The Lady in the Van: Pis Bir Karavandan Çok Daha Ötesi

Ödül dönemi öncesi hakkında çokça övgü okuduğum “The Lady in the Van” filmini çok büyük bir merakla izledim lakin İngiliz yazar Alan Bennett’ın başına gerçekten de alışılmışın dışında bir olay gelmişti ve bu olay önce kitap, sonra tiyatro derken sinema dünyasına kadar uzanmıştı.

Yönetmenliğini Nicholas Hytner’ın yaptığı filmin konusu kısaca söyle; Londra’nın Camden kasabasında son derece sıradan bir caddede, kendi enteresan dünyalarında yaşayan bir avuç insanın hayatına Miss Shepherd adında bir kadın dahil oluyor. Miss Shepherd, rastgele ya da önsezilerinin izini sürerek seçtiği bir evin önüne, eski mi eski, kirli mi kirli ve de kokusu pek kötü karavanını park ediyor ve yaşamına orada devam ediyor. Miss Shepherd karavanı kadar pis görünse de, insanlar onunla diyalog kurduklarında zekası, konuşma şekli ve hazırcevaplığı ile bir evsiz için fazlaca eğitimli olduğunu anlıyorlar. Tabii bu noktada da başlıyor Miss Shepherd’ın geçmişine dair bir merak.













