O da ne? New York’un nesi bohemik düpedüz metropol bir şehir demeyin! Onun da farklı kültürler, alternatif insanlar, çılgınlıklar ve ilham kaynağı sokakları var… Tavsiyelerle dolu bu yazımda New York’ta ne alışverişin ne yemeğin ne eğlenmenin sonu olmadığını hatırlatmak isterim!

Sabah güneşli bir güne uyandım. Hafif sonbahar esintisi gökdelenler arasından sızarak; farklı toprak tonlarındaki yaprakların New York’un şehirli dekorasyonuna renk katıyordu. İlk işim kahvaltı etmek oldu! Uzun yolculuğun en güzel başlangıcı olarak…

Heyecan Verici Kahvaltılar Nerede?

Herkesin aklına Meatpacking District 9. Avenue’daki Pastis gelir, tam bir Cihangir cafelerini içinde barındıran. (Bu arada gitmediyseniz mutlaka bruncha gidip Balthazar Tost’unu denemelisiniz) Ama benim bahsettiğim yer sokak arası küçücük bir yer olup büyük lezzetler barındıran Johny’s Luncheonette! Aşçılar inanılmaz hızlı, çikolatalı süt kendine getiriyor. Ama en güzeli sıcacık pancake ve 2 gözlü yumurta yanında ev yapımı kendi stilinde yaptığı patatesi (Şu an aklınızdan patates mi yenir sabah sabah demeyin, bende orayı keşfedene kadar aynısını düşünüyordum!)

Kahve Molası

Stumpton Coffee Roasters’da mutlaka bir latte içmeli, çünkü birazdan dümdüz yollarda uzun yürüyüşler yapacaksınız…

New York’ta Yemeğin Sonu Olmadığı Gibi Alışverişin Sonu Yok!

Urban Outfitters adım başı her yerde görebileceğin marka! Ben Türkiye’ye gelmesi konusunda markaya e-posta dahi atmama rağmen o New York’ta güzel! Mağazaların kabinlerinden, merdivenlerinden, dekorundan koleksiyonlarına kadar her şey bağımsız tasarım gücü ile oluşturulmuş. Jeffrey Campbell ayakkabılarından Deena&Ozzy’nin çantalarına, Lomography fotoğraf makinelerinden tekstil ürünlerine kadar çeşitli ürünler var! Daha alternatif ve az agresif takılmak için iyi bir tutum… Her bir mağazasına girin hepsinde farklı ürünler var. TAVSİYE ZAMANI! Online sitesinde de alışveriş yapılabiliyor (Türkiye’ ye gelmiyor ama?!) ve online siteye özel ürünler var.

Chelsea Market içerisindeki vintage dükkanlar mutlaka gezilmeli! Aynı alanda şansıma Pop Store tasarım ürünlerin satıldığı bir aktive vardı. Bay-bayan ürünlerin olduğu pop-up mağazada delirmemek elde değil! Ama Ekim sonu bitiyor…

Chelsea Market’ten de girişi olan Anthropolgy markasına aşık olacağınıza eminim! Mutlaka bakılmalı…

Artık Fifth Avenue Klişelerinden Kurtulmalı! Fancy Markalar Dışında Orada Maalesef Pek Bir Alternatif Yok! Zaman Keşfetme Zamanı…

Soho’da kapısı açık olan her yere girin! Her kapı sizi bambaşka dünyalarla karşılaştırıyor. Bu sefer gittiğimde bana göz banyosu yaptıran Necessary Clothing’teki slim jeanler, iskeletli kazaklar çok ucuz.

Bir New York Efsanesi: Woodbury Common

Kabul ediyorum, şu an yazıyı klişeleştiren tek yer! Ama gitmeyenlerin gitmesi gereken bir dip not tavsiyesidir. Çok büyük bir outlet olmasının yanı sıra bu kadar markayı aynı alanda görmek… Yalnız tatilinizin ilk günlerinde yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü parasız oraya gitmek çin işkencesi olabilir!

Yürüyüş ve Alışveriş İnsanı Acıktırır! Ama New York’ta yemek yerlerinde sıra beklemek! Aşağıdaki mekanlar için değer…

*Pipa Tapas Bar- Brunch yapılması gereken bir yer.

*Buddakan- Akşam şık bir Asya yemeği eşliğinde sake içmeye hayır demeyin!

*Cafe Habana- Soho’ya gittiğiniz gün öğle yemeği için en ideallerden. Küba yemeklerinin yer aldığı menüde mısır sipariş etmelisiniz. Mısırları ile ünlü. Özel sosu ve hafif kırmızı biberle SÜT MISIR!

*EATALY- Çok büyük bir Macro Center düşünün! Ama sadece İtalyan lezzetlerden oluşsun. Risotto, pizza malzemeleri, parmesan vs. Her köşesinde ise bölümler var oturup bir köşede peynir şarap, bir köşede pizza, makarna başka bir köşe de ise İtalyan usulü pişmiş et. İstediğinize gidip oturup yemek yiyebiliyorsunuz. Yemek sonrası İtalyan dondurmasına da hayır demeyin! Bu arada bir dedikoduya göre; bu konsept  Türkiye’ye de geliyormuş.

*Yokitori Totto- Grilde pişmiş Japon usülü pişmiş et şişler muhteşem, mutfak önünüzde, aşçılar sizinle sohbet ederek hazırlıyorlar yemekleri.

*Gramercy Tavern- Amerikan gurme tatların olduğu, fiks menü seçeneklerinden oluşan ve dresscode sistemine uymadan giremediğiniz bir yer.

*Chelsea Market’ten lobster alıp gönül rahatlığıyla oturup bir parkta yiyebilirsiniz.

*Hamburgeri ile ünlü New York’ta şık bir sunum için Minetta Tavern, eğer daha salaş bir hamburgerci istiyorsanız Shack Shake ‘i tavsiye ederim.

Dondurma Durağı’na Çok Yürüdük Ama Değdi!

Babam esans satar ama ben bu kadar aromayı sadece İl Laboratorio del Gelato adlı şehir merkezinden biraz uzak bir dondurmacıda gördüm. Oraya yürüyün bu hazza değer!

Happy Hour ile Eğlenceye Zemin Hazırlama Vakti!

Hafif yorgunluğu alıp sizi akşama hazırlayacak en güzel Mojito Soho’daki İdeya’da… Hem de 6 Dolar, Happy Hour saatlerinde ve çok keyifli.

Eğlence Zamanı

Sex and The City’de görmüştük, geceleri barlar, şık mekanlar ve güzel insanlar. Peki onlar nerede?

NOMAD Hotel’de ya da ACE Hotel’de… Hafif müzik eşliğinde içkilerini en üst kattaki roof ta manzaraya karşı yudumluyorlar.

Halloween Zamanı Gitmenin Korkutucu Yanı

Şehrin her yeri örümcek ağı, turunca balkabakları, delice giyinmiş insanlarla dolu. Her adım başı Halloween Spirit dükkanları. Bizde eksik kalmayıp The Box adlı bir mekanda Halloween kutlamaya gittik. The Box, New York’un daha sapık bir Cahide’si. Şovlarını tek gözümü kapatarak izledim. En fenalarından biri; sahnedeki adam penisini bacaklarına zımbaladı. Daha ne olsun! Şovları nefes kesti ve müzikler çok iyiydi. Bu arada erkek arkadaşınızla giderseniz dikkat edin sahneye çıkartıyorlar, adrenalinden bayılabilirsiniz…

Broadway Müzikalleri

New York’un bir diğer lokal zevki ise; Broadway Müzikalleri. Ben Lion King‘e gittim. Muhteşem sahnelerin yanı sıra, müziklerin dolgunluğu ve sahnedeki yetenekler. Bir arada olunca soluksuz seyredildi. Bir daha ki gidişimde interaktif bir tiyatro olan ve seni de bu oyunun bir parçası yapan Sleep No More gösterisine gitmek istiyorum. Benden önce giderseniz yorumları bekliyorum çünkü bilet bulmak çok zor. TAVSİYEM! Biletinizi daha ucuz, güvenli ve hızlı bir şekilde almak istiyorsanız www.stubhub.com‘dan alın!

Sadece Manhattan Değil; Brooklyn…

Brooklyn’de Dumbo Meydanı’na mutlaka gidin ve gezin biraz Galata taraflarını andırıyor. Orayı ararken 1 saat yürüdüm ve kendimi Yahudi Mahallesi’nde buldum (itiraf ediyorum kan çekti!) Meğer metrodan indiğimde arkamı döndüğümde gördüğüm yer Dumbo Meydanı’ymış!

Dönüş Zamanı

Dönerken tüm şanslı olduğum zamanların yanı sıra şanssızdım! Çünkü dönmek istemiyordum. Sandy Kasırgası’na denk geldik. Ben döndüm ama orada bunu yaşayan herkes adına umarım en kısa zamanda eski yaşantınıza dönüyor olursunuz…

Dipnotlar

*Mutlaka dresscode olan yerlere dikkat edilmeli!

*Rezervasyon yapılabilen yerlere mutlaka yapılmalı yoksa minimum bekle 45 dakika

*Tüm yukarıda yazdığım yerlerin internet sitesi var

*Central Park’ta mutlaka yürüyün sizi değişik aktivitelerle bezenmiş sürprizler bekliyor olabilir, ciddi yaşam sevdirici hormon salgılatıyorlar.

*Apple mağazalarına uğrayan illaki alacak bir elektronik bulacaksınız.

*24 saat açık market ve mağaza ve eczaneler var. Duane Reade ve CVS bunlardan en büyük zincire sahip olanlar. Tüm ihtiyaçlara pratik çözüm sunun ürünlerle dolu. Sadece orada yüzlerce dolar harcayabilirsiniz. Özellikle Nail Art bölümünde…

*Her gittiğinizde yeni yerler keşfedeceksiniz ve orayı hep özleyeceksiniz!

theMagger’dan New York City Notları…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?