Terapinin Fazlası: Sandığımız Kadar İyi Bir Şey Olmayabilir mi?

Themagger News
KASABA MODERN İLE İYİ YAŞAM|1 Haziran 2026
Terapinin Fazlası: Sandığımız Kadar İyi Bir Şey Olmayabilir mi?

Özellikle uzun soluklu terapilerde “sonsuz bir süreç” hissi yaratan belirsiz devam kararları, danışanın bağımsızlığını pekiştirmek yerine terapiste bağımlılığı besleyebiliyor. Buna karşılık geliştirilen yapılandırılmış sonlandırma yaklaşımları, terapinin bir hedefle ve net bir kapanışla tasarlanması gerektiğini savunuyor.

erapi odalarında uzun süredir konuşulmayan bir şey var: iyi bir seansın nasıl başladığı kadar, iyi bir terapinin nasıl bittiği de önemli. Sonlandırma, yani “termination,” klinik literatürde yıllar içinde yeterince ele alınmamış bir konu olarak kalmıştı. Oysa terapinin nasıl kapandığı, tüm sürecin ne kadar içselleştirildiğini doğrudan etkiliyor. Klinik psikolog ve yazar Dr. Joyce Marter gibi isimler, sonlandırmanın bir kayıp değil, bir olgunlaşma ritüeli olarak çerçevelenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşımda son birkaç seans genellikle bilinçli bir geri dönüşe ayrılıyor: ne öğrenildi, hangi araçlar kazanıldı, hangi örüntüler dönüştü? Danışana “artık kendi terapistinsin” mesajını içselleştirmek için alan açılıyor.

Bunları Da Okuyun

Yöntemler arasında “booster session” modeli de giderek daha fazla benimseniyor. Terapi resmi olarak sonlandırılıyor, ancak danışan altı ay ya da bir yıl sonra tek bir seans için dönebileceğini biliyor. Bu yapı hem gerçek bir kapanış sağlıyor hem de süreci tamamen kopuşa dönüştürmüyor. Terapinin bir sonu olması gerektiği fikri, nihayetinde iyi bir terapinin insanı terapiye bağımlı kılmak yerine kendi hayatına daha sağlam bağlaması gerektiği argümanını pekiştiriyor.

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!