31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 17-25 Kasım 2012 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Ünlü yazarların söyleşi ve imza için okuyucuları ile buluştuğu ve yüzlerce yayınevinin bir arada hazır bulunduğu etkinliklte, binlerce kitap indirimli olarak satışa sunulacak. Kitap listelerinizi hazırlamanıza yardımcı olması için theMagger’da okudukları kitaplarla ilgili yorumlarını paylaşmış magger’lara kendi listelerini ve bu yıl okudukları en iyi kitapları sorduk…

Daha önce “Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü” ile dikkatleri çeken yazar Etgar Keret‘in yeni kitabı “Kapı Birden Vuruldu“, “Simyacı”dan bu yana edebiyatla ilgilenen herkesin takip ettiği Paulo Coelho‘nun yeni romanı “Akra’da Bulunan El Yazması” ve ‘yeni Coelho’ olduğu söylenen Laurent Gounelle‘in “Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer” romanı, listenin zirvesinde yer alıyor. theMagger’ın alışveriş listesinin ilk 10 sırasındaki kitapların tamamı ise şöyle:

1. Kapı Birden Vuruldu, Etgar Keret, Siren Yayınları

2. Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, Laurent Gounelle, Pegasus Yayınları

3. Akra’da Bulunan El Yazması, Paulo Coelho, Can Yayınları

4. Grinin Elli Tonu, E.L. James, Pegasus Yayınları

5. Kırık Kalpler Terzihanesi, Ali Teoman, YKY

6. Hikayem Paramparça, Emrah Serbes, İletişim Yayınları

7. Son Sefarad, Beyazıt Akman, Epsilon Yayınevi

8. Fang Ailesi, Kevin Wilson, Domingo Yayınevi

9. Uzak Tepeler, Kazuo Ishiguro, YKY

10. Aşçı, Wayne Macauley, İthaki Yayınları

 

Maggerlar, bu yıl okudukları en iyi kitapları ise şöyle sıraladılar ve bir numaralarını şöyle anlattılar:

ALGODÓN‘un En İyileri:

1. Karahindiba (Sinan Sülün, Sel Yayıncılık), 2. Bonzai (Alejandro Zambra, Notos Kitap), 3. Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde (Mahir Ünsal Eriş, İletişim Yayınları)

Karahindiba“, üç öyküden oluşuyor: “Aralık”, “Mavi Pelikan” ve kitaba adını veren “Karahindiba”. Her üç öyküde de farklı üsluplarla toplumsal dayatmaların sebep olduğu hayal kırıklıkları ve yalnızlıklar üzerinden yaşama tutunma veya tutunamama anlatılıyor. Yazar, mağlup olanlar merkezinde üç farklı dünya kurmuş. Roman türüne kıyasla üvey evlat muamelesi görmeye alışmış bir tür olan öykü yazmaya gönül veren yazar Sinan Sülün’ün üç farklı üslüpta ve sade bir dille hayata karşı hassasiyetlerini satırlarına taşıdığı bu üç şahane öyküyü okumalı ve bir sonraki kitabını merakla beklemeye başlayanlar kervanına katılmalısınız.

theMagger’dan “Karahindiba” yazısı…

 

HAZAL CİZRELİOĞLU‘nun En İyileri:

1. Simyacı (Paulo Coelho, Can Yayınları), 2. Amerikan Tanrıları (Neil Gaiman, İthaki Yayınları), 3. Uyuyana Kadar (S.J. Watson, Doğan Kitap)

Bir arkadaşıma hediye olarak alıp, kitabı yeniden okumaktan kendimi alamadığım için son zamanlarda okuduğum en iyi kitap, yine “Simyacı” oldu. Dünyayı tanımak için çoban olan Endülüslü bir gencin, rüyasında gördüğü Mısır Piramitleri’nde gizli hazineyi bulmak için çıktığı yolcuğu ve bu yolculukta karşılaştığı insanları, cesaretini, yaptığı seçimleri ve zaman zaman kendine duyduğu şüpheyi anlatıyor “Simyacı“. Bana kitapların sıkıcı, uzun ve renksiz olmadığını ilk hissettiren kitaptı ve ne zaman okusam, o gün olduğum insan, kitabın başka bölümlerine bayılıyor. İnanılmaz bir öykünün içinde sizi sizden alıp, düşündürüp, hayatınızı sorgulamanızı sağlayan, okunması son derece kolay bu mistik roman, bence bir kitabın varabileceği en uç noktalardan biri…

 

EMRE EMİNOĞLU‘nun En İyileri:

1. Akşam Yemeği (Herman Koch, Doğan Kitap), 2. Pigme (Chuck Palahniuk, Ayrıntı Yayınları), 3. Boksör Böcek (Ned Beauman, Domingo Yayınevi)

“Suçlu çocuğunuzu korumak için neler yapabilirsiniz?” Hollandalı yazar Herman Koch’un “Akşam Yemeği” adlı romanının arka kapağında okuduğunuz bu cümle, söz konusu ‘suç’un ne olduğu konusunda pek bir fikir vermiyor belki ama elinizde tuttuğunuz romanın sizi ahlaki bir ikileme sokacağı ve kendinize ciddi sorular sormanıza neden olacağı konusunda önemli bir ipucu veriyor. Koch, sizi etrafında dört kişinin oturduğu, lüks bir restorandaki akşam yemeği sofrasına konuk ediyor. Sorgulamanız gerekenin menüden seçtikleriniz değil, vicdanınız olduğu bir akşam yemeği sofrasına…

 theMagger’dan “Akşam Yemeği” yazısı…

 

LİSYA KALMA‘nın En İyileri:

1. Tam Benim Tipim (Simon Garfield, Domingo Yayınevi), 2. 100 Yılın 100 Filmi (Atilla Dorsay, Remzi Kitabevi), 3. Erkeklerin Hikayeleri (Çeşitli Yazarlar, Metis Yayınları)

Simon Garfield‘in “Tam Benim Tipim” adlı kitabı, fontlar üzerine kurulmuş bir kitap. Evet, yazı fontları. Hayatımızdaki yüzlerce, binlerce fontun aslında bakış açımızı, markaların duruşunu ve bilinirliklerini, etrafımızdakileri ve okuduklarımızı nasıl algıladığımızı etkilediğini anlatıyor. ‘Font kitabı’ deyince sıkıcı görülebilir ama değil! Yazar, fontların tarihinden bahsederek başlıyor, bir işkadınının emailinde BÜYÜK HARFLERLE YAZDIĞI EMAİL sonucu, işinden olmasını anlatıyor. (Büyük harfle yazınca, sesimi yükselttim sanki, değil mi?) Bu tarz ilgi çekici hikayeleri okuyunca, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz ve en geç iki gün içinde bitiriyorsunuz. Kitap boyunca insandan daha çok fontları karakterler olarak ele alan Garfield, Comic Sans’ın zamanında ne çığırlar açıtığını anlatıyor, Arial’ın, Times New Roman’ın ve onlarca fontun karakterlerini, topluluklarda nasıl bir algı yarattığını inceliyor. Kısa hikayeler, gözümün önünde olan ama önceden hiç düşünmediğimiz şaşırtıcı gerçekler, güncel hayattan kesitlerle oluşturulmuş “Tam Benim Tipim”i benim gibi rahat ve eğlenceli kitaplar okumayı sevenlere tavsiye ediyorum.

 

ZEYNEP USLU‘nun En İyileri:

1. Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında (Haruki Murakami, Doğan Kitap), 2. Buzdolabının Üstündeki Kız (Etgar Keret, Siren Yayınları), 3. Satranç (Stefan Zweig, Can Yayınları)

Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında”nın ardından, Murakami’nin ruhumda bıraktığı izlerden uzun bir süre kurtulamadığım ve bambaşka bir kültürü ve o kültürde yetişen insanları tanıma aşamasındayken bile kendimi her an romandan bir karakterin yerine koyduğum, nefes almadan okuduğum ve başucumdaki o beş kitabın arasına ekleyebildiğim için, “Sence ne okusam?” diyen herkese önereceğim kitap. İnsan aşkı ilk kez ne zaman hisseder, ne zaman hayatını hüzün kaplar da bir kişiye ölesiye bağlanır, tutkuyu aşktan sosyoekonomik hırslara taşır ve hissettiklerinin ağırlığı altında ezilmemeyi öğrenebilir? Muhtemelen 12 yaşına geri dönüp geçmişi sorguladığında, Şimamato ile tanıştığında, evlenip iki çocuk babası olduğunda, hayatını notalar içerisinde yaşadığında, pişmanlıklarının üzerine gittiğinde ve “South of the Border”ı Frank Sinatra’dan dinlediğinde…

 

Ve son olarak, İngilizce kitap okuyanlara özel bir liste için YASEMİNDORMEN‘in En İyileri:

1. The Curious Incident of the Dog in the Night-time, Mark Haddon 2. Beyond Good and Evil, Friedrich Nietzsche 3. 1984, George Orwell

Bazı kitaplar vardır, alırsınız ama tam olarak neden aldığınızı anlamazsınız. O kitap bir süre boyunca kütüphanenizde durur ama bir türlü okunmaz; siz yine de bilirsiniz ki o orada okunmayı bekliyor. Benim için “The Curious Incident of the Dog in the Night-time” bu kitaplardandı. Sonra bir gün kitabı elime aldım ve hiç beklemediğim bir dünyanın, otistik bir çocuğun beyninin, kalbine içine girdim. Mark Haddon dünyayı duygular dahil etmeden anlamaya çalışan, her baktığı yerde matematiksel bir açıklama gören bir beyne hakim olmuş -ki bu bir yazar için en büyük sınavlardan biri olsa gerek. Beni daha da çok etkileyen ise bu kadar duygusuz bir karaktere okuyucunun bağlanıp, Christopher için derin hisler beslemesini sağlayan bir kitap olması.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?