Geçtiğimiz hafta Vodafone Istanbul Calling konserlerinden The XX’teydim, “The Heat” ve “Exit Through the Gift Shop”u izledim ve Akademi’nin haberiyle heyecanlandım. Yaşamakla kalmadım, paylaşmak istedim:

the xx

Bir Konser: The XX @ Vodafone Istanbul Calling

the xxHaziran ve Temmuz’u neredeyse konsersiz geçirmek zorunda kaldıktan sonra, Vodafone Istanbul Calling kapsamındaki The XX konseri birçoğumuza iyi geldi eminim. The XX’in adını fazla duymamış, müziğini fazla dinlememiş biri olarak, yalnızca açıkhva konseri ruhunu yaşamak için gittiğim konserden, beklentilerimin oldukça üzerinde bulduğum The XX’i severek ve iyi bir sahne performansı izleyerek döndüm ben de. 2010′da dünyanın en önemli müzik ödüllerinden Mercury Prize kazanmış olan grup, indie-pop tarzındaki şarkıları ve hayal alemine götüren sound’ları ile olduğu kadar performansları ve ışık kullanımları ile de etkiledi beni. The XX’i tanımadığınızı düşünüyorsanız, “Crystalised” ve “Reunion“ı benim gibi duymuş fakat kimin olduğuna dikkat etmemiş olabilirsiniz. Bu arada konserde grubun birçok şarkısını ezbere söyleyen büyük bir kalabalık olduğunu söylemek gerek. Tanımayan-bilmeyenler utansın, ben utandım.

the heat

Bir Film: The Heat

the heatBir yanda küçüklüğümden beri rol aldığı romantik komedileri zevkle izlediğim, her zaman sempatik ve güzel olan Sandra Bullock, diğer yanda “Bridesmaids” sayesinde ufak dizilerdeki komik kadın olmaktan çıkıp Oscar adayı bir komedyene dönüşen Melissa McCarthy… Çok sevdiğim bu iki kadın, geçtiğimiz hafta vizyona giren “The Heat”te bir aradalar! Üstelik filmin yönetmeni “Bridesmaids”in (ve “Parks and Recreation”dan “The Office”e, sevdiğim birçok dizinin en iyi bölümlerinin) yönetmeni olan Paul Feig.

Kaliteli komedi izlemenin oldukça zor olduğu günümüzde “Bridesmaids”in ardından “The Heat” de yılın en iyi komedilerinden biri… (Diğeri “I Give It a Year”) Mesleğine ve kurallarına sımsıkı bağlı, asosyal denebilecek kadar garip bir FBI ajanı ve ona tamamen zıt karakterde, tahmin edilemez hareketleri ve tepkileriyle suçlular kadar meslektaşlarına da korku salan bir polisin bir arada çalışmak zorunda kalmasını konu alıyor film… ‘Zıt karakterdeki ortak polisler’ hikayelerindeki klişeleri bir bir sıralayacakmış gibi dursa da, iyi espriler, usta işi doğaçlamalar ve iki oyuncusunun uyumu ile başarılı bir film haline gelmiş. İyi komediye hasretseniz, halen vizyondayken kaçırmayın!

exit through the gift shop

Bir Belgesel: Exit Through the Gift Shop

exit through the gift shopGraffiti kültürünün üzerine konuşmakla, yazıp çizmekle bitmeyecek engin bir deniz olduğu bir gerçek. Graffitinin bir sanat olarak kabul edilmesinin ve hatta “sokak sanatı” olarak adlandırılmasının en büyük nedenlerinden biriyse kuşkusuz Banksy. Bugüne dek yüzünü bizden saklayan Banksy, heyecan verici performansları, çarpıcı ve eleştirel yerleştirmeleri, anlamlı graffitileri ve hatta sergilerinin ardından 2010′da kendisinin yönettiği bir belgeselle (tabii ki yine yüzünü göstermeden) dünyanın karşısına çıkmıştı: Exit Through the Gift Shop.

Film, sanılanın aksine Banksy’nin kendisine övgüler yağdırdığı bir otobiyografik belgesel değil. Hatta Banksy, hikayesi anlatılan Mr.Brainwash adlı “sokak sanatçısının” yaşamındaki önemli bir basamak olarak yer alıyor kendi filminde. Genç yaşından beri video kamerası ile her şeyi kayıt alma saplantısına sahip olan Thierry Guetta, zamanla Fransız ve Amerikalı birçok graffiti sanatçısı ile birlikte dolaşıp, onların performanslarını ve ürünlerini kayıt altına almaya başlıyor. Sürpriz bir şekilde kimsenin görmediği/tanımadığı Banksy ile tanışıyor ve hatta izniyle onun da peşinde dolaşarak çalışmalarını kaydetmeyi başarıyor. Buraya kadar her şey sokak sanatçıları ve sokak sanatı ile ilgili bir belgeselmiş gibi gözüküyor. Fakat film, Thierry Guetta’nın Banksy’nin önerisiyle kendisi de bir sokak sanatçısı olmayı kafasına koyması ve Mr.Brainwash adını almasıyla bambaşka bir boyut kazanıyor. Banksy, “zorla yaratılmış sanatçı” Mr.Brainwash’un hikayesi üzerinden sanat piyasası ve sokak sanatı ilişkisini sorguluyor, günümüz sanatı ve sanatçısının değerinin nasıl belirlendiği konusu belgeliyor. Yalnızca sokak sanatıyla değil, görsel sanatların herhangi bir alanıyla ilgilenen herkesin izlemesi gereken bir belgesel bence.

ellen degeneres

Bir Haber: Ellen DeGeneres @ The Oscars

Akademi Ödülleri, namıdiğer Oscarlar’ı takip edenler, hele hele her yıl gece uyumayıp töreni canlı izlemek için işlerine/okullarına uykusuz gidenler bilirler, olayın en can alıcı noktalarından biridir gecenin sunucusu… Fakat ne yazık ki son yıllarda Akademi, ne yaparsa yapsın kimseyi mutlu edemeyen seçimler yapıp durdu. Uyumsuz ikili denemelerinden (Anne Hathaway-James Franco ve Steve Martin-Alec Baldwin), yaşlanmış olmasının formunu kaybetmesine neden olmayacağını düşünerek yanıldığı eski dostlara (Billy Crystal) birçok tatmin etmeyen sunucuyla karşılaştık biz de. Geçtiğimiz yıl genç izleyiciyi çekmek için bir koz olarak kullanılan Seth MacFarlene formülü de işe yaramayınca, bu yıl sonunda sevindirici bir haberle heyecanlandık: Son yılların en iyi Oscar sunucularından Ellen DeGeneres, 2 Mart 2014′te yayınlanacak olan 86. Akademi Ödülleri Töreni’nin sunucusu olacak!

Kendisini izlemek için yarım yıl bekleyeduralım, 2007′deki performansını hatırlamak isterseniz:

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Exit Through the Gift Shop en şaşırtıcı ve en sevdiğim sokak sanatı belgesellerinden biridir! Ellen işine çok şaşırdım, çok hoş bir sürpriz olur gerçekleşirse bu!!!

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?