Prag: Nedir, Ne Değildir?

Prag için yapılmış en klişe tanım tabi ki “Masal Şehir”. Her klişe kötüdür genellemesine kapılmamak lazım, çünkü ilk yurt dışı gezimi gerçekleştirdiğim yer olduğundan mıdır bilinmez, Prag gerçekten de şu ana kadar gördüğüm yerler arasında bu tanıma en uygun olanı. Çok beğenmiş olmalıyım ki bir sene sonra dayanamadım, tekrar gittim zaten. Ne Zaman Gitmeli? Yukarıya doğru çıkıp, denizden uzaklaştıkça havanın soğumasından mütevellit, eğer siz de benim gibi soğuktan hoşlanmıyorsanız, Prag’a yazın gitmek en doğrusu. Yazın dedim diye, “ağustosta gideyim, Türkiye çok sıcak, orası da en sıcak zamanını yaşar” şeklinde düşünüp hayal kırıklığına uğramamanız için de uyarmış bulunayım; ben ağustos ayında gittiğimde Prag 9 dereceydi. Evet, bildiğimiz 9 derece, yanına 1 koymayı unutmadım. O yüzden gitmeden önce hava durumunu kontrol etmekte fayda var. Ne Giymeli? Giysi konusu tamamen hava durumuna bağlı olarak değişse de, birkaç tüyo vermek gerekirse: -Kışın gidiyorsanız mevcut en kalın kıyafetlerinizi yanınızda bulundurun. Evet, herkes güzel görünmek ister ve eminim kimse kendini üst üste giyilmiş kıyafet yığını içinde, modern zaman eskimosu kılığında iyi hissetmez. Ancak orada etrafı gezmek için ortalıkla koşuştururken soğuktan yüz felci olmak üzere olduğunuzu ya da bir elinizin donup işlevini kaybettiğini fark etmek, içinizdeki tüm güzel görünme isteğini, küfür etme isteğine bırakacaktır. Böyle durumlar yaşamaya gerek yok. -Yazın gidiyorsanız, hava maksimum 23-24 dereceyi buluyor. Akşam hafif bir serinlik olması da muhtemel. Türkiye’deki Nisan ayını (2013 nisanını bu durumun dışında tutuyorum) göz önünde bulundurarak yanınıza makul kıyafetler alabilirsiniz. -İlkbahar, sonbahar gibi ara dönemlerde gidiyorsanız boşa ümitlenmeyin, soğuk olacak. Doldurun kabanları, atkıları, bereleri. Bütçe Bu tamamen kişiden kişiye değişen bir durum olsa da, kanımca Prag’ın çok pahalı bir şehir olduğu söylenemez. Hatta bu yorum Orta Avrupa’daki tüm şehirler için geçerli olabilir diye düşünüyorum. Yeme içme işlerinizi ve hediyelik eşya alışverişinizi turistik bölgelerde yapmadığınız sürece maddi açıdan zorluk çekmeyeceğiniz bir tatil geçirebilirsiniz. Ne Yenir, Ne İçilir? Prag’da çok nitelikli bir mutfak ile karşılaştığımı söyleyemeyeceğim. Öncelikle her şey bizim damak tadımıza kıyasla çok yağlı ve ağır. Bunun sebebi muhtemelen domuz yağı. Zaten domuz yağı ile ilgili bir sorununuz varsa bunu garsonlara belirtmenizde fayda var. Aksi takdirde yemeğiniz çok yüksek ihtimalle domuz içerikli olacaktır. -Turistik bölgelerde dünya mutfağından herhangi bir ürüne ulaşmanız mümkün. Ama ben Prag mutfağı için buradayım diyorsanız, tavşanlar, ördekler ve bilumum avlanabilen hayvan oldukça popüler. -Kahvaltıyı otelde yapmak istemezseniz bunu çok normal karşılarım. Çünkü Türkiye’deki kahvaltılardan sonra otelde mısır gevreği, 1 tane peynir ve jole kıvamındaki bi reçeli önünüze kahvaltı diye sunmaları gerçekten komik oluyor. He sanki dışarı çıkacaksınız da muhteşem kahvaltılara mı yelken açacaksınız? Hayır. Ama en azından Starbucks ve benzeri kafe zincirlerinde daha güzel seçenekler bulmanız mümkün. Old Town Square’de ve bu bölgenin arkalarında hem Starbucks hem de adını hatırlayamadığım o kafelerden bulabilmeniz mümkün. -Akşam yemeği için size tek bir yer önerinden bulunmam zor. Kısıtlı bir bütçeniz yok ise, çok güzel manzarası ve yemekleri olan yerler bulmanız mümkün. Önceden rezervasyon yaptırmanız şart. -Eğer bir Hard Rock Cafe severseniz, ya da hala dünyadaki en güzel hamburgerlerin orada olduğunu bilmeden yaşamınızı sürdürüyorsanız, Old Town Square’de bir adet mevcut. Öğle ya da akşam yemeğiniz orada yiyerek 2 gün tok kalabilirsiniz. Tavsiyem: California Burger.
-İçki konusunda gelirsek, Prag diyince akıllara gelen ilk şey bildiğiniz üzere Absinth. Zaten Türkiye sınırlarında namı alıp yürüdüğü için, orada denemeden dönmek olmaz. Fakat Prag’ın geleneksel biraları da oldukça ünlü. Özellikle Krusovice Dark Beer’i kesinlikle tavsiye ederim, hem sudan ucuz (gerçekten su daha pahalı) hem de çok lezzetli. -Unutmadan, Prag’ın yerel içkisi, şurup tadındaki Becherovka’yı da deneyebilir, ya da hediye olarak alabilirsiniz. Alışveriş Prag, alışveriş konusunda beni en hayal kırıklığına uğratan şehirlerden biridir. Zaten sokakta dolaşan insanlara bakarak ne kadar rezalet bir giyim anlayışları olduğunu anlayabilirsiniz. Dior, Chanel, LV gibi dünya markalarıyla ilgili herhangi bir bilgilendirme yapmama gerek yok, çünkü burada durum neyse orada da o. Ama yok ben illa ki oradan alacağım, Prag’dan aldım diye anlatırım diyorsanız, Parizska Caddesi’nde istediğiniz kadar bulabilirsiniz. Daha ortalama alışverişten bahsetmek gerekirse, durum iyice vahim bir hal alıyor. New Yorker, H&M, Promod gibi ortalama fiyatlara sahip mağazalardan çok uğraşırsanız bir şeyler çıkartabilirsiniz. Gönül isterdi ki muhteşem kıyafetler bulayım, Prag’da Alışveriş diye ayrı bir post yapayım. Ama yok arkadaşlar, olmayınca olmuyor. Hediyelik konusuna gelirsek, Prag’da kedi figürünün yaygın kullanımı sayesinde ortalık kedili tişörtten, bardaktan, küllükten geçilmiyor. Bir kedisever olarak bu beni oldukça mutlu etmişti. Bunun dışında Bohemia kristali ve Kafka baskılı üretimler de oldukça yaygın.
En yaygın hediyelik seçeneklerinden birisi tabi ki kuklalar. Fiyatları 15 euro ile 200 euro arasında değişebiliyor. Bu fiyat değişimi de tamamen kuklanın büyüklüğüne ve hareket kabiliyetine bağlı. Bence almayın çünkü gece uykunuza sizi boğabilirler ama siz bilirsiniz. Evet. Ben bu hediyeliklerin içinden ne aldım diye sorarsanız, Kafka ve kedi figürlü bardağımın yanına bir adet de kalpak kondurdum. Hep özenmişimdir, hep hipster hipster fotoğraflar çekeyim istemişimdir o kalpakla, hemen aldığım gibi çektim. Şaka bir yana, her yerde kalpak satılıyor, her yerde farklı fiyatlandırma var, biraz oraya buraya soruşturup, uygun fiyata birçok çeşit içinden seçim yapabilirsiniz. Gece Hayatı Prag’ın gece hayatı konusunda birçok seçeneği var. Oldukça fazla turist çeken bir şehir olduğu için, şehir merkezindeki bar ve pub’ların çoğu turistlerle dolup taşıyor. Bunlardan en bilineni kuşkusuz Karlovy Lazne. Bu 5 katlı club’ın her katında farklı bir konsept ve bununla ilişkili olarak farklı bir müzik tarzı hakim. Burası aynı zamanda Orta Avrupa’nın en büyük club’ı olarak biliniyor. Müthiş kailteli bir yer olduğunu söyleyemeyeceğim, ancak eğlence garantisi verebilirim.



















