İkinci Beynimiz: Onun İçin Daha Fazlasını Yapmaya Hazır Mıyız?

20. yüzyıl başlayana kadar, bağırsaklar için şu tanımlama yapılıyordu: Her şeyin bittiği yer. 1903 yılının Nobel Ödülü’nün Rus biyolog Elie Metchnikoff’a verilmesiyle birlikte yeni gerçeklik belirmeye başladı. Metchnikoff, yaşlanma mekaniğini çözümlerken, “bağırsaklardaki bakterilerin neden olduğu, kronik-pütreaktif bir zehirlenme” tespitini yapıyordu. Bulgar köylülerinin, fark edilir derecede uzun yaşamalarının ve genç görünümlerinin sırrını, içeriğinde Lactobasillus bulunan yoğurt yeme alışkanlığına bağlıyordu. Bu bulgu ile başlayan araştırmalar zamanla şunu kanıtladı: Vücut metabolizmasının final yeri olarak adlandırdığımız bağırsaklar, aslında yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayan, bir anlamda başlatan yerdir! Bu yüzdendir ki bağırsaklarımız için “ikinci beyin” yakıştırması yapılır. Peki ikinci beynimiz için daha fazlasını yapmaya hazır mıyız?

Yaş almakla, yaşlanmak arasında epey fark olduğunu artık biliyoruz. Dengesiz beslenme, çevresel faktörler, stres, alışkanlıklar ve daha fazlasını anlatıp keyfinizi kaçırmak istemediğimiz pek çok unsurla vaktinden önce yaşlanmak kaçınılmaz. Daha doğrusu kaçınılmazdı! İtiraf edelim ki, şehir hayatını da seviyoruz. Bu yüzden sizi hem bağırsaklarımıza, yani her şeyin başladığı yere yatırım yapıp, hem de kendimizi izole etmeden yaşamak için Türkiye’nin ilk Pro-Postbiyotiği Satylia ile tanıştırmak istiyoruz!










