Ege’den Doğu’ya, Karadeniz’e; her coğrafya kendi içerisinde bir renk skalası aslında bu ülkede. Gezilip görülecek onlarca dünya şehrinin yanında her fırsatta Türkiye’deki dokuları da keşfetmeliyiz bana kalırsa. Bu yüzden her akla esişte atlayıp gitme heyecanı insanın içinde olmalı. Mesela bir günlüğüne de olsa temiz hava almak için Assos’a kaçılmalı, ciğer Edirne’de yenmeli , buzları erimeden Kars Çıldır Gölü üzerinde yürünmeli.

Bense geçtiğimiz hafta sonu Adana’daydım. Doymak nedir bilmedim. Buralarda nötralize olmuş damağım orada her lokmada şenlendi, tatlısının da acısının da en lezizini yiyip şehrin yerlisinden ve kendimden tavsiyelerle İstanbul’a döndüm. Yeme-içme turizmi diye bir tabir varsa, Adana’yı şimdilik tek geçiyorum.

Şehir genel olarak kebabıyla ünlü olsa da Çakmak Caddesi’ndeki muzlu sütüyle nam salmış (Şalgamcı) Kazım, sokakta el arabalarında satılan buzlu, meyveli, şerbetli su muhallebisi “bici bici” tatlısı oldukça spesifik ve Adana’nın olmazsa olmazlarından.

Yerliler aslında kuytu köşe esnafındaki kebabın en lezzetlisi olabileceğini söylese de metrelik kebap sevdası olanlar için Hasan Kolcuoğlu’nun yeri bir numara. Acısı kararında, zehir olmayan cinsten, damakta hoş bir kıvamda kalan. “Şırdan” mumbarı sevenler için temiz yapılan herhangi bir yerde şiddetle tavsiye, Adana’da özellikle gece 3-4’lerde, meşhur boğma rakının ardından işkembe çorbası havasında gidiyor.

Tatlı faslında yine Çakmak Caddesi’nde Gönül Kardeşler Tatlıcısı’ndaki ayaküstü iki lokmada biten kaymaklı fıstıklı gönül bohçasının üzerine yok. 3 metrekarelik dükkanı olan Mahmut Usta, Vedat Milor onaylı en taze ve leziz ciğeri yapıyor. Adana usulü, bol kimyonlu. Salatası limon yerine turunç kokulu.

Efsanelere göre dünyanın en güzel böreği de bu şehirde, inanırım, biz tadına bakamadık. Son olarak acılı salçasından almadan hava alanına dönmeyin. Fırsatınız varsa da o taraflara gitmişken Mersin’e ve Antakya’ya geçin.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Feyza, bir Adanalı olarak yazını büyük bir zevkle okudum ve beğendiğine çok sevindim :). Ellerine sağlık. Eğer tekrar gitmeyi düşünürsen bu sefer listende Adnan Menderes Bulvarı’nda Sıkma yemek, Kazancılar’da gece eğlencesine katılıp kebabı en salaş ortamında yeniden tatmak, hatta sabahlayıp ciğeri buraların geleneği olarak sabah kahvaltısnda yemek, Dilberler Sekisi’nde Seyhan Nehri’ne nazır çay içmek de olsun. Eğer Tarsus ve Mersin’e de uğramayı düşünürsen önerilere devam edebilirim. Ya da keşke hep birlikte Çukurova’ya bir magger gurme tur yapsak ne güzel olur değil mi? Dediğine kesinlikle katılıyorum, yeme-içme turizminde Adana’mı ben de tek geçerim :)

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?