Secda Kaşka, üniversiteyi bitirdikten sonra hayatta yapmak istediği şeyin “bir şeyler yaratmak olduğunu” anlar. Ve bir gün aklına yastık tasarımları yapmak gelir. Bu fikir, harika tasarımlar yapmasını ve kendi “Secdus” markasını yaratmasını sağlar…

Secda Kaşkal’ın tasarımcı ruhunu ve zevkli kimliğini yakından tanıyabilir miyiz?

Ben 1980′de İstanbul’da doğdum. Doğuş üniversitesi İngilizce işletme bölümünü bitirdikten çok kısa bir süre sonra La Salle’de 2 senelik bir tasarım programına başladım. La Salle’deyken aslında hep yapmak istediğim şeyin bir şeyler yaratmak olduğunu daha da iyi hissettim. Aynı dönemlerde, halen de devam ettiğim, Ayşegül Akalın’ın resim atölyelerine katılmaya başladım. Resim ve tasarım derken üniversiteden mezun olduğum işi yapmak istemediğimi iyice anlamış oldum. O dönemlerde yeni evliydim ve bir kızım oldu. Çok büyük bir istekle kendi işimi yapmak istediysem de, kızımla ilgilenmeyi daha doğru bulup hayallerimi bir süreliğine rafa kaldırdım. Daha sonrasında aklıma gelen bir fikir, bugün yaptığım işi şekillendirdi…

Secdus’un hikayesini, ilk yaptığın tasarımı, bu keyifli sürecin nasıl ilerlediğini anlatabilir misin?

Bu eve taşınmamla beraber hayatıma giren insanlar, yaşadığım olaylar bugün bu işi yapmamı sağladı. Taşınacağımız yer inşaat halindeydi ve ilgilenilmesi gereken bir sürü detay vardı. İşte o dönemde dekorasyon dergileri ve kitaplarına merak salmaya başladım. Daha önce bu konuya karşı özel bir ilgim yoktu. Evde yaşamaya başladıktan sonra ev işlerine yardım etmesi için bir bayanla tanıştım. Birkaç ay sonra bana aslında terzi olduğunu söyledi. Bir gün dışarıda dolaşırken ev tipi singer dikiş makineleri satan bir yerin önünden geçiyordum, evimizde bir terzi varsa bir de dikiş makinemiz olsun diyerek içeri girip bir tane aldım. İlk önce kızıma elbise gibi şeyler dikeriz diye düşünüp kumaşlar almaya başladım fakat bu arada dekorasyon dergilerine bağımlı biri haline gelmiştim.

Bir gün Zehra’ya hadi eve yastık yapalım dedim ve aynı gün Etsy diye Amerika altyapılı bir internet sitesi buldum. Diktiğimiz yastığın fotoğrafını çekip siteye koydum ve her gün yeni bir model eklemeye başladık. Aylarca hiçbir şey satılmadı:) Kim Amerika’da yaşayıp Türkiye’den yastık alır derken bir gece ilk satışımı yaptım ve sonrası yavaş yavaş geldi.

Kısa bir süre sonrada yine taşındığım bu evde komşularım olan Duygu ve Hande Gülşen aracılığıyla Mudo Concept’e koleksiyon hazırlamaya başladım. Şu anda gerçekten çok severek yaptığım bir işim olduğu için çok mutluyum.

Tasarımların hakkında bilgi verebilir misin? Hangi malzemeleri kullanıyorsun? Yazılı olanların metinleri nereden aklına geliyor? Tasarım süreci nasıl?

Vazgeçilmezlerim koton, keten ve çuval kumaşlar. Yazılı olan metinleri koleksiyonun teması belirliyor. Örneğin Mudo Concept’e marine koleksiyon hazırlarken kullanıcağım yazılı metinin tekne tutkunlarına göre olması gerekiyor. Genelde tasarım sürecine kumaşları, aksesuarları ve renkleri seçerek başlıyorum. Daha sonra kullanacağım baskıları photoshop’ta hazırlıyorum. Baskı ve nakış  bittikten sonra en son modeller dikiliyor ve süreç tamamlanıyor.

Dünyaca ünlü hangi tasarımcıların çalışmalarını beğeniyorsun?

Bu aralar en çok Manish Arora‘yı takip ediyorum. Moda ve dekorasyon çok iç içe aslında. Papercutting sanatçısı Rob Ryan da mutlaka haftada bir yeni bir şey yapmış mı diye takip ettiğim bir diğer isim. Benim için aslında tasarımcının popülerliği pekte önemli değil. Örneğin Etsy’de Tushtush mağazası vadır. Buradaki resimlerin atmosferi ve renklerini çok seviyorum; resimlerden çok ilham alıyorum.

En sevdiğin şehirler hangileri?

En sevdiğim şehir kesinlikle Londra. Londra beni her anlamda besleyen şehir. Müzeleri, müzikalleri, kitapçıları, sokakları, çay saatleri, evlerin kapıları…kısaca her şeyini çok seviyorum. Hayatımın bir döneminde İstanbul dışında yaşamak isteyeceğim tek şehirdir.

İstanbul’da gitmeyi tercih ettiğin 5 restoranı sayabilir misin? Saydığın restoranla gittiğimizde neler sipariş etmeliyiz?

Nişantaşı Kantin. Günün yemeği ne ise onu yerim ve her seferinde bir yemek daha ne kadar güzel yapılabilir diye düşünürüm.

Mavra Cafe. Shrek yemelisiniz!

Happily Ever After. Banana pudding

Kalpazankaya, Burgazada. Mezeleri ve manzarası çok güzel.

Kapalı Çarşı yakınlarında Şahin Usta. Yiyebileceğiniz en lezzetli döner buradadır.

Tasarımlarını yaparken dinlediğin top 5 şarkıyı bizimle paylaşır mısın?

Misread – Kings of Convenience

In a manner of speaking – Nouvelle Vague

My Body – Young the Giant

Fairytales – Cayetano

Our day will come -Amy Winehouse

www.secdus.com

Fotoğraflar: instagram @secdus

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?