Birkaç gün önce, Gezi Parkı’nın korunması amacıyla barışçıl ve haklı bir şekilde başlayan, yapılan sert ve orantısız müdahalenin ardından ülke çapındaki halkın özgürlüğüne, protesto hakkına ve yaşam tarzına sahip çıkmasının hareketine dönüşen #occupygezi olaylarını takip etmeye devam ediyoruz. Olaylara sessiz kalmayan ve bu süreç içinde yolu Gezi Parkı’na düşmüş birkaç dostumuzdan olayları yorumlamasını istedik:

Deniz Yılmaz

Sence Gezi Parkı, Taksim çevresi için ne ifade ediyor?

Gezi Parkı Taksim için sembol olmuş alanlardan biri. Ayrıca yeşillik olması, buluşma noktası olması ile de bence önemli bir yeri var. Büyük şehirlerin, meydan yakınlarında veya direkt meydanlarında bunun gibi yeşil alanların olması çok önemli.

Birkaç gündür süren eylemler boyunca Gezi Parkı’ndaki ortamdan bahsedebilir misin?

Gezi Parkı ortamı polis ve müdahaleleri yokken gayet barışçıldı. Fakat polisin gazları ve müdahaleleri olduğunda Gezi Parkı da, diğer olay çıkan bölgelerden farksız bir hale geliyor. İnsanların sağ duyusu ve dayanışması bu parkı ayakta tutuyor.

Gezi Parkı olarak başlayan olaylar bizlere neleri öğretti?

Bu olaylardan öğrendiğim çok şey var. Öncelikle istenirse nasıl da dayanışma içinde sesimizi duyurabiliriz
bunu öğrendim. Halkın bunca zaman bastırılması, düşünce özgürlüğünün kısıtlanması, insanların yaşam tarzlarına yönelik dayatmalar ve yasaklamalar getirilmesi, gerçeklerin yansıtılmaması ve hükümetin benimsediği ötekileştirme politikası gibi etkenler insanları bu noktaya taşıdı. Günlerdir yaşananlar, sadece “doğa eylemi” adı altında gerçekleşmiyor, bu gerçek bir sivil direniş ve başkaldırı hareketidir. Eğer insanlar suçsuz yere şiddetle karşılaşmasaydı en başında, belki de bu noktaya gelinmezdi, ama artık şunu biliyoruz ki insanlar sesini çıkarıyor ve gerektiğinde de direniyor. Ayrıca şunu da gördüm ki, kesinlikle ana akım medyasına güvenmemek lazım, bundan sonra haberleri izlerken oldukça temkinli yaklaşacağım, zira gördüklerimiz sadece medyanın simülasyonu olabilir.

Ecem Korkmaz

Sence Gezi Parkı, Taksim çevresi için ne ifade ediyor?

Gezi Parkı bizim gibi hayatını İstanbul’un göbeğinde, plazadan plazaya koşarak, AVM’ler arasında cirit atarak, rezidanslarımızdan şehre bakarak hayatını sürdürenler için bir nefes imkanı. Alabildiğine taş üstüne taş olan bir şehirde, Gezi Parkı gibi ağaç yaşatan elimizde avucumuzda kalmış birkaç ufak lokasyon bizim nefes alabilmemizi sağlayan aslında. Gezi Parkı da en başında böyle masumane bir amaçla, nefes alma hakkını savunma eylemiyle başlamış bir semboldü Taksim ve çevresi için. Ta ki bu güzel sebep, yaşanan sert müdahaleler sonucu gerçek bir şiddet ortamına dönüşene dek. İşte bu noktada da Gezi Parkı, nefes alma hakkından çıkıp özgürlüklerin savunulduğu bir direnişe dönüştü.

Birkaç gündür süren eylemler boyunca Gezi Parkı’ndaki ortamdan bahsedebilir misin?

Eylemlerin ilk günlerinde Gezi Parkı’nda müthiş keyifli bir ortam vardı. Kitap okuyanlar, müzik yapanlar, şarkı söyleyenler, çiçek dikenler… Herkes o küçük ama değerli alanın bozulup yerine ağırlığınca taş gelmesini önlemek için günlerini orada geçirmeye razı gelmişti. Şimdiki duruma baktığımızda ise, bu ufak hareketin ne kadar büyük ve önemli bir amaca dönüştüğünün hepimiz farkındayız. Direnişin en şiddetli olduğu günlerde ben de sokaklarda, tanıdığım tanımadığım binlerce insanla birlikteydim. Gezi Parkı’nda, Taksim’de, Besiktaş’ta, Harbiye’de, Gümüşsuyu’nda hep aynı amaç için yüzlerce biber gazı soluduk. Can korkusu yaşadığımız anlar da oldu, tüm Gezi Parkı’nı baştan sona temizlediğimiz anlar da. Ben bu anlarda kendimi gercekten geleceğimiz adına umutlu ve gururlu hissettim. Eminim ki diğer yüzbinlercesi de aynı şekilde hissetmiştir.

Gezi Parkı olarak başlayan olaylar bizlere neleri öğretti?

Daha önce de ifade ettiğim gibi, bu yaşananlar boyunca Gezi Parkı bizler için agaçtan çok daha fazlasını ifade eden gerçek bir sebep haline geldi. Bu süreçte de en önemli iletişim mecrası Twitter, en değersizi ise TV haline geldi. İnsanlar yalnızca fikirlerini beyan etmek amacıyla değil, sokaktaki diğer binlercesine yardım etmek ve onları bilgilendirmek amacıyla da kullandı Twitter’ı. Olanlara günlerce tepkisiz kalan medya unsurlarına rağmen iletişim kurduk ve uğruna çaba gösterilen şeyin ne kadar büyük bir şey olduğunu dışarıya göstermeyi başardık. Bütün bunlar çok büyük bir dayanışmanın sonucunda olan şeyler aslında. 80-90 doğumlu, hayatında belki derste veya arada bir televizyonda gördükleri dışında politikanın p’sine dokunmamış, keyfine eğlencesine düşkün apolitik bir nesil, şu an biber gazından nasıl korunacağı, sesini daha yüksek nasıl çıkaracağı ve daha çok nasıl birlik olunacağı konusunda birer uzman haline geldi. Bütün bunlar gerekli mecralar tarafından göz ardı edilmiş olabilir, bugün de göz ardı ediliyor olabilir. Fakat yarın bambaşka, yarın bizim geleceğimiz ve biz yine aynı sebeple, hep beraber orada olacağız.

Adnan Faysal Altunbozar

Sence Gezi Parkı, Taksim çevresi için ne ifade ediyor?

Aslında çoğu kişinin aksine benim Gezi Parkı’na sevgim çok önceden başlamıştı. Taksim’e gitmeye başladığım ilk günlerde otobüs ararken etrafında kaybolarak tanıştım parkla. Daha sonraları gidip tek başıma oturduğum, kitap okuduğum çok oldu. Ama ne zaman Gezi Parkı’nda olduğumu birilerine söylesem “Ne işin var orda, tehlikeli değil mi?” tepkisiyle karşılaşıyordum. Şehrin göbeğinde kullanılabilir bir park olması fikrine alışık değildi kimse. Ben Caddebostan sahili gibi herkesin toplanıp eğlenebileceği, dilediğinde tek başına tüm şehir griliğinden uzakta kitap okuyup nefes alabalileceği bir yer olarak görüyorum Gezi Parkı’nı. Belki çok geniş bir alana yayılmıyor ama Central Park New York’a, Hyde Park da Londra’ya ne ifade ediyorsa Gezi Parkı da İstanbul için onu ifade ediyor. Her gün kaotik fakat güzel sokaklarında dolanan insanlarına bu betonlaştırılmış haliyle bile bir nefes hakkı tanıyor Gezi Parkı.

Birkaç gündür süren eylemler boyunca Gezi Parkı’ndaki ortamdan bahsedebilir misin?

Şu ana kadar ilk defa Gezi Parkı’nda kendimi bu kadar güvende hissettim. Parka girdiğiniz andan itibaren resmen bir festival havası soluyorsunuz. Etrafta insanlar çimenlere oturmuş özgürlüklerine sahip çıkarken konuşuyorlar, kitap okuyorlar, oyun oynuyorlar, dans edip şarkı söylüyorlar. Etrafta pamuk şekerciler, seyyar köfte arabaları, simitçiler var. Yardım masaları kurulmuş, herkes gece nöbet tutacaklar için yiyecek – içecek, kıyafet, ilaç getiriyor. Her dinden, her cinsel yönelimden, her ideolojik görüşten insanlar barışçıl sloganlar atıyorlar. Öyle bir bilinç oluşmuş ki kabalaşan bir insanı diğer yüzlercesi uyarıyor. Homofobik ve cinsiyetçi duvar yazıları mor ve beyaz boyalarla siliniyor. Etraftaki çöpler parktakiler tarafından toplanıyor, günlerdir aç kalan biber gazından zarar gören sokak hayvanları besleniyor, tedavi ediliyor. Gezi Parkı asıl olması gereken haline kavuşmuş bir durumda. Bu barışçıl ortama yakışan tek duman da seyyar yiyecek arabalarından yayılan duman.

Gezi Parkı olarak başlayan olaylar bizlere neleri öğretti?

Daha önce yan yana bulunmaktan bile çekineceğimiz insanlarla birlik olup özgürlüğümüzü savunabileceğimizi, aslında çekinecek bir şeylerdense paylaşacak daha çok şeyimiz olduğunu öğretti bize. Sessiz kalmaktansa birlik olup ses çıkarabileceğimizi, bunu yaparken sopaya, silaha, küfüre değil sadece birlik olma duygusuna ihtiyacımız olduğunu kanıtladık. Tek bir ağacın binlerce belki de milyonlarca insanı özgürlüklerini savunacak noktaya getirebileceğini, buna dünyanın da destek olacağını gördük. İstediğimizde tüm ırkçı, homofobik, cinsiyetçi söylemlerden uzak durabileceğimizi, dışlamak yerine sevebileceğimizi, herkesin yaşam tarzına saygı duyabileceğimizi anladık. Gezi Parkı olaylarının en büyük ve önemli katkısı yalnız olmadığımızı hatırlattı bize.

İzi Deventurero

Sence Gezi Parkı, Taksim çevresi için ne ifade ediyor?

Gezi Parkı artık Taksim çevresi için değerlendirilecek noktayı çoktan geçti, o yüzden bu soruya nasıl cevap verirsem veriyim parkın değerini küçültüyorum gibi geliyor!

Birkaç gündür süren eylemler boyunca Gezi Parkı’ndaki ortamdan bahsedebilir misin?

Gezi Parkı’nda her türlü insan var şu anda, ama her türlüsü. Genel Türkiye için aynı şeyi söyleyemem, mesela Bağdat Caddesi’nde oturuyorum, orada ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ diye bağıranlar var, CHP propagandası yapanlar var. Gezi Parkı’nda halk var, parkı koruyanlar var, polis şiddetini, hükümetin faşizmini protesto edenler var, ve bizim gibi apolitik, hayatı boyunca bir eyleme karışmamış, bir partiye mensup olmayan insanlar bunlar. Son bir örnekle bitiriyim, bir Musevi olarak Harbiye’den direnişe ‘Devrimci Müslümanlar’ pankartı altında sakallı adamların yanında katıldım, alkışladım, bence bundan daha ütopik, daha olağanüstü bir durum olamaz. Bu direnişi en çok da bu yüzden sevdim.

Gezi Parkı olarak başlayan olaylar bizlere neleri öğretti?

Hükümetler yıllardır bizi etiketliyor, direniş bunu yok etti. Ülke olarak bir şey yapmak istiyorsak, o etiketlerden kurtulmamız lazım. Brileşince ne kadar muazzam işler yapabildiğimizi gördük.

Kerem Dıramca

Sence Gezi Parkı, Taksim çevresi için ne ifade ediyor?

Gezi Parkı Taksim’in son yeşil alanı, şehir merkezinde kalan birkaç yeşil alandan biriymiş. -miş diyorum çünkü bu bilgiyi yeni öğrendim, araştırma gereği de duymadım. Zira şu anda Gezi Parkı bir parktan çok daha fazlası, belki Türkiye’nin Mohamed Bouazizi’si olmuş durumda. Normalde metrodan çıkarken “yahu bu çıkış nereye çıkıyor acaba” diye yıllardır merak ettiğim parka Cumartesi arkamdan kovalıyorlarmış gibi gitmemin (bu ifadenin mecazi anlamından çıktığı fazla an yaşadık aslında) sebebi de yeşilliği görmek değildi.

Birkaç gündür süren eylemler boyunca Gezi Parkı’ndaki ortamdan bahsedebilir misin?

Bu konuyla ilgili çok güzel bir facebook statusu okudum, ben aslında o statüsün bahsettiği beyaz Türk grubuna girsem de düşündüklerimi çok güzel özetlemiş, doğrudan onu aktarayım. “Abi geçen Gezi’de çok pis gaz yedik yalnız” diye hikaye peşinde koşanların da direnişin peşinde koşanlarla yan yana olması güzel, evde oturmalarından iyidir en azından.

 

Yaşamakla kalmayın, yaşama hakkınıza sahip çıkın!

theMagger’dan Umudumuzu Kaybetmemek için 10 Neden…

Fotoğraflar: Adnan Faysal Altunbozar ve Instagram

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?