömer Seyfettin’in, Kemal Tuğcu’nun ve nice dramatik yazarımızın kitaplarının müfredat dahilinde okutulduğu dönemde büyüdüm. Konusu kardeşine iftira atıp onun ölümüne sebep olan bir adet çocuk barındıran Kaşağı romanıyla dertlendim, Falaka’yı okurken o çocukların ayaklarına her vuruluşunda kalbimin güm güm attığını hatırlıyorum. Fazlasıyla talihsiz bulduğum bu müfredat ortaokulda da devam etti. Şeker Portakalı’nda babasından dayak yiyen çocuğun kendisini affettirmek için çalışıp kazandığı parayla babasına sigara paketi aldığını hatırlıyorum(!) Belli yaştan sonra kendi hür irademle okuduğum kitaplarda da senaryolar pek değişmedi. Öksüz ve yetim Harry Potter’ın yıllar sonra edindiği vaftiz babası Sirius Black’in ölümü benim hayata karşı taşıdığım son umut kırıntılarını beraberinde götürdü. (Şiddetle karşı çıksam da Harry Potter bugün hala çocuk kitabı olarak pazarlanıyor.)

Özellikle Harry Potter’ı okuduktan sonra bir açıklamayı hak ettiğimi düşünüyordum ve BBC’de yıllar sonra karşıma çıkan Beatrix Potter kitaplarının hikayesi sorularıma kısmen cevap oldu: “Your father had an accident there; he was put in a pie by Mrs McGregor…’’ (Babanız orada bir kaza geçirdi; Bayan McGregor tarafından bir pastaya konuldu…).








