Yılın sonuna yaklaşırken theMagger yazarlarını tanıtacağımız bir galeri oluşturma fikriyle çıktık yola. Yazılarını zevkle okuduğumuz isimler hem kendilerini hem theMagger’ı hem de geride kalan yılı anlatsın istedik.

Bugün son bölümünü okuyacağınız bu mini-röportaj serisinin ilk bölümünü buradan, ikinci bölümünü ise buradan okuyabilirsiniz. Söz şimdi kaldığımız yerden, alfabetik sırayla, değerli theMagger yazarlarında:

Magger’ların kendilerini, theMagger’ı ve 2017’deki keşiflerini anlattığı mini-röportaj serimiz sona erdi. Siz de onlar gibi deneyimlerinizi theMagger’da paylaşabileceğinizi unutmayın!

***

theMagger Yazarları 2017’yi ve theMagger’ı Anlatıyor

Naz Kavas | @nazkavas

“theMagger, daima güncel, gerçeklikten uzaklaşmayan ve bizi canlı tutan üslubuyla kısa sürede kendini sevdirdi.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Öncelikle ben üç senelik taze bir avukatım. Arkadaşlarımın kurmuş olduğu bir büroda çalışıyorum. Büro Kadıköy’de ve bir Kadıköy aşığı olarak en mutlu zamanlarımı burada geçirdiğimi söyleyebilirim. Bunun dışında zaten theMagger’da da görüldüğü üzere, yeni yerleri keşfetme motivasyonuyla yaşıyorum. Sürekli yeni mekanlara gitmek, oralarda farklı lezzetleri denemek, bu deneyimlerimi yazıya dökmek en sevdiğim şeyler arasında. Bir de seyahat etmek en büyük mutluluğum. Fırsat buldukça şehirden uzaklaşmalı, gerçekten çok iyi geliyor insana. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile yollarımız 2012 yılında kesişti. Zaten severek takip ettiğim bir mecraydı; ama theMagger’da yazma fikri Kavala seyahatimle birlikte aklıma girdi diyebilirim. Herkesle paylaşmalıyım düşüncesi ve kendimi theMagger’a fazlasıyla yakın hissetmemle birlikte kendimi bir anda siteye yazarken buldum :) theMagger, daima güncel, gerçeklikten uzaklaşmayan ve bizi canlı tutan üslubuyla kısa sürede kendini sevdirdi. Daima var olur ve birlikte oluruz umarım! 

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

2017’de öncelikle dizi olarak HANDMAID’S TALE‘den epey etkilendim, THE LOBSTER ve CAPTAIN FANTASTIC favori filmlerim olurken, JOHN FANTE kitapları yine en sevdiklerimdi. Bir sürü yeni mekan keşfettim. Burgerin yükselişiyle birlikte her yanda açılan burger dükkanları arasında yılın yıldızı Kadıköy’deki B.O.B oldu diyebilirim benim için. Bununla birlikte Ahali Teşvikiye, MSA’nın Mutfağı, Maybe ve Kase No 16 da en sevdiğim mekanlar arasında yerini aldı. Yılın benim için en mutluluk verici seyahati ise, GÖKÇEADA‘yaydı. Kendime saklamak isteyeceğim kadar çok sevdim oraları. Paylaşmak istemedim kimselerle. Belki de en huzur bulduğum süreciydi bu senenin o beş gün. Kaleköy Poseidon’un enfes manzarası eşliğinde rakı balık, Mustafa’nın Kayfesi’nde kahve-kurabiye keyfi, Laz Koyu’nda buz gibi denize dalmak ve Zeytinli Köyü’nde Barba Hristo Tatlıları eşliğinde vakit geçirmek  bir harikaydı! Umarım 2018 de en az bu yıl kadar sevdirir kendini :) 

Naz’ın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Neşe Pelin Özmen | @nesepelin

“Herhangi bir blogda sadece blog sahibinin zevkine bağlı kalırken theMagger karşılaştırma şansı veriyor.”

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben Neşe Pelin, doğma büyüme Ankaralıyım, yüksek lisans ve iş hayatı derken son 11 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Gündelik hayatımı finansçı olarak kazanıp, kazandığımı ve zamanımı olabildiğince iyi yiyerek, iyi görerek ve iyi gezerek yaşamaya çalışan biriyim. Hayatta vakit harcamaktan en keyif aldığım şey tatil planlamak olabilir. Tüm detaylarıyla hazırlanan bir tatil planı bana tatilin kendisi kadar mutluluk veriyor. Son 1,5 yıldır tarif denemek, yemekli misafir ağırlamak, restoranlar-şefler keşfetmek, menüler incelemek gibi zevkler girdi hayatıma. Mutfakta olmak da hobilerim arasında sayılabilir oldu yani son zamanlarda :) Hobi denir mi bilemiyorum tabii ama bir de İtalya hayranlığımız var. Yıllar boyunca eşimle birlikte olabildiğince farklı ülkeleri, şehirleri gezmeye çalışırken, farkında olmadan aralara hep bir İtalya seyahati serptiğimizi fark ettiğimizde sanırım Kuzey İtalya’nın yarısını karış karış bitirmiştik. Piemonte bölgesi hariç Orta ve Kuzey İtalya’yı küçücük kasabalarına kadar bitirdik sayılır, bu yazki Amalfi seyahtimizle güneye adım attık ve 2018 yılında ve sonrasında, theMagger’da da hakkında bolca öneriler yer alan Sicilya ve Bari ile güneyi fethedebilmeyi umuyoruz.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

Tam zamanını hatırlamıyorum doğrusu ama ilk tanışanlardanım, yıllar oldu! Özellikle tatil planlarken çok okumaya çalışırım ya da hafta sonu yeni nereye gitsek acaba derken mekan seçmek genelde bana düşer. Instagram vs bu kadar gelişmemişken, bloglar, gezi yazıları, mekan sayfaları vs. insana daha çok bilgi sağlıyordu. Bu araştırmalar sırasında karşıma çıktı theMagger. Derli toplu, bol seçenekli, pek çok alanda ve çok yazarlı oluşu en çok hoşuma giden özellikleriydi. Herhangi bir blogda sadece blog sahibinin zevkine bağlı kalırken theMagger karşılaştırma şansı veriyordu. Örneğin Stockholm’e mi gideceksiniz, sırf bununla ilgili 5-6 kişinin yazdığı farklı yazılara ulaşabilirsiniz. theMagger’da hem daha çok fikir, daha çok öneri, hem de daha güvenilir bilgi demek bence bu nicelik. Zamanla sabahları gazeteleri okumak gibi günlük rutinime dahil oldu theMagger okumak. Hafta sonu konser programından tutun da mekan tavsiyesine kadar özellikle takip ettiğim yazarlar olmaya başladı. Bir de bu paylaşımların peşinden gidip tat aldıkça, tanımasanız da o yazarlarla bir ortak zevk, dil paylaşmış olmak insana güven veriyor. Bu esnada ben de gezdiğim yerlerle ilgili notlarımı bir yerde toparlasam mı, blog mu yazsam derken açıkçası theMagger hem kişisel kayıt tutmak hem de bunları insanlarla paylaşmak için bana güzel bir alternatif olarak geldi ve ben de magger oldum.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> Önce bir tiyatro önerisi yapmak isterim, belki son yıllarda izlediğim ve en etkilendiğim oyunlardan biriydi, Tiyatro Adam‘ın sahneye koyduğu, bir Nazım Hikmet eseri olan “IVAN IVANOVIC VAR MIYDI YOK MUYDU“, açıkçası bu sezon da oynayıp oynanmadığını bilemiyorum ama  eğer varsa ve bilet yakalanabilirse müthiş bir düzen eleştirisi, inanılmaz bir oyunculuk, kaçırılmaması gereken  harika bir oyun. Ayrıca Tiyatro Adam’ın diğer oyunları da benzer şekilde takibe değer.

> 2017 yılında yeni türeyen mutfak ilgimi biraz daha geliştirebilmek ve biraz teknik mutfak bilgisi de kazanabilmek için MUTFAK SANATLARI AKADEMİSİ tarafından düzenlenen Mutfakta 8 Hafta isimli eğitime katıldım. Bu eğitimler hafta içi ve / veya hafta sonu düzenlenen, her hafta bir ana konunun tüm detaylarıyla ele alındığı (etler, deniz mahsülleri, pilavlar vs.), 8 hafta süren atölyeler. Maksimum 15 kişilik bir sınıfta, daha doğrusu mutfakta, tüm profesyonel mutfak donanımı elinizin altında, bıçak kullanma tekniklerinden pişirme püf noktalarına kadar pek çok bilgiyi gerçekten yemek yaparken öğrenebileceğiniz harika bir ortam. 8 hafta boyunca pek çok yeni tarif, mutfak sırrı, teknik detay ve en önemlisi el becerisi kazandık. Geçirdiğimiz çok keyifli saatler de eğitimin ekstrasıydı. Mutfağa ilgisi olan ve bunu geliştirmek isteyen isteyen herkese şiddetle öneririm.

> Gecen yılın bizi en çok etkileyen güzergahlarından biri kışın yaptığımız DOĞU EKSPRESİ İLE KARS seyahatimizdi. Hazır kış aylarına girerken, özellikle Ocak – Mart aralığında ilgilenen arkadaşların planları arasına Kars’ı eklemelerini öneririm. Biz 3 güne sığdırmak zorunda olduğumuz için İstanbul – Erzurum uçuşu, ardından Erzurum’dan Doğu Ekspresi’ne binip Kars’a geçtik, yaklaşık 5 saatlik bir tren yolculuğu tecrübe edebildik ve şahit olduğumuz kar manzaraları bir ömürlüktü. Bu tren yolculuğu aslen Ankara’dan başlayan 24 saatlik bir güzergah ve kesinlikle önerilern hali tamamını yapabilmek. Varış noktası olan Kars ise sokaklarındaki büyüleyici Rus mimarisi, müthiş mutfağı, sert soğuğu, cana yakın insanları, Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü ile çok keyifli 2 gün sundu bizlere. Kış planları yapanlara şimdiden duyurulur!

Neşe Pelin’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Out of Office Mate | @outofofficemate

theMagger, Türkiye’de başka bir benzeri olmayan sanat, yaşam ve deneyim dolu bir site.

_Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Biz OOOMATE olarak geçtiğimiz Ağustos ayında Instagram hesabımızı açtık. Ikimiz de medya sektöründe çalışan ve dijital pazarlama yapan beyaz yakalı insanlarız. Ancak yıllık izinlerimizi zorlayarak bulabildiğimiz her boşlukta seyahat etmeyi yeni şeyler keşfetmeyi çok seviyoruz. Bu bazen bir müzik, bazen bir mekan bazen ise bir şehir olabiliyor. 2 yıl içinde birlikte 14 ülke gezme fırsatımız oldu ve bu bilgileirmizi ölümsüzleştirmek hem de bizim gibi düşünen ve seyahat eden insanlara ilham vermek adına deneyimlerimizi paylaşma kararı aldık.

_theMagger ile ne zaman tanıştınız, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdiniz?

theMagger ile 2014 senesinde tanıştık ve öğrendiğimiz ilk günden beri hem İstanbul içinde hem de yaptığımız yurt dışı seyahatlerinde gözümüz kapalı olarak tavsiyelerine uyduk. Her seferinde de çok mutlu olduk. theMagger Türkiye’de başka bir benzeri olmayan sanat, yaşam ve deneyim dolu bir site. Burayı çok seviyoruz çünkü herkes bizim gibi deneyimlerini çok samimi ve faydalı olacak şekilde paylaşıyor. Özellikle yeni keşifler ve güncel etkinlikler için takip edebileceğiniz mükemmel bir arşivi var. Hem okuyucu hem de yazar olarak theMagger’da varız ve daha niceleri ile içeriklerin artmasını bu bilgilerin ve keşiflerin çoğalmasını diliyoruz.

_2017’de keşfettiğiniz ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğiniz 3 şeyi bizimle paylaşabilir misiniz? 

> Yeni yılda hiç gitmediysen mutlaka bir ASYA rotasına bilet almalısınız. Birçok yeni keşif yapıyor olacaksın, bu eşsiz deneyimi herkesin gözünde büyütmeden bir an önce yaşaması gerektiğini düşünüyoruz.

> Bir şeyler ÜRETİN, bunun farkına geçtiğimiz yılı içinde vardık ve hep tüketen taraf olduğumuzu ama iş dışında bir şey üretmeye yeterince vakit ayırmadığımızı farkettik. Bu; resim yapmak, yazı yazmak veya pasta kursuna gitmek bile olabilir. Deneyin, çok mutlu hissedeceksiniz.

> SEVDİKLERİNİZ ile daha çok vakit geçirin ve bu vakitleri hep yeni bir deneyim ile taçlandırın. Böylece hem yeni şeyler keşfedip hem de paylaşarak zamanınızı daha değerli kılmış olacaksınız.

Outofofficemate’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Özlem Karagöz | @chilekkkooo

Kişisel bloglarla dolu internet ortamında, kalabalığı azaltan, kolektif bir kaynak olması açısından theMagger’ın yapısını çok beğeniyorum.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Gün boyu plazada ekran karşısında al-sat yapan bir beyaz yakalıyım. Kübiğimin dışında geçirdiğim zamanlarda bol bol sosyalleşen, yiyip-içen, gezen, ondan artırdığım zamanlarda da sosyal sorumluluk projelerine vakit ayırmaya çalışan bir orta yaşım. Ülke sorunlarına da kafa yoruyorum, kişisel zevklerime de. Hayatın dengesini kurmanın insanın iç huzuruna katkısının büyük olduğuna inanıyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’ı ilk defa bir arkadaşımın yazıları sayesinde fark ettim, sonrasında seyahatlerim öncesi fikir almak için kullanmaya başladım, sonra da kendi seyahatlerimden aklımda kalanları diğerleriyle paylaşmak için yazmaya karar verdim. Kişisel bloglarla dolu internet ortamında, kalabalığı azaltan, kolektif bir kaynak olması açısından theMagger’ın yapısını çok beğeniyorum.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

_2017 yılı benim için bol aksiyonlu bir yıl oldu, çok şanslıyım ki çok fazla güzellik deneyimledim. Aralarında en ilgi çekicisi SİNGAPUR‘da yaptığım gece safarisiydi sanırım, genelde karşı olduğum hayvanat bahçesi konseptinin çok ötesinde, doğal yaşam ortamlarında pek çok yabani hayvanın olduğu yağmur ormanları arasında çok değişik bir tema parkıydı. 

_Nihal Yalçın’ın tek kişilik oyunu ANTABUS bu senenin en etkileyicileri listesinde ikinci sıramda. Bir buçuk saat boyunca sahnede seyirciyi bir dakika kaybetmeden harika bir performans sergiliyor Nihal Yalçın, ayakta alkışlamalık!

_Son olarak da ülkemizin saklı güzelliklerinden Burdur-Isparta sınırındaki SAGALASSOS ANTİK KENTİ’ndeki Antoninler Çeşmesi’ni saymak istiyorum. İnanılmaz ihtişamlı, ulaşmak için çeşitli badireler atlatmak gereken, ama ulaşınca hem konumundan hem güzelliğinden ağzınızın açık kalacağı bir eser. 

Ve yıl henüz bitmedi, aklıma kazınacağına emin olduğum Trömsö seyahatime sayılı günler kalmışken 2017’den hala beklentilerim olduğunu belirtmeden geçmeyeyim.

Özlem’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Pınar Kuster | @pinarcivan

Bence biz birbirimizin dilinden çok iyi anlıyoruz diyerek theMagger’da yazmaya başladım.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Son 15 yılda 6 farklı ülkede yaşadığım için en büyük hobim (ve aynı zamanda hayatımdaki en önemli şey) dil öğrenmek. Son 2 yıldır İsviçre’de, Bern’de yaşıyorum ve şimdi de Almanca öğreniyorum. Tam zamanlı ve sürekli dil öğrenciliği dışında arada metin yazarlığı yapıyorum ve çoğunlukla kendi zevkim için ama bazen – kiramayacağım ve hata yaparsam her şeyi berbat etmeyeceğim durumlarda – yarı profesyonel fotoğrafçılık yapıyorum. Hayatta gayet makul olduklarını düşündüğüm birkaç hayalim var: Dünyanın bütün denizlerinde yüzebilmek, görebileceğim kadar çok yeni yer görmek, okuyabileceğim kadar çok kitap okumak, izleyebileceğim kadar çok tiyatro oyunu ve sinema filmi izlemek, deneyebileceğim kadar çok yerel yemek denemek… Hepsi bu, bence uçuk hayaller değiller. :)

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger yazmaya başlamadan önce sürekli takip ettiğim, tavsiyelerini okumadan seyahate çıkmadığım, dilini, içeriğini, rengini en beğendiğim siteydi. Bence biz birbirimizin dilinden çok iyi anlıyoruz diyerek theMagger’da yazmaya başladım. Hâlâ aklıma yazacak bir şey geldiğinde theMagger’lık yazı olacağını kafamda ilk cümleyi kurduğumda anlıyorum ve hemen yazıp gönderiyorum. 

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

2017’de BUENOS AIRES‘i keşfettim. Bu kadar evimde hissettiğim 2 şehir vardı, biri 6 yıl boyunca evim olan Paris, diğeri ise her fırsatta koşa koşa gittiğim Lizbon. Şimdi bunlara bir de Buenos Aires eklendi. Evet, dünyanın bir ucu ama şu an haydi deseniz bavulumu toplar, taşınırım. İki ayağım birbirine karışacağı için asla katılamayacağım Milonga’larda bir köşede oturup tango dansçılarını izlemek, Palermo Soho ve Palermo Hollywood’un renkli sokaklarında saatlerce yürümek, İspanyolca konuşmaya çaba sarfedip anlaşılınca mutlu olmak, güzel Arjantin şaraplarını denemek için 2018’de bir seyahat daha planladım bile. Buenos Aires’i uzun uçak yolculuklarından çekinmeyen herkese tavsiye ederim. Bir de BALKABAĞI, bu yıl bir de balkabağını keşfettim. Çorbasını, püresini, balkabaklı risotto’yu, fırında balkabağını, balkabağının her şeyini… 2017’de bütün bir kışı balkabağıyla geçirdim. İsteyenlere ayrıca tarif gönderirim.

Pınar’ın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Rahime Taydaş Ergün | @cipsyiyemeyenkiz

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Rahime ben, İstanbul’da yaşıyorum. Menkul kıymetler üzerine eğitim aldıktan sonra, bir kamu kurumunda çalışmaya başladım. Gençlik döneminde daha gerçekçi bir karar verip ilgi alanımda olan bir bölümden mezun olmamak beni üzmeye başlayınca, çok sevdiğim felsefe için yeniden okul hayatına başladım. Bir yandan da felsefe eğitimime devam ediyorum. Yaklaşık 10 yıldır blog yazıyorum. Blog yazmaya başladıktan sonra uzun yıllar yazdığım blogumu kapatmak zorunda kalınca bir süre ara versem de hayatla ilgili deneyimlerimi paylaşmadan duramadım ve yeniden yazmaya başladım. Yazmak, okumak, yeni şeyler keşfetmek, seyahat etmek, film festivallerini kaçırmamak, sık sık tiyatroya gitmek hayatta beni en mutlu eden şeyler. Tüm bunların yanında birazcık yemeğe düşkünüm. Yeni lezzetler keşfetmeye, yeni açılan bir restorana hemencecik gitmeye, dışarıda denediğim tatlarla evde kendi mutfağımda yeni lezzetler yaratmaya bayılıyorum. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile tanışmam çok eski ancak yazılarımı paylaşmaya son 1 yıldır başladım. Beğendiğim bir şehri, mekanı, filmi daha fazla insanla paylaşabilmek adına theMagger’da yazmaya başladım.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

2017 yılı bana çok güzel keşifler getirdi.

> Uslanmaz bir Behzat Ç hayranı olarak Erdal Beşikçioğlu’nu BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ oyunuyla izledim ve kendisine hayranlığım katbekat arttı. Benim gibi uslanmaz Behzat Ç hayranlarına tavsiyem mutlaka oyuncuyu sahnede canlı canlı izlemeleri.

> Son yıllarda yurt dışı seyahatlerinin en gözde destinasyonlarından biri UKRAYNA. Özellikle vizesiz seyahat edilmesi bu popülerliği arttırdı. Ukrayna denilince herkesin gittiği yerler Lviv ve Odessa. Benim önerimse Kiev’e gidin mutlaka. II. Dünya Savaşı Müzesi’ni ziyaret etmeden, dünya mutfağı konusunda şahane lezzetleri olan restoranları denemeden, nefis kokteyller içmeden dönmeyin. Giderseniz benim yerime Milk Bar’da kahvaltı yapıp üzerine Key Lime ve The Burger Mexico’da ton balıklı burger yemeden dönmeyin!

> 2017 yılında yeni kitaplarla, yeni yazarlarla tanıştım. Ancak içlerinden bir tanesi benim için 2017 yılıma damga vurdu. ALA EL ASVANI! Mısırlı yazarla tanışmak için siz de gecikmeyin. Yaşadığı toplumu sosyo-kültürel anlamda aktarımı, kullandığı dil kitapları elinizden bıraktırmıyor size. Yakupyan Apartmanı, Chicago ve Mısır Otomobil Kulübü dilimize çevrilmiş kitapları. Yeni kitaplarını okuyana kadar şimdilik favorim Chicago benim. Sizin favoriniz hangisi olacak bakalım…

Ceyeka’nın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Rana Kelleci | @ranakelleci

“theMagger, zevkine güvendiğim bir arkadaşıma bu ara ne yapsam diye sormak gibi.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Sanata, edebiyata ve seyahat etmeye bayılırım. Hobilerim ve işim de bunlar ekseninde gelişiyor zaten. Şu an basılı yayınlarda güncel sanat üzerine yazılar yazıyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’da sanırım 2014’ten beri yazıyorum. Burası zevkine güvendiğim bir arkadaşıma bu ara ne yapsam diye sormak gibi. Hayattan keyif almayı seven bir insanın kişisel blogu gibi ama aslında çok fazla insan katkıda bulunduğu için çok daha zengin içerik sunuyor. Özellikle İstanbul’da son yıllarda iyice boğuculaşan günlük hayatla baş etmek için güzel öneriler bulduğum, seyahate çıkmadan önce göz attığım ya da listeme yeni seyahat rotaları eklediğim bir site theMagger.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

2017’de keşfedip önerdiklerim:

> Pera Palace Oteli’nin odaları içinde geçen, oyuncuların burnunuzun dibinde oynadığı ve sizin mevzuyu çözme heyecanı bir yana otele ve oyunculuların yeteneğine hayran kalacağınız bir tiyatro oyunu olan PERA’NIN ZAMANI.

> Yakın zamanda tekrar savaşa girmezse, vizesiz ve otantik bir destinasyon olan Lübnan’ın BEYRUT şehri.

> Bilimadamı bir dede ve torununun uzayda ve paralel evrenlerde yaşadığı maceraları anlatan ve gerçek dünyayı yeren, hazırcevap diyaloglarla güldüren çizgi dizi RICK AND MORTY.

Rana’nın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Selin Çelen | @selincelen

Yazmayı çok seven ve her türlü yenilik ve keşfe açık olan biri olarak şunu söylemeliyim ki, theMagger kendimi evimde hissettiğim bir ortam oldu.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Selin ben. Seyahat etmeyi çok seviyorum. Her şehrin bir ruhu olduğuna inanıyorum. Bu ruhu keşfetmek için elimde haritayla kimi zaman sokaklarda kaybolurken karşıma çıkan sokak müzisyenlerini dinlerim. Bazen de şehre tepeden bakıp, en güzel gün batımınının büyüsüne kapılırım. Yanımda her zaman bana eşlik eden dijital fotoğraf makinem olsa da, analog makinenin tadı bambaşka! Dünyanın pek çok yerinden tanıdığım insanlardan yeni bilgiler ve onların kültürlerini öğrenmekten büyük keyif alıyorum. Seyahat etmenin yanı sıra film festivallerini takip etmeye bayılıyorum. Zaman buldukça dinlediğim müzisyenlerin konserlerine gider, pek çok sanat galerisinin güncel sergilerini ziyaret ederim. Keşfetmenin hiçbir zaman sonu yok. Kim bilir belki bir gün yapacağım dünya turunda hayal ettiğim kısa filmi çekerim! :)

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile yaklaşık 4-5 sene önce tanıştım. Gitmeye bayıldığım film festivallerinin birinde izlediğim bir filmden sonra, bunu herkesle paylaşmak istedim. Sonraları seyahat ettiğim yerleri, söyleşi yaptığım gezginleri, festivalleri, gittiğim konserleri, dinlediğim albümleri yazarak kendi yaşamımın bir köşesini theMagger’a aktardım. Paylaşırken aslında bir yandan benim de farkına vardığım, öğrendiğim çok güzel bir pencere oldu. Yazmayı çok seven ve her türlü yenilik ve keşfe açık olan biri olarak şunu söylemeliyim ki, theMagger kendimi evimde hissettiğim bir ortam oldu.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> GIRLBOSS: Neflix’te Stranger Things‘den sonra en hızlı bitirdiğim diziydi. Sophia’nın karışık, kimi zaman eğlenceli ve sürprizlerle dolu hayatını izlerken, bir çırpıda sezon bitiyor.

> SAN SEBASTIAN: İspanya’nın her şehrine aşık olan biri olarak, San Sebastian gezdiğim yerler arasında çok sevdiğim ve yaşamak istediğim yer oldu. Sabahları La Concha plajında yaptığım yürüyüşler, Monte Urgull’un tepesinden çektiğim fotoğraflar ve en lezzetli tapaslarıyla ikinci defa gidilmeyi hak ediyor.

> Türkiye’de keşke konseri olsa dediğim ve 2017 bitmeden LOW IN HIGH SCHOOL ismiyle çıkan Morrissey’in son albümü, kesinlikle dinlenmeli!

Selin’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Selin Şen | @traveling__lady

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben Selin. Şu an Paris’te yüksek lisans yapıyorum, bir taraftan da çalışıyorum. En büyük hobilerim seyahat etmek ve deneyimlerimi paylaşmak.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

2013 yılında Hindistan’a gitmiştim. Orada 3 ay yaşadım, tam da o dönemde içimde çok güçlü bir yazma isteği oluşmuştu. İlk yazımı yazdım ve gönderdim, ama theMagger’ı daha önceden de tabii takip ediyordum.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> PARİS: Daha önce turist olarak Paris’e gelmiş ve pek de beğenmemiştim. Bu yıl yüksek lisanstan dolayı Paris’te yaşama fırsatı buldum, çok heyecanlı değildim ama burada biraz vakit geçirince şehre gerçekten hayran oldum. Sadece turist kalabalıklarından uzak durmak gerekiyor . Herkese Paris’i bir kez olsun görmelerini tavsiye ederim. 

> ECHART TOLLE – POWER OF NOW: Bu kitap benim hayata karşı bakış açımı çok değiştirdi. Hatta sesli kitap versiyonunu yazarın kendi sesinden dinlemek daha da güzel. Hayatları değiştirme potansiyeline sahip bir kitap :) 

> THE PURSUIT OF HAPPYNESS: Biraz eski bir film ama ben bu yıl izleme imkanı buldum. Özellikle oğluyla basketbol oynadıktan sonra yaptığı konuşma bence gelmiş geçmiş en iyi motivasyon konuşmalarından birisi. Herkese tavsiye ederim.

Selin’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Yarcan Kadıoğlu | @yarcankadioglu

“O an dedim ki, herkesin tatmasını, görmesini, yaşamasını, dinlemesini, tanımasını tavsiye edebileceğim her şeyi yazacağım. Bu düşünce zaten bana “Nerde yazacağım?” sorusunun cevabını verdi: theMagger.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Hayatı boyunca kravat takmayacak kadar özgür yaşamış bir babanın ultra kurumsal çalışan Finansal Yönetim Uzmanı kızıyım. :) Farkındayım cümle kendi içinde çelişiyor, aynı benim gibi! Çünkü tüm gün 3 ayrı ekrana bakarak çok ciddi şekilde çalışan ve bir taraftan da spordan müziğe, yeme-içmeye her şeye yetişmeye çalışan, hayatı delirmişçesine sömüren iki ayrı kişiyim. Sol tarafta göreceğiniz ben mutlu, çalışkan ama sıkıcı; onu geçelim. Sağ taraftaki ben, her gün en az 3 saat tech-house, house, afro-house dinleyen, dünya üzerindeki müzik festivallerinin sıkı takipçisi, viski aşığı, boş günlerinde minimum 20 bin adım atacak kadar çok gezen, haftada en az 4 spor yapan bir enerji patlaması… Soldaki Yarcan’ı haftada 50 saat oturtuyorlar, acısını da sağdaki çıkarıyor tabii ki!

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

Yanlış hatırlamıyorsam theMagger ile ilk 2013’de tanıştım, ancak okuyucu olarak. 3,5 sene okudum da okudum, sonra 2017 yılı Nisan ayında bir gün arkadaşlarımla dışarıdayım çevreme baktım, tüm kız arkadaşlarım şarap içiyor, tek viski içmekte olan benim. Tek tek neden viski içmediklerini sordum, en popüler cevap “Viski beni çarpıyor ve o çok kalorili sanki.” oldu. O an dedim ki, Viski ve Kadınlar diye bir yazı yazacağım, bu yanlışların doğrusunu birinin anlatması lazım. Peki hayatta sadece bu konuda bir manifesto yazıp, başka da bir şey yazmayacak mıyım, yazacaksam ne yazacağım? “Herkesin tatmasını, görmesini, yaşamasını, dinlemesini, tanımasını tavsiye edebileceğim her şeyi yazacağım aman beee…”dedim :) Bu düşünce zaten bana “Nerde yazacağım?” sorusunun cevabını verdi: theMagger.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> Mekan olarak tavsiye edebileceğim yer PERO: Yeniköy’ün muhteşem havası, minnoş ve güzel dekore edilmiş bir mekan, güzel manzara, oldukça geniş içki skalası… Daha ne olsun :)

> Şehir olarak tavsiye edebileceğim yer BUDAPEŞTE: Sevimli, maliyetsiz ve Orta Avrupa tarihinin en net hissedildiği şehir :) Dahası, beni çok şaşırtmakla birlikte elektronik müzik takipçilerinin en ucuz şekilde güzel etkinlikler bulabileceği bir yer.

> Oyun olarak tavsiye edebileceğim aktivite “MAGGER OLMAK”: Hayatımda en çok zevk aldığım ve hiç bitmesin istediğim oyun.

Yarcan’ın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Yücel Babadağ | @yucel_babadag

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

İnşaat mühendisiyim, İstanbul’da bir holdingin merkez ofisinde çalışıyorum. Seyahat etmek ve yeni insanlar tanımak hayatıma enerji veren en önemli parçalardan. İş için sık sık, fırsat buldukça ise tatil için seyahat ediyorum. Kahve ve iyi yemek tutkunuyum. Fotoğraf çekmek en değer verdiğim hobim.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile Küba için seyahat blogları ararken Irmak Kazuk’un yazısı ile tanıştım. Oldukça keyif aldım sonrasında. Benim gibi birinci elden ve lokal öneriler arayan insanlara fayda sağlayabilmek adına yazmaya karar verdim.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

Alper Canıgüz’den KAN VE GÜL müthiş keyifli bir kitap, GAZİANTEP Zeugma ve Kuslemeci Halil Usta ile birlikte gerçekten görülmeye değer bir şehir, RÖYKSOPP – SKULL 2017’nin müzik keşfi benim adıma.

Yücel’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Zeynep Okyay | @zeynepokyay

theMagger, benim için sadece yazı yazdığım bir yer değil, gün içerisinde verdiğim aralarda göz atıp biraz soluklandığım da bir site ayrıca.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Şanslı sayılabilecek insanlardan biriyim; zira hayatta en zevk aldığım şeylerden biri olan müzikle iç içe bir iş hayatım ve kişisel hayatım var. Dolayısıyla 7/24 müzik diyebilen, kitapları ve dizileriyle kendi halinde yaşayan biriyim. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’la tanışmamın yılını tam olarak hatırlamıyorum; ancak şimdi baktım da 2012’den bu yana hafta sonu etkinlikleri için önerilerde bulunuyormuşum. Kendi blog’umda da benzer yazılar yazarken Lisya’nın teklifi üzerine aylık önerileri hafta sonu konseptine dönüştürdük ve ben de yazmaya başladım. theMagger, benim için sadece yazı yazdığım bir yer değil, gün içerisinde verdiğim aralarda göz atıp biraz soluklandığım da bir site ayrıca. 

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

Gerçi geç keşif benimkisi ama dizi olarak PEAKY BLINDERS! İstanbul’dan sonra en sevdiğim şehir Londra merkezli olması bile yeterli bir sebep. Nick Cave, White Stripes gibi müzisyen ve gruplarla bezeli soundtrack’ine de ayrıca dikkat diyorum. Yine bir dizi tavsiyesi olacak; MINDHUNTER. Seri katillerin hayat hikayelerine karşı ayrı bir ilgim var, Mindhunter da tam bu nokta merakımı iyice deşen senaryosuyla ön plana çıkıyor. Yine geriden geliyorum; ancak bu sene içerisinde SEZGİN KAYMAZ‘ın kitaplarına ayrı bir ilgim oldu. Okumadıysanız mutlaka okumalısınız dediğim yazarlardan biri. 

Zeynep’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Deniz Tarhan | @hohhoyyt

Herkesin tamamen objektif olarak fikirlerini paylaştığına inandığım için, theMagger bir yere gitmeden önce başvurulacak bir kaynak oldu benim için.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben Deniz. Özel bir bankada ödeme sistemleri üzerine yazılım geliştiriyorum. Eşim ve 2 yaşındaki oğlumla birlikte İstanbul’da yaşıyorum. Seyahat etmeye bayılıyorum ve her tatili değerlendirip seyahat etmeye çalışıyorum. Seyahatlerimi de elimden geldiğince yazıya döküp paylaşıyorum. Eskiden hobilerim için yaşıyordum fakat bir yerden başka bir yere ulaşmanın gitgide zorlaştığı İstanbul’da iş hayatı ve çocukla birlikte ancak fırsat buldukça hobilerime vakit ayırabiliyorum artık. Yemek yapmak, tiyatroya gitmek, dans etmek, fotoğraf çekmek bana inanılmaz mutluluk veriyor. Seyahatlerimde de denk getirebilirsem dalış ve kayak yapıyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile 2016 yılının başlarında tanıştım, o zamanlar seyahatlerimi yeni yeni yazıya dökmeye başlamıştım ve insanların her konuda tecrübelerini paylaştığı bu oluşum çok hoşuma gitmişti, ben de bunun bir parçası olmak istedim. Herkesin tamamen objektif olarak fikirlerini paylaştığına inandığım için, theMagger bir yere gitmeden önce başvurulacak bir kaynak oldu benim için.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> Şehir: KOPENHAG. Soğuğuna ve pahalılığına rağmen, 2017 yılında en sevdiğimiz ve en eğlendiğimiz şehir olarak hatırlayacağız. Gördüğümüz tüm sokaklarına, mimariye ve tasarımlara bayıldık. Ayrıca medeniyete hayran olduk.

> Mekan: Armutlu’daki 70’LİK MEYHANE. Küçük ve samimi bir mekan, ayrıca mezeleri çok leziz. Yeri çok merkezi bir yerde olmadığı için genelde müdavimleri gidiyor ama her daim dolu oluyor. Gitmeyi düşünenler rezervasyon yapmayı unutmasın.

> Kitap: TEBRİKLER KOVULDUNUZ! Bu sene harika bir çıkış yakalayan ve aynı zamanda arkadaşım olan Kaan Sekban’ın ilham verici hikayesi. Çok eğlenceli bir dille yazdığı kitabı özellikle beyaz yakalı çalışanlara tavsiye ediyorum. Bir yandan kurumsal hayat gerçeklerini tüm çıplaklığıyla anlatıyor, bir yandan da size kahkahalar attırıyor.

Deniz’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Magger’ların kendilerini, theMagger’ı ve 2017’deki keşiflerini anlattığı mini-röportaj serimiz sona erdi. Siz de onlar gibi deneyimlerinizi theMagger’da paylaşabileceğinizi unutmayın!

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?