Benim jenerasyonumun, ailelerin bir araya geldiği akşamlarda kesinkes dinlediği bir hikaye vardır. Kot pantalon ve Converse hikayesi! Hikayenin kilit karakteri, yurtdışına çıkan bir akrabadır. Bu amca o zaman Türk vatandaşlarının şimdiki gibi elini kolunu sallayarak yurtdışına çıkamadığı, hatta döviz dahi bulunduramadığı bir atmosferde her nasılsa Amerika’ya gidecektir. Gitmişken de tabi ki ailenin gençlerini düşünecek masmavi bir kot ile altı aşınana kadar giyilecek bir çift Converse getirecektir. Biraz nostalji biraz da ‘siz anlamazsınız tabi şimdi her şey elinizin altında’ küçümsemesiyle anlatılan hikaye, bolluğun içine doğmuş y kuşağını hem şaşırtır hem de biraz bayar. Her aradığımızı alışveriş merkezlerinden, mağazalardan, olmadı internetten kolayca bulabilen bir nesiliz çünkü, pek empati kuramayız. Fakat yine de bu hikaye bir nostalji ve Türkiye’nin geçirdiği değişimin simgesi olarak anlatılmaya devam edilir.

Geçtiğimiz haftalarda Ahmet Dönmez’in (nam-ı diğer Baron von Plastik) şahane anlatımıyla gezdiğimiz SALT’ın yeni sergisi Tek ve Çok’da bu sefer değişimin izini kot ve Converse haricinde objelerle sürdük. Arçelik’in ilk yerli üretim çamaşır makinesi, Fatoş oyuncaklarının Anadolu insanını yaşattığı oyuncakları, samandan üretildiğine dair geyiklerin döndüğü fakat zamanının Porsche’u olan Anadol, Ülker’in cam kapaklı bisküvi kutuları…

İpek Kağıt tesislerinde Selpak kâğıt mendil paketlemesi, 1970’ler İpek Kağıt Arşivi
İpek Kağıt tesislerinde Selpak kâğıt mendil paketlemesi, 1970’ler
İpek Kağıt Arşivi
Sergiden, Ülker'in eski bisküvi kutuları
Sergiden, Ülker’in eski bisküvi kutuları

Bir yandan üretimi bir yandan tüketimi ele alan bir sergi Tek ve Çok. Ekonominin serbestleştiği, politik ortamın karmakarışık hatta biraz kanlı olduğu, toplumun gelir seviyesi ve yaşam tarzı üzerinden farklılaştığı 1955-95 dönemine odaklanıyor. 50’lerdeki sanayileşmeyle birlikte, milli bir gururla gerçekleştirilen ilk üretimlerin heyecanı siyah beyaz arşiv fotoğraflarındaki yüzlerden okunuyor. Zorlu savaş yıllarını görmüş nesil hala genç sayılır, teknolojideki gelişmelerle vaadedilen ‘daha kolay bir hayatı’ büyük bir heyecanla bekliyorlar. Şehir yaşamı birçoklarına uzak olsa da Yeşilçam filmleri ile her kesime tanıdıklaşıyor. Apartmanlardaki orta sehpalarda Hayat dergisi modern kadının görüntülerini sunuyor, ideal erkeği tanımlıyor.

İGS tasarımı erkek pardösü ve takımlar üst yöneticilere sunulurken, 1980’ler İGS Arşivi
İGS tasarımı erkek pardösü ve takımlar üst yöneticilere sunulurken, 1980’ler
İGS Arşivi

Bonus olarak sergi o dönemde yeni yeni gelişmeye başlayan sanat piyasasına da bir bakış atıyor. Galeri Baraz’ın 80’lerde yapılan büyük sergilerin ve koleksiyoner röportajlarının bulunduğu kitabı karıştırılmaya değer. Kitabı alıp oturacağınız koltuğun tam karşısında ise Bedri Baykam dönemin sanat çevrelerinde sıkça tartışılan bir mevzusuna değiniyor. ‘This Has Been Done Before’ Türkiye’nin Batı’nın yaratıcılık düzeyine ulaşamayacağı yönündeki yaygın ve kısıtlayıcı düşünceyi eleştiriyor.

Anadol STC-16 model otomobil test edilmek üzere İngiltere yolunda, İstanbul, 1973 Ford Otosan Arşivi
Anadol STC-16 model otomobil test edilmek üzere İngiltere yolunda, İstanbul, 1973
Ford Otosan Arşivi

Benim gibi o dönemleri sadece tarih kitaplarından ve ailesindeki hikayelerden bilenler için çok aydınlatıcı ve ilgi çekici bir sergi. (Bonus olarak aile büyüklerinden gelen ‘tabi sen bilmezsin, o zaman şimdiki gibi bilmem ne değil herşeyi elle yapardık’ laflarına ‘yoo gayet biliyorum’u yapıştırmak için gerekli bilgi birikimini sağlar diyorum.) Dönemi yaşamış olanlar içinse nostaljik bir geriye dönüş… Serginin paralelinde devam eden film gösterimleri de dönemin atmosferini hissetmek için harika bir fırsat.

27-tekvecok_sergiden

Sergi 13 Kasım’a kadar SALT Galata’da devam ediyor.

Yazının aslı The Artsy Blog/ranakelleci.wordpress.com’da yayınlanmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN