O, tasarımı her yönüyle ele alan biri. O, moda ve mimari sektöre imzasını atmış biri. O mekanlara hayat katan ve mekan müşterilerine yenilikler sunarak eğlendiren biri. O, vizyonu geniş, markası ile yenilikçi biri.O , perspektif bakış açılarını üç boyuta taşıyan biri. O, Sami Savatlı…

Sami Savatlı’nın tasarım yolculuğu nasıl başladı?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Endüstriyel Tasarım okudum. Daha sonra Mahmut Anlar ile çalışma fırsatı buldum, birçok restaurant, gece kulübü projesinde yer aldım. Ardından 2009 yılında, Nişantaşı’nda kendi tasarım ofisimi kurdum. Hala mekan, ürün tasarımı ve tasarım danışmanlığı alanlarında hizmet veriyorum.

Endüstri ürünleri tasarımı okumuş biri olarak; tasarım için eğitim şart mı? Biraz da doğuştan gelenek bir yetenek olması gerekmez mi?

Tabii ki insanın tasarım yapması için öncelikle, bu işi seviyor olması çok mühim. Doğuştan gelenek bir yetenek olduğuna ve bunun yadsınmaması gerektiğine de inanıyorum. Ancak eğitim ve sonrasında işin içinde iken edinilen mesleki deneyim işin bence temelini oluşturuyor.

Sami Savatlı markasının embriyosu nasıl atıldı? Şu an marka kalbinin hızlı atması seni ürkütüyor mu?

Tabii ki bütün tasarımcıların hayalidir, kendi işini yapıyor olma özgürlüğünü eline alıyor olmak. Ben hep içimden geldiği gibi hareket ettiğim için, doğru zamanın geldiğini hissettiğim anda, çok fazla üzerinde düşünüp, işin tüm zorluklarını göze alarak kendi ofisimi açtım. Ve ilk gününden beri çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz ofis olarak. Ama daha çok, butik bir tasarım ofisi gibi çalıştığımız için, projelerin her ayrıntısı üzerinde düşünme ve zaman geçirme lüksüne sahibiz. Projeler keyifli olduğu müddetçe de daha da hızlanmak beni ürkütmüyor açıkçası.

Ürün tasarımının Türkiye’de geldiği nokta nedir?

Aslında üretim ve teknoloji açısından çok ileri bir noktadayız. Tasarladığınız herhangi bir şeyi, Türkiye’ de üretebilme şansınız çok yüksek. Tasarımcılar için bu çok büyük bir şans. Ancak işin özü olan, “tasarım” konusunda henüz ülke olarak bir aşama kaydettiğimizi düşünmüyorum. Bireysel olarak başarılı tasarımcılar elbette var. Biraz aklımız karışık ve ulusal bir tasarım dili oluşturmaktan çok uzağız. Sanırım ülke olarak tasarım politikalarımızı ve tasarım eğitimimizi gözden geçirip, daha geniş çapta tedbirler almalıyız.

Eğlence, yeme-içme, mimari ve moda sektöründe tasarımın içindesin. Her yönü ile tasarımı ele almak tecrübe dışında; markana neler kattı?

Artık günümüzde, eskiden olduğu gibi, tasarım disiplinleri arasında çok görüyoruz. Ürün tasarımcıları bina tasarlarken, mimarlar ayakkabı yapabiliyor. Mühim olan tasarımcının vizyonu ve başka bir disiplinlerde tasarım yaparken o alana kendi vizyonunu taşıyabilmesi. Elbette, her disiplinin uzmanlarından oluşan ekiplerle gerçekleştiriliyor bu tasarımlar. Örneğin; moda sektöründe danışmanlık verdiğim markalardan bir yandan beslenirken, bir yandan da onlara başka bir vizyon katarak, karşılıklı olarak birbirimizi zenginleştirdiğimizi düşünüyorum.

Ben yönlü olmanın vizyoner açıdan geliştirici etkisi olduğunu düşünüyorum. Senin düşünceni merak ediyorum. Bu kadar yönlü olmanın markayı dağıtabileceğinden endişe duymadın mı?

Çok yönlü olma durumu, sınırları belirlenmiş bir çerçevede gerçekleşiyorsa markayı dağıtacağını düşünmüyorum. Benim verdiğim servisler, bir mekan ve mekanı oluşturan objelerden oluşuyor genel anlamda. İç mekan tasarımı yaparken; mobilya, aydınlatma ve aksesuar tasarımları da gerçekleştiriyorum; kimi zaman mekanın logosuna, mönü tasarımına ve web sitesine de el atıyorum. Ama bu danışmanlık boyutunda gerçekleşiyor, tekstil markalarına da yine vitrin tasarımı ve görsel tasarım danışmanlığı konusunda servisler veriyorum.

Şıklık ve çekiciliği minimalist çizgilerle harmanlayarak oluşturduğun ürünlerin ile eğlence sektörüne mimari bir eğlence kattın. Gelecekte kendine ait bir mekan kurmayı planlıyor musun?

Yoksa ekip ruhu ile devam mı edeceksin? Kendime ait bir mekan kurmak gibi bir planım yok. Zaman zaman bu işin içinde olduğum için, bu tarz teklifler gelmiyor değil. Ancak ben işin tasarım kısmında olmaya ve yeni projeler üretmeye devam etmeyi planlıyorum.

Aşağıdaki mekanlara tasarladıklarını, onların için yarattığın dünyayı üç kelime ile anlatır mısın? Senin için neler ifade ediyor?

Bistro Funfatale: Rough-Lux, Goblen, Fun

Salomanje: Cool, Masif, Ayna

Sortie: Boğaz, Bronz, Kafes

Joke Circus: Beklenmedik, Çok Katmanlı, Eğlenceli

Cento per cento: Yeni Nesil, Klasik İtalyan, Sıcak

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN