Bugüne kadar İstanbul’a dair ne varsa görmeye, okumaya, izlemeye çalıştık. Bazıları içimizden; İstanbulluların gözünden ortaya konuldu; bazıları ise bu şehre gezmeye gelip sonra terk edemeyenler tarafından… Hollandalı çizer Gijs Kast’ın 6 ay boyunca nelere tanık ettiğini, İstanbul’u hangi boyutlarıyla algıladığını görmek için; Depo’daki “Başıboş” isimli sergiyi kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Oldukça yoğun bir ay; Tasarım Bienali, Contemporary İstanbul ve bir sürü yeni sergi derken, içlerine -en azından benim için, bir yenisi daha eklendi. Gijs Kast’ın illüstrasyonlarına daha önce de rastlamıştım, bu defa konu en büyük zaaflarımdan birini oluşturan İstanbul olunca dayanamadım, Depo-tütün deposundaki sergiyi iple çekip durdum. Gerçekten beklediğime de değdi!

İstanbul’u herkes kendi gözüyle görüyor, önce kendi kafasında yaratıyor. Bir şehre gitmeden önce o şehri düşleyip kafamda belirli sembollerle şemalar oluştururum; kimi zaman bu kafamdakiler gerçeklerle hiç örtüşmezken, kimi zaman beklentilerimin de üstüne çıkan şeylerle karşılaşırım. Gijis Kast‘ın beklentileri ne doğrultudaydı bilmiyorum ama İstanbul’u sevmiş olmalı ki, 6 ay boyunca burada yaşamış, çalışmış, sokaklarını ve insanlarını çizmiş; tabi o insanlar kağıtlara döküldüğü andan itibaren artık onun insanları olmaya başlamış. “Başıboş sokaklar” ya da “başıboş insanlar” kavramlarını okur okumaz, gözünüzde az çok nasıl insanlar canlanıyorsa, buna benzer çizimlerle karşılaşıyorsunuz. Hatta bazı çizimler size çok “İstanbul” geliyor; çünkü bunlar aslında alışık olduğumuz görüntülerin çoğunu oluşturuyor. Belki sadece tek farkı kağıt üzerinde olmaları.

Selim İleri‘nin kaleme aldığı İstanbul Yalnızlığı adlı kitabında; Avrupalı sanatçıların gördüğü İstanbul ile Türk sanatçılarının gördüğü İstanbul’un ne kadar farklı olduğuna değiniliyordu. Özellikle Avrupalı realist ressamlar İstanbul’u ahşap evleri, daracık sokakları, muhallebicileri, sokak satıcıları, fal bakan çingeneleriyle yansıtıp, daha oryantalist yanlarını ortaya çıkarırken, Türk ressamlar ise daha çok manzaranın ressamı olma tutkusunda ilerliyorlarmış. Bu yazıyı okudukça, Kast’ın sergisinin gerçekten bu söylenenlerle örtüştüğünü fark ediyor, İstanbul’un alışık olduğumuz o sokak kokan yüzünü, umursamaz gibi gözüken başıboş tavrını, sokaklarını ve yalnızca bu şehre özgü satıcılarını resmettiğini görüyorum.

Bir Avrupalı’nın gözünden, bir Hollandalı’nın gözünden ve bir çizimcinin gözünden İstanbul’u görmek eğlenceli, dahası yeniden İstanbul’u keşfetme tutkusunu ateşleyecek kadar da etkili!

Tarih: 17 Kasım – 9 Aralık 2012

Adres: DEPO / Tütün Deposu Lüleci Hendek Caddesi No.12 Tophane/ İstanbul

Kast’ın tüm çizimlerine bakmak için: http://www.gijskast.com/v2/

Fotoğraflar: Gijs Kast’ın kendi web-sitesinden alınmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN