80’lerin hatırı sayılır glam grubu Guns’n Roses’dan açıyorum sözü… Hani şu geçtiğimiz aylarda ülkemize gelen efsane grup. Hani 1993’te de gelmiş olan fakat birçoğumuzun (daha ziyade 85’ten sonra doğanlar) yetişemediği, hatta büyük olasılıkla o yıllarda tanışmamış olduğu grup. 80’ler döneminin en farklı ve orijinal grupları arasında yer alan, şarkılarında dönemin her türlü sorununu yansıtan ve konserlerinde azgın seyircisiyle kendi azgınlığını paylaşan grup.

slashs-snakepit-50ba6c199cff1

Yıllarca grubun oluşturduğu kimyaya büyük katkılar sunan Slash’s Snakepit’in, Guns’n Roses’ı oluşturan önemli parçalarından biri olduğunu büyük bir rahatlıkla söyleyebiliriz. Yaratmış olduğu gitar rifflerinin ve gitardaki hünerlerinin, tüm dünyayı etkilemiş olduğunu bilmeyenleriniz yoktur sanırım.

slash's snakepit it's five o'clock somewhere

Guns’n Roses’ın ülkemize gelişinden iki yıl sonra, yani 1995 yılında çıkan bu güzel albümde 14 şarkı yer alıyor. Sound olarak Guns’n Roses albümleriyle kıyaslandığında daha hafif sounda sahip It’s Five O’clock Somewhere’de, açılış I Neither Can I ile gerçekleşiyor. Slash’in 80’lerin önemli müzik adamlarından biri olduğu inkâr edilmez bir gerçek. Bu 80’lerin önemli müzik adamının albümünde, 90’ların etkisi de görülüyor yalnız. Gitarlar gayet güzel, insana dinlerken tat veriyor.

Bir üst paragrafta It’s Five O’Clock Somewhere‘in Guns’n Roses albümlerine göre daha hafif sounda sahip olduğundan söz ettiysem de; Be The Wall gayet albümünün dinamiğinin en heavy bir şarkısı.

Slash’in kendine has o stilini her zaman beğendiğimi belirtmek isterim. Tam anlamıyla bir rockstar’dan bahsediyoruz. Rock antolojisinde önemle yer alabilecek bir albüm müdür bilemem ama Slash’in soloları nı taşıyıcı özelliğe sahip olması açısından büyük öneme sahip bir albümdür. Bir şekilde edinmenizi tavsiye derim.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN