Şimdi bu denkleme ne gerek var diyebilirsiniz. Denklemler sıkıcı olabilir ama Mimar Joyce’un hayatı hiç de öyle değil? Bir insan 9 yaşından ne istediğini bilip planlar mı? Planlarsa işte; hayat onun için o denli heyecanlı olur!

Londra’da bulunan Central Saint Martins College of Art and Design’da İç Mimarlık ve Alan Tasarımı okuyan Kohen, 4 yılda eğitimini tamamlayıp Habif Mimarlık’ta ilk iş deneyimini gerçekleştirdi. Edindiği deneyimler onu sadece ‘ben’ olma yoluna yönlendirdi ve 2011 Kasım ayında JK Mimarlık ofisini yarattı. Yaratıcılığının verdiği heyecana sizde dahil olmak için kapıyı aralayın!

Joyce Kohen kimdir?

Pozitif enerji dolu, yaşamayı fazlasıyla seven, yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmayan, yarattıkça nefes aldığına inanan, yaşam heyecanı olan, hayattaki motivasyonunu tasarlamak ve yaratmaktan alan, aynı zamanda küçük yaştan yeteneğini ve sanata olan ilgisini fark etmiş, ne istediğini daha 9 yaşındayken anlamış, sürekli çizmiş boyamış ve bu yolda adım adım azimle ilerlemiş biridir. Sürekli bir şeyler üretmeyi seven, genç, dinamik ve işine tutkuyla bağlı bir iç mimar.  

‘Sanata olan düşkünlüğümü mimarlıktan yana kullanmasaydım ne yapardım bilmem’ diyen Joyce işini aşkla yapan, bunu hobi diye adlandıran, bu yüzden kendini son derece şanslı bulan ve ayrıca bunun farkındalığını doyasıya yaşayan biri…

Şu anda, kendi firması olan JK Mimarlık’ta mimari proje tasarımı ve uygulama çalışmalarına devam ediyor.

 

Bu aralar hangi projelerde çalışıyorsun?

Şu anda Akmerkez içinde yer alan,  uzun yıllara dayanan bir geçmişi bulunan, bir erkek ayakkabı mağazasının hem iç,  hem vitrin tasarımı olmak üzere yenileme projesinde çalışmaktayım.

Bir diğer taraftan da Yeşilköy’de bulunan eski 3 katlı bir binanın yıkılıp baştan restore edilme ve balık restoranına dönüştürme projesi üzerinde çalışmalarımı sürdürüyorum.

En sevdiğin projen nedir?

En sevdiğim projem olarak sıralamam veya ayırt etmem maalesef mümkün değil çünkü her birinin kendi içinde dinamikleri bulunuyor. Hepsinde benden biraz olduğunu biliyorum.

Her birini teker teker düşündüğümde hayatımın farklı kesitlerine şahitlik yapmış olduklarını görüyorum ve yine her birine bakış açım bir annenin yavrusuna baktığından farksız gibi bir durum ortaya çıkartıyor.

Projelerimin, kişisel gelişim yolunda bir yerde beni ben yaptıklarına inanıyorum.

Hem mimari anlamda tecrübe kazanmama hem de yeni tanıştığım ve zaman içerisinde dostluklarını kazandığım mekan sahiplerinden hayata dair farklı pencerelere tanık olup farklı bakış açılarından bakmayı öğrendim.

Sence başarı nasıl elde edilir?

Herkesin dediği gibi ‘ İşini severek yaparsan, başarı kaçınılmazdır.’ Biraz iddialı olacak ama ‘Ben işimi sevmiyorum, tamamen aşığım…’

Sosyal hayatında da iş hayatındaki kadar kararlı mısın? Ya da ilişkilerinde?

Günlük hayatımda ufak tefek şeylerde bazen kararsızlıklar göstersem de genelde hep kararlıyımdır ve ne istediğimi her zaman bilirim ve hep bildim. Gerek ilişkilerimde, gerek işlerim de kararsız olmanın bende mutsuzluk yarattığını bildiğim için hep baştan kendime sorduğum sorular ile kararlarımı kendi içimde belirlerim.

Bugüne baktığımızda ne hissediyorsun?

Bugüne baktığımda kendi konumumda her anlamda şanslı oluğunu bilen, bu yüzden daima var olanlar için teşekkür eden, geleceğe umutla bakan ve heyecanla bekleyen hisler taşıyorum!

Hangi şehrin mimarı olmak isterdin?

Her şehrin mimari olabilirim yeter ki o şehre farklı soluklar, dokunuşlar getirebilmeme kendi tasarım anlayışımı yansıtmama müsaade edilsin.

Hayatı nasıl tanımlarsın?

Bana göre hayat,  insanlara hediye edilen cennetten çıkma farklı kesitlerdir, tabii kişi görebildiği müddetçe… Yaşanmışlığın olduğu sıcak mekanlar yaratmak tasarımlarımda çıkış noktamdır. Bir gün bu dünyadan gittiğimde benden bir takım parçalar, izler kalsın hissini içimde taşıyorum.

Bu iç güdüsü sayesinde soyut olan tasarımlarımı somutlaştırabiliyorum. İnsanlar yaşadıkça mekanlar zenginleşir. İnsan yaşam standartlarını yükseltmek asıl amaç, tasarımlar ise bu yönde araçtır… İnsan hayatına hizmet etmelidirler. Her tasarımın bu yönde fonksiyon sahibi olması gerektiğine inanıyorum.

Joyce Kohen’in Projelerinden Seçmeler:

 
Atelier 55: İstanbul’un tarihi semtlerinden biri olan Galata içerisinde yer alan eski bir kıraathanenin konsept mağaza ile kafeye dönüştürme projesidir.
 
Kandilli Köşkü: Kandilli’nin tepelerinde eşsiz konuma sahip bu köşk İstanbul’un en gözde manzaralarına hâkim olan mimari anlamda ise tarihi eser değerine sahip olan ev projesidir.
 
ODTÜ Araştırma Merkezi: Türkiye’nin en saygı değer eğitim kuruluşlarından biri olan ODTÜ’nün elektrik ve elektronik bölümüne ait araştırma merkezinin giriş katının iç tasarım ve dekorasyon projesidir.
 
3 Yalı Projesi: Ortaköy semtinde kıyı şeridinde nadir rastlanan konuma sahip olan 3 bitişik yalı projesidir. Yalının dış mimarisi eski halini korumaya yönelik bire bir inşa edilmiş, iç düzenlemeleri ise yalı iç mimarisine uygun olacak şekilde kullanıcının ihtiyacı dâhilinde tasarlanmıştır.
 
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?