Düğün gününün ya da aldığı/yaptığı evlenme teklifinin hayatının en güzel anları olmasını kim istemez ki? Bu önemli anların üzerinizde yaratacağı gerginlikten uzaklaşıp mutlu yanlarına odaklanmak için, üstelik o günü yaratıcı fikirlerle size özel hale getirmek için var olan Profesyonel Nedime ya da kısaca Pro-Ned’in kurucusu Gizem Erbirer’den hikayesini ve ona ilham verenleri dinledik…

Profesyonel Nedime fikri aklına nasıl geldi? Hikayesini biraz anlatır mısın?

Ben mezun olduğum bölüm üzerine sekiz senedir televizyon/sinema sektöründe yönetmen yardımcısı olarak çalışmaktaydım. Geçtiğimiz Temmuz ayında evlenince, kendi düğün hazırlık sürecim ve düğünüm boyunca yaşadığım aksilikler ve ihtiyaçlarım sonunda; icatlar ihtiyaçtan doğar diyerek Pro-Ned‘i kurdum. Amacım, yurtdışındaki nedime samimiyeti ile profesyonel bir düğün planlayıcısı tecrübesini birleştirmek olduğu için bu adı verdim; Profesyonel Nedime yani kısaca Pro-Ned. İçinde biraz da “Düğününüz benimle güvence altında” yatsın istedim. Hedefim; gelin ve damada her şeyin gönüllerince olduğu, stressiz, hayallerindeki düğünü yaşatırken, daha farklı, konsept ve tarz fikirler ortaya koymaktı.

Bir de Türkiye’de düğünler maalesef biraz aile odaklı yapılıyor, ben ise o günün çok özel bir gün olduğunu ve gelinle damat nasıl hayal ediyorlarsa tam da öyle gerçekleşmesi taraftarıyım. Ayrıca günümüz şartlarında çiftler bir yandan çalışıp, bir yandan da evlerini kurmaya çalışırken, düğün hazırlıkları iyice yük olmaya başlıyor ve tam tadı çıkarılması gereken anlar gereksiz gerginliklere sebep olabiliyor. Bu yüzden de hem çiftlerin yanında onlara destek, hem de bazen aileyle, firmalarla araya süspansiyon olabilecek birine ihtiyaç duyabiliyor insan; ona “her şey çok güzel olacak, rahatla ve bana bırak” diyebilecek, güvenebileceği birine.

İşte tüm bunlardan ötürü, kontrol deliliğim ve organizasyon alışkanlığımla ben bunu çok güzel yaparım, benim yaşadığım zorlukları ve aksilikleri başka hiçbir gelin yaşamasın, her elini attıklarında orada güvenebilecekleri birini bulsunlar dedim ve Profesyonel Nedime olmaya karar verdim.

Düğün hazırlıkları ve nedimeler Hollywood filmlerinde de sıkça karşımıza çıkan bir konu. Senin bunlar arasından en sevdiklerin hangileri, neden?

Wedding Planner / Düğün Planlayıcısı”, en sevdiklerimden biri; belki de oradaki Jennifer Lopez’in canlandırdığı karakteri biraz kendime benzettiğim için olabilir. Ayrıca “Bride Wars / Gelin Savaşları” da çok sevdiğim filmlerden biri, iki en yakın arkadaşın aynı günde evlenmesi tam bir kabus olabilir gerçek hayatta da. Ama benim için en klasiği en güzeldir fikriyle belki de, “Father of the Bride / Gelinin Babası” gerçekten özeldir. Belki de çocukluğumdan beri hep aklımda kalan, düğün denildi mi gözümün önünde canlanan, kendi seremonimi de öyle yapmama neden olan filmdir o.

Bugüne kadar duyduğun, tanıdığın ya da tanımadığın biri tarafından yapılmış en yaratıcı evlilik teklifini bize anlatır mısın?

İnternet videoları arasında bir sürü yaratıcı video var, ama ben genel olarak önce gelin adayını üzüp/korkutup/sinirlendirip, sonra yapılan sürpriz evlenme tekliflerini sevmiyorum. Ama iki tane video var ki, her sefer tatlı bir gülümseme ve ıslak gözlerle izliyorum.

Bunlardan ilki, sevgilisini kuzeni aracılığıyla bir arabanın arkasına oturtup, dünyanın ilk canlı, dudak oynatma dublajlı evlenme teklifini yapan damat adayınınki. Tüm katılabilen eş, dost, akraba Bruno Mars’ın “I think I wanna marry you” şarkısına dans ederek ve dudak oynatarak eşlik ederken, gelemeyenler bilgisayarlarıyla bu muhteşem teklife katılıyorlar, en son kasabanın bandosu da girdikten sonra damat adayı geliyor, evlenme teklifini yapıyor ve gözyaşlarını tutamayan gelin adayının evet demekten başka çaresi kalmıyor. Üstelik tüm bu anlar, iki kamerayla ömür boyu saklamak üzere kayıt altına alınıyor.

İkinci teklif ise, zamanı durduran adamdan geliyor. Bir parmak şıklatmasıyla kafedeki herkes donup kalıyor, sanki zaman duruyor, evlenme teklifi yapılıyor, yine bir parmak şıklatmasıyla herkes canlanıp bu muhteşem haberi birlikte kutluyorlar. Bu muhteşem an da sekiz gizli kamera tarafından kayda alınıyor ve ölümsüz kılınıyor. Saymaya kalkarsam daha bir sürü örnek var, benim de gönlümden geçen bu yurtdışından gördüğümüz eşsiz ve sürpriz dolu teklifleri Türkiye’de de yapmak ve onları da ölümsüz kılmak için mutlaka kayda almak.

İdeal düğün organizasyonun için İstanbul’da herhangi bir tarihi mekan ya da gözde semtlerinden birini seçebilecek olsan burası neresi olurdu?

Niyeyse böyle dendiği zaman bir anda aklıma Sulukule tarzı bir düğün geliyor. Yani biraz çingene, biraz Balkan kültürlerinin toplamı; sanki Hıdrellez şenliği gibi. Bol göbek atmalı, bir dilek ağacına insanların gelin ve damat için güzel dileklerinin asıldığı, yenilen, içilen, herkesin doğal olduğu, kimsenin kendini kasmadığı bir düğün…

Bir de artık izin verilmese de benim favori mekanlarımdan biri Tema Vakfı’dır. Mavi ve yeşilin muhteşem buluşması, “İşte İstanbul bu!” dedirtmesi bile yeterken, orada bir de karnaval tadında, piknik havasında bir kır düğünü hep hayalim olacaktır. Patlamış mısırlar, pamuk helvalar, balonlar, şeker standı ve ayakların çimle buluştuğu dans müzik eğlence.

Bir düğünde yaşanan duyguları en iyi anlatan şarkılar sence hangileri, neden?

Düğün şarkısı denince aklıma nedense önce “Can’t take my eyes off of you” geliyor. Sonra “My Best Friend’s Wedding” filminden dolayı ve tabii ki sözlerinin birebir hissettiklerimle örtüşmesinden “I Say a Little Prayer” da çok özel bir şarkıdır benim için. Ama kendimi bildim bileli, en azından 13 yaşımdan beri hep ilk dans şarkım “Histoire d’un Amour” olmuştur, ona bir de kocamın hayatıma girmesiyle “Dance Me to the End of Love” eklendi.

Aşağıdaki ünlülerin düğünlerini sen organize edecek olsan, o düğünün olmazsa olmazı ne olurdu?

Madonna:
Öncelikle Madonna’nın düğününde alkol vermek yerine smoothie standı yapardım. Çeşitli taze meyveler orada sıkılıp muhteşem kokteyller hazırlanırdı. Ayrıca müzik için Chopin’in esas alınacağı bir klasik müzik orkestrası getirtirdim. Düğün pastası yerine de New York’taki vegan Babycakesnyc‘den limonlu cupcake standı yaptırırdım.

Lady Gaga:
Lady Gaga’nın düğününe tüm konukları, maskeli baloya geliyorlarmış gibi kostümlü davet ederdim. Ayrıca da girişe minik bir kabin koyup ekstra aksesuar temini sağlardım. Gelin buketi olarak beyaz güllerden sapsade bir buket yapar, gelinliğin rengini de lila seçerdim.

Victoria Beckham:
Düğünün girişine gelin ve damadın bir sürü fotoğrafını sergi halinde koyardım. Onların ilerisine de photo booth koyar, herkesin orada içine girip çeşitli aksesuarla şımarıp fotoğraflar çekmelerini ister, daha sonra da çektikleri bu fotoğrafları bir anı duvarına asmalarını isterdim. Ayrıca masa numaralarını da gelin ve damadın çeşitli pozlarıyla rakam gösterdikleri fotoğraflarla belli ederdim. Düğün hediyesi olarak minik el kremleri yapardım, Victoria Beckham’ın favori kreminden. Düğün yemeklerinin de diyet olmasını sağlardım.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?