The Things You Kill: Baba, Oğul, Kutsal Gerilim

“The Things You Kill” sinemamızda görmeye alışık olduğumuz bir baba-oğul hikayesi/çatışması gibi başlayan ama ilerledikçe ardında katmanlı bir huzursuzluk vadeden bir film. Yönetmen Alireza Khatami’nin kamerası ne gösteriyorsa, bir o kadarını da gizliyor. İranlı sinemacının kendi ‘kodlarıyla’ ülkemizde çektiği film, bir çok baharatı içinde barındıran ve tadına ilk defa baktığımız bir yemek gibi. Son derece tanıdık bir tat ama. Karakterlerin yüzlerindeki gerginlik, utanç, pişmanlık. Hepsi var ama hiçbirine doğrudan temas edemiyorsun. Film seni açıklama yapmadan, ‘anlatma göster’ düsturuyla içine çekiyor; tıpkı geçmişle yüzleşmek gibi, istemesen de her boşlukta içine girmek zorunda kalıyorsun. Tabii Khatami’nin filminde kusurlar yok değil ama izledikten sonra gün geçtikçe iyi taraflarıyla hatırlamaya çalıştığım bir iş oldu.

Türkiye’ye farklı bir perspektiften bakan bir yönetmen sayılabilecek Khatami, ortamı ne egzotikleştiriyor ne de yabancılaştırıyor; tam tersi, tanıdık bir yorgunluk hissi aşılıyor izleyene. Ana karakterine son derece tanıdık dertler tasalar yüklerken, salt bir gerçekliğe sırtını yaslayan bir film izleyeceğimizi zannediyoruz. Fakat film ilerledikçe bazı oyuncaklı ters köşeler yaşanmaya başlıyor. İzleyicinin de yorumlarıyla subjektif olarak hikayeye yön verebileceği türden.










