Yılın sonuna yaklaşırken theMagger yazarlarını tanıtacağımız bir galeri oluşturma fikriyle çıktık yola. Yazılarını zevkle okuduğumuz isimler hem kendilerini hem theMagger’ı hem de geride kalan yılı anlatsın istedik.

3 bölümde tamamlanacak bu mini-röportaj serisinin ilkini geçtiğimiz günlerde yayınlamıştık, buradan okuyabilirsiniz. Söz şimdi kaldığımız yerden, alfabetik sırayla, değerli theMagger yazarlarında:

Magger’ların kendilerini, theMagger’ı ve 2017’deki keşiflerini anlattığı bu mini-röportaj serimiz önümüzdeki günlerde devam edecek! Siz de onlar gibi deneyimlerinizi theMagger’da paylaşabileceğinizi unutmayın.

***

theMagger Yazarları 2017’yi ve theMagger’ı Anlatıyor

 

Deniz Odabaşıoğlu | @deniz_odabasioglu

theMagger’ın en güzel yanı bence insanı yazmaya teşvik edici ve heveslendirici olması. 

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi ve Halkla İlişkiler çift anadal mezunuyum. Mezun olduğumdan beri bizevdeyokuz.com‘da içerik ve sosyal medya koordinatörlüğü yapmaktayım. Aynı zamanda içerik editörü olarak kulturlimited.com‘un da bir parçasıyım. Sadece mesleğim gereği olduğu için değil kendimi bildim bileli seyahat etmekten ve kültür sanat faaliyetlerine katılmaktan zevk almışımdır. Yeni yerler görüp yeni kültürler tanımaktan, yerel lezzetler tatmaktan, sevdiğim sanatçıların konserlerine gidip onları canlı izlemekten, şehirde açılan yeni sergileri, cafe ve restoranları, performans mekanlarını, festivalleri deneyimlemekten, yoga yapmaktan ve tabii ki sevdiğim dizileri takip etmekten hoşlanıyorum. Genel olarak tüm hobilerimin bir kesişim kümesini şu an işim haline getirmekten de son derece memnunum. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile 2013’te, üniversite 2. sınıfta beraber okuduğum bir arkadaşım sayesinde tanıştım. Sağ olsun, kendisi bir magger olmasa da bu kolektif içerik üretimine önayak olan blogda yazılar yazmamın güzel bir fikir olabileceğini düşünmüş. Kendisi hala sıkı bir theMagger takipçisi. Ben de bu sayede theMagger’ı keşfetmiş oldum ve daha çok seyahat yazıları ağırlıklı yazılar yazmaya başladım. theMagger’ın, daha sonra mesleğim haline dönüşen içerik yazarlığının mihenk taşı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü theMagger’dan önce, herhangi bir mecrada yayınlanmış yazım olmamıştı. Bu nedenle theMagger’ın en güzel yanı bence insanı yazmaya teşvik edici ve heveslendirici olması. 

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

Benim için 2017’nin en büyük keşifleri arasında, bir dizi, bir hobi ve bir mekan var. İlki HANDMAID’S TALE isimli yabancı dizi. Hem ülkemizde hem de dünyada kadın bedeni ve üzerinden dönen tartışmalar güncelliğini korurken mutlaka izlenmesi gereken yapımlar arasında. İkincisi, keşfim ise bir yelkenli ile bir hafta denize açılıp denizde yaşamak. Yazın, bence Türkiye’nin en güzel yerlerinden KAŞ‘ta yelkenli tekne ile koy koy gezmek, teknenin güvertesinde uyumak, hiç ışığın olmadığı koylarda yıldızları seyretmek unutulmaz bir deneyimdi. Son keşfim ise şu anda full time ofis olarak da kullandığım, harika insanlarla tanışıp beraber iş yaptığım, bomontiada içinde bulunan disiplinlerötesi inovasyon platformu ATÖLYE

Deniz’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Eda Geven | @eda.geven

Sadece yazmak için değil denemek istediğim ne varsa önce theMagger’a bakıyorum.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Beni soranlara eskinin PRcısı ve tüm zamanların tercümanıyım diye cevap veriyorum. Bana göre, hayat kısa ve keşifler uzun… Dolayısıyla her şeyi keşfetmek üzerine kurdum. Tiyatro en büyük tutkum, seyahat nefes aracım ve okumakla yazmak da en büyük terapim. Tüm bu alanlarda keşfedilecek ne varsa keşfetmeye ve sonrasında bunları paylaşmaya kendimi adadım diyebilirim.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile 2013 yılında tanıştım. Şimdi kaç yıl olduğunu görünce ne kadar çabuk geçmiş diyorum. Sanki ilk yazımı iki hafta önce yazmışım gibi hissettim. theMagger karşıma o kadar doğru bir zamanda çıktı ki… Mekan önerisi isteyen, iyi bir oyuna gitmeyi düşünen ve benim daha önce gittiğim yerlere seyahat eden arkadaşlarıma uzun uzun mailler yazıp tüm detayları anlatıyordum. Artık bunları daha çok kişiyle paylaşmak istedim. Blog mu açsam ama teknik işlerle uğraşacak zamanım ve bilgim yok, nasıl yaparım diye düşünürken karşıma theMagger çıktı. Coca-cola tasarımlarıyla ilgili bir yazıyı açmaya çalışırken, her şey “okumakla kalmayın, magger olun” notunu görmemle başladı. Gerisi de keyifle geldi.

theMagger, klasik olacak ama, hayatımda bir boşluğu doldurdu. Yazmaya başladıktan sonra, işte bunu istiyormuşum dedim. Keşfettiğim her şeye daha farklı bir gözle bakmaya, detaylarına özellikle dikkat etmeye başladım. Sadece yazmak için değil denemek istediğim ne varsa önce theMagger’a bakıyorum. Soranları da sitedeki yazılara yönlendiriyorum. Benim için bir başucu kitabı niteliğinde. Desteğini hep hissettiğim ve çok sevdiğim arkadaşlar edindiğim theMagger ailesinin parçası olmaktan her zaman büyük bir mutluluk duyuyorum. İyi ki varsınız!

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> İlk önerim seyahat olsun ve olacaksa da mutlaka İZLANDA olsun! Kuzeyin sessiz ve soğuk güzeli öncelikle sıcak su kaynakları ve doğasıyla inanılmaz bir deneyim vadediyor. Deniz ürünleri üzerine kurulu bir mutfağı, sıcacık ıstakoz çorbaları ve lezzetli hamburgerleri var. Sanata ve doğaya saygılarını kıskanmak da cabası.

> Mekan önerilerim tabii ki fahri ve gönüllü kâşifi olduğum REŞİTPAŞA’dan. Yeni mekanların hepsi birbirinden güzel ancak öncelikle Prep’i, ortamını, burratalarını sonra da Mittag’ın da geleneksel yemeklerini ve salatalarını da ikinci sırada önermek isterim. Bir giden tekrar tekrar gitmek isteyecek, tıpkı benim gibi.

> Son önerim de tiyatrodan olacak. 2017’de o kadar güzel oyunlara gittim ki.. Hem geçen sezonun oyunlarını uğurladım hem de yeni sezonun oyunlarını alkışlarımla karşıladım. En son izlediğim TAŞRA KABARE‘nin DÜŞPEREST’i bu sezonun en sevdiğim oyunu oldu. Bir şarkıcının farklı dönemlerdeki yolculuğuna ve toplumun kültürel beğenilerinin nasıl değiştiğine tanık oluyorsunuz. İnanılmaz eğleniyor, Şevki Çepa’nın muhteşem sesine hayran oluyor ve yeniden izleme planları yapıyorsunuz. Bu sezonun şimdilik tek kabaresi Düşperest’i mutlaka ve mutlaka izleyin.   

Eda’nın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Eliçe Kılıç | @elicekilic

Bir gün “neden ben de deneyimlerimi ve keşiflerimi orada paylaşmıyorum ki?” dedim. Yaşamakla kalmadım, theMagger oldum!

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Emektar Ankaralı, çiçeği burnunda İstanbulluyum. Kurumsal hayatta matematikçi, geri kalan zamanlarda ise gastronomi sevdası ile Türkiye’de ve dünyada köşe bucak gezen bir seyahatseverim. Yerel lezzetler tatmayı, hiç bilmediğim şehirlerde kaybolmayı, anılarımı fotoğraflarla ölümsüzleştirmeyi ve yemek yapmayı çok severim. Çantamdan kitabımı eksik etmem. Hayatımın bir döneminde yaşadığım İtalya’ya, İtalyan kültürüne ve mutfağına özel bir ilgim var. Halen lavarla.com‘da Ankara ve kent yaşamı ile ilgili içerikler üretiyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

Seyahate çıkmadan önce internette araştırma yaparken hep bir şekilde yolum theMagger’a düşüyordu, tavsiyeleri ve içerikleri çok beğeniyordum. Bir gün “neden ben de deneyimlerimi ve keşiflerimi orada paylaşmıyorum ki?” dedim. Yaşamakla kalmadım, theMagger oldum! :)

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> OBERAMMERGAU, ALMANYA: 2017’nin mayıs ayında Münih seyahatimde 1 günümü Bavyera kasabalarına ayırdım. Bu kasabalardan biri olan Oberammergau, dış cephesi her biri farklı bir masalı temsil eden resimlerle süslenmiş evleriyle Alpler’in eteklerinde el değmemiş harika bir yerdi. Münih’e yolu düşen herkesin Romantik Yol rotasını takip etmelerini ve Oberammergau’yu görmelerini tavsiye ediyorum. 

> VI COFFEE & HEALTHYLIVING : 2017’nin sonlarına doğru Teşvikiye’de açılan Vi Coffee& Healthyliving tatlılarda sağlıkla lezzeti buluşturan enfes bir yer olmuş. Raw cheesecakelerine bayılıyor, kahvelerini ise bir ayrı seviyorum. Mutlaka gidilmeli.

> BIG LITTLE LIES : Bir çırpıda izleyip bitirdiğim bir mini dizi oldu Big Little Lies. Kusursuz gözüken hayatların ardında yatan sorunları çok güzel gösteren, finali ile hayrete düşüren müthiş ve sürükleyici bir diziydi.

Eliçe’nin theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Fahri Demir | @FHRDMR

“theMagger, çoğu zaman hızına yetişemediğimiz yaşamımız içinde, o an ihtiyaç duyduğumuz bir bilgiyi bize sağlayan bir rehber olma özelliğine sahip.”

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Yeditepe Üniversitesi – Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde eğitmen Chef’im. Antropoloji alanında doktora yapıyorum. Uzmanlıştığım konu Türk Mutfağı. Yemek elbette en sevdiğim şeyler arasında baştadır. Yemek dışında, kayak sporu, motorsporları, konsol oyunları ve model arabalar ile ilgileniyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

Editörümüz Emre sayesinde theMagger ile 2013 yılında tanıştım. Ben de o dönem bir blog hazırlamayı planlıyordum. Emre theMagger’dan bahsedince “neden olmasın?” diyerek yazmaya başladım. theMagger benim gözümde bir blogdan çok daha öte bir yerde. Çoğu zaman hızına yetişemediğimiz yaşamımız içinde, o an ihtiyaç duyduğumuz bir bilgiyi bize sağlayan bir rehber olma özelliğine sahip.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> AYDIN: Kasım ayında bir süreliğine Aydın ve çevresinde bulundum. Bulunduğum zaman içerisinde gerçekten çok güzel vakit geçirdim. Gittiğim yerler, tattığım lezzetler gerçekten çok güzeldi. Kasım ayında Ege ayrı bir güzel oluyor.

> YOGA: 20 senedir aktif olarak spor yapıyorum. Ama artık zihin ve bedenim için çok daha farklı bir arayış içerisindeydim. Kendimi hırpalamaktan daha çok ömrüm boyunca götürebileceğim bir disiplin arıyordum. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile yoga pratiğine başladım. Kesinlikle tavsiye ederim. Beden eğitimi olarak gerçekten çok zorlayıcı olmasıyla beraber tatmin de edici. Zihinsel rahatlama da yanında bonusu.

> 2017’nin sonuna gelirken, benim gibi oyun meraklılıarı için önerim GRAND TURISMO SPORT ve BATTLEFRONT II.

Fahri’nin theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Hatice Dilek | @haticedilek

theMagger’ın kendini ifade etmek isteyen ama bunun için uygun bir alan bulamayan kişilere ilaç gibi geldiğini düşünüyorum.”

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben Hatice, şu an Bilsar’da Pazarlama Asistanı ve aynı şirket bünyesinde, Bilstore’da sosyal medyacıyım. Kültür-sanat etkinliklerini olabildiğince takip etmeye ve fırsat buldukça dahil olmaya çalışan biriyim. Tarihi binaların hikayelerini araştırmaya ve bilmediğim sokakları keşfetmeye bayılırım. Ayrıca giyinmeyi bir dışavurum olarak gördüğümden giyimim üzerinde vakit harcamaktan hoşlanırım.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’la tanışmamız kuruluşuna dayanıyor aslında; theMagger online dergiler olarak sunulduğu zamanlarda moda yazıları yazdığım bir köşem vardı, site konsept değiştirdiğinde ben de farklı konulara  değinmeye başladım ve yaklaşık 6 senedir zaman zaman araya mesafe girse de birlikteyiz. theMagger’ın kendini ifade etmek isteyen ama bunun için uygun bir alan bulamayan kişilere ilaç gibi geldiğini düşünüyorum. Ayrıca pek çok konuyu içinde barındıran bir platform olmasıyla da şehir hayatının temposunu yakalamaya çalışanlar için gerçek bir rehber niteliğinde.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> Şişhane NAN‘da her Salı gerçekleşen Aperitivo etkinliğine bir kere katıldığınızda her hafta kendinizi Nan’da bulmanız işten bile değil, benden söylemesi.

> Akaretler W‘da son zamanlarda yoğunlaşan etkinlik takvimine mutlaka göz atılmalı. 

> Yine Akaretler’de yer alan, hem kitapçı hem de kafe-restaurant olan MİNOA, nezdimde İstanbul’daki en huzurlu birkaç yerden biri sanırım. Kitapların içinde kaybolmak ve yorulunca keyifle bir şeyler yiyip içmek için tavsiye edilir. Ayrıca son duyumlarıma göre Cuma akşamları canlı müzik de varmış :)

Hatice’nin theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Hilal Atay | @hillatay / @minosoul

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben Hilal Atay, bir köy okulunda İngilizce öğretmeniyim. Fırsat buldukça kısa süreli de olsa seyahate çıkıyorum. Keşfetmenin en iyi yolu olarak görüyorum. Bunun yanı sıra analog makinam ile fotoğraf çalışmaları yapıyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile Instagram sayesinde tanıştım. Önce uzun süre takip edip, özellikle gezi yazılarını okuyordum. Siz de magger olun kısmı hiç dikkatimi çekmemişti. Acaba ben de yazsam nasıl olur diyerek başladım.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

Bu yıl keşfettiğim en güzel şeylerden film olanları benim için MIYAZAKI‘nin filmleri. (Spirited Away ve Ponyo). Ben biraz geç keşfettim ama gerçekten tavsiye edebilirim. Sevgi ve içtenlikle alakalı olduğu için… İkincisi bu yıl gittiğim MARDİN oldu. Ayrı bir medeniyete sahip oluşu ve o sarı-kahverengi tonları nedeniyle gidilip görülmesi gereken yerlerden olduğunu düşünüyorum. Üçüncüsü ise bu yıl keşfettiğim SWEET SOUR adlı kaliteli bir grup. Kendilerine ait bir tarzları ve güzel şarkılarının olması sebebi ile tavsiye ederim.

Hilal’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Irmak Özer | @irmakocaniko

Birileri deneyimleyerek, özenerek yazdığı için jenerik tanıtım yazıları barındıran dergi ve internet sitelerinden farklı bir yerde theMagger.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben Irmak. Dört senedir theMagger dahil farklı mecralarda kültür-sanat yazıları yazıyorum çok sevdiğim bir hobi olarak. Dolayısıyla bol bol sergi geziyorum, İstanbul sanat piyasasını yakından takip ediyorum. Düzenli olarak crossfit ve yelken yapıyorum. Denizi ve 2 kedi ve 2 köpeğimle vakit geçirmeyi de çok seviyorum.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

4 sene önce tesadüfi olarak tanıştım theMagger ile. O zamanlar pek sevdiğim bir gazete olan Radikal’in bloguna yazıyordum. Politika ile başlamıştım ama daha çok kültür-sanat yazmak istediğime karar vermiştim. theMagger benim yaşlarımdaki insanların tavsiyelerini ciddi ciddi takip ettiği, günümüzü kabusa çevirebilecek ekonomi-politika haberlerinden uzak, daha farklı bir dünya olarak karşıma çıktı ve bir deneme olsun diye yazı yazdım. İlk yazımdan sonra theMagger’ın terasında yazarlar buluşmasına geldim. Hem ortamı hem yazarlarını hem de aldığım geri bildirimleri sevdim ve devam ediyorum :) Hatta o gün o terasta tanıştığım yazarlardan biri bugün en iyi arkadaşlarımdan!

theMagger benim için hem İstanbul’daki keyifli etkinlikleri, mekanları takip edebileceğim hem de yurt dışına gitmeden önce benimle benzer zevklerdeki insanların tavsiyelerini alabileceğim bir yer. Ki tavsiyeleri çok uyguladım, pişman olmadım! :) Çok basit ve sıkça rastlanacak bir içerik gibi geliyor ama aslında değil. Birileri deneyimleyerek, özenerek yazdığı için jenerik tanıtım yazıları barındıran dergi ve internet sitelerinden farklı bir yerde theMagger.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> 2017 ne güzel ki çok gezdiğim bir yıl oldu. Bu yıl gezdiğim aslında pek de ünlü olmayan ANTWERP şehri beni çok şaşırttı. Küçük bir şehir olmasına rağmen sanattan modaya birçok alanda çok güzel ve büyük müzeleri var. Çok da keyifli bir şehir; bence Belçika’da bir yer ziyaret edilecekse orası Brüksel yerine Antwerp olmalı.

> Özel hayatında, iş dünyasında yol aldıkça ister istemez stres de alıyor insan :) Terapiler, kişisel gelişim kitapları pek bana göre değil; bunalıyorum böyle şeylerden. İş yerinde beni çok iyi tanıyan yöneticim bana şahane bir kitap tavsiye etti: THE SUBTLE ART OF NOT GIVING A FUCK. Yok aynaya bakın, ben mutluyum deyin, yok haydi şimdi kollarınızı sevgiye açın (!) diyen kitaplarla da dalgasını geçen çok net ve komik bir kitap. Okuyun ve boşverin gitsin. Bu arada biraz fazla Amerikan espirisi olduğu için özellikle İngilizcesini okumanızı tavsiye ederim.

> Son olarak 2017’de DOT‘un hiçbir oyununu kaçırmadım. Hepsi de çok başarılıydı. Bir yerlerden tiyatro konusuna girmek istiyorsanız Avrupa yakasında oturanlar için dot hem şahane oyunları hem de kolay ulaşılabilirliği ile (Levent – Kanyon’da) senede birkaç kez uğramanız gereken bir mekan. Bir de özellikle çok etkilendiğim bir oyun olmasa da yine de sevdiğim ve bence harika bir fikir olan Pera Palas Otel’in içinde dolanarak izlediğiniz Kumbaracı50 ekibinin PERA’NIN ZAMANI oyununu tavsiye ederim.

Irmak’ın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Işıl Birengel | @istanbulugezerken

“İstanbul’u gezerken tuttuğum kişisel blogum sadece beni tanıyan insanlar tarafından takip edilebiliyordu. Ama theMagger sayesinde şehri gezmeyi seven daha fazla kişiye ulaşabileceğini gördüm.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Kurumsal hayatta bunalıma girmemek için kendini sokağa atanlardanım. 4 sene önce İstanbul’a taşındım ve o günden beri elimde haritayla turist gibi geziyorum. Genelde bir semt belirleyip müzesiyle, kitapçısıyla, kahvecisiyle bir rota çiziyorum. Mümkün olduğunca şehirdeki konserlere, tiyatro oyunlarına ve festivallere yetişmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz yaz boyunca Lindy Hop dersleri aldım, ayrıca her pazar Haliç’te kürek çekiyorum. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’la tanışmam da İstanbul’a taşınmamla başladı. Mekan ve etkinlik önerileri epey işime yaradı – hâlâ da yarıyor tabii :) İstanbul’u gezerken tuttuğum kişisel blogum sadece beni tanıyan insanlar tarafından takip edilebiliyordu. Ama theMagger sayesinde şehri gezmeyi seven daha fazla kişiye ulaşabileceğini gördüm. Bu nedenle gezip gördüklerimi buradan paylaşmaya karar verdim.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

2017’de iki güzel hobi edindim. İlki KÜREK ÇEKMEK, ikincisi de LINDY HOP! Açık havada spor yapmayı seven herkese kürek kulüplerini araştırmalarını tavsiye ediyorum. Dans sevenler de mutlaka Lindy Hop kurslarını takip etsin, İstanbul’un çeşitli mekanlarındaki dans partilerine ve hatta yurt dışındaki festivallere katılabilirler. Son olarak da bu sene içinde keyifli bir STOCKHOLM turu attım, kısa bir yurt dışı gezisi planlayanlar için ideal olabilir. 

Işlıl’ın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Lütfiye Öktürk | @Lulucumm

Yazmaya tutkun biri olarak, blogumda heyecanla yazdığım seyahatlerimi ya da ruhuma işleyen filmleri, kitapları ve damağımda iz bırakan restoranları daha fazla insana ulaştırmak fikri ile ben de magger olmak istedim.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Metropol yaşamı, yoğun iş hayatı ve annelik görevleri ile çevreli hayatımı maksimum derecede keyif alarak ve kişisel gelişimimi asla es geçmeyerek yaşamaya çalışıyorum. Hayatımın en olağanüstü deneyimlerinin başında 2007 yılında başladığım meditasyon eğitimim geliyor. Dengeli yaşamak, iç dünyamdaki iniş çıkışları takip ederek kendi doğrularımı bulmak ya da yanlışlarımdan sıkı dersler çıkartmak için sabahları güne erken ve meditasyon ile başlıyorum. Seyahat etmek yalnızca benim için değil, çekirdek ailem için de çok kuvvetli bir tutku… Heyecanla yeni yerler deneyimliyor ve içimize sindirerek gezmeye çabalıyoruz. Bu seyahatler bir şekilde yoğun ve ne yazık ki gitgide daha da bencilce süregiden İstanbul yaşamında bize koruyucu kalkan oluyor gibi hissediyoruz. Şehir yaşamında en keyif aldığımız şey, Nişantaşı’nda yaşamamızın getirdiği mahalle yaşamı kültürü… Bir mahallenin parçası olma fikrini ailece çok seviyoruz! Sıradan iş günleri ya da şehirde geçen hafta sonları bol bol film izleyerek, her küçük fırsatta kitap okuyarak ve ufaklığın duygularını ve onları ifade edişini şekillendirecek sanat organizasyonlarını takip ederek geçiyor. Ve elbette yemeyi, içmeyi, yeni ve farklı lezzetleri denemeyi fazlasıyla seviyoruz. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger benim için çok kıymetli… İnternet üzerinde düzenli okuduğum sitelerin içine theMagger da dahil olduğunda yıl 2015’ti. Kısa sürede çok keyifli yazılar ve tavsiyeler edinmeye başladım. Yazmaya tutkun biri olarak, blogumda heyecanla yazdığım seyahatlerimi ya da ruhuma işleyen filmleri, kitapları ve damağımda iz bırakan restoranları daha fazla insana ulaştırmak fikri ile ben de magger olmak istedim. İzlediğim filmlere, dizilere yön veren (hatta hayatıma Nordik filmleri gibi harika bir serüven de sokan), haftaya kızlarla nereye yemeğe gitsek sorumun yanıtını hızlıca aldığım ya da kendimi geliştirmek için daha farklı ne okumalıyım arayışımın yanıtları hep maggerlarda! 

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> 2017 yılının en sıkı deneyimini PUGLIA bölgesini ziyaret ettiğimizde yaşadım. İtalya benim için vazgeçilmez bir seyahat noktası olsa da Puglia sayesinde bambaşka bir İtalya ile tanıştığımı ve özellikle de Itria Vadisi’nde içsel bir serüven yaşadığımı söyleyebilirim. Bir ağaç gövdesi, bir insanın hayatını ne derece etkileyebilir sorusunun yanıtı kesinlikle bu vadide saklı… Ayrıca vadi içinde bir pırlanta olan Cisternino kasabası sayesinde deneyimleme şansı bulduğumuz “Cittaslow Yaşam Kültürü”nü seyahat sonrası kendi yaşamımıza da ucundan kıyısından adapte etme hevesimiz çok sevilesi bir şey oldu.

> 90’lı yıllarda tüm öğrenme aşkım ile okuduğum, izlediğim kitapları ve filmleri 30’lu yaşları bitirmeden yeniden izleme kararı aldım! Hislerim nasıl da değişmiş, ruhum nasıl da gelişmiş meğer… Bu karar bana çok iyi geldi. Mesela Pablo Neruda’yı daha iyi anladığınız bir yaşta izlenmiş “IL POSTINO” filmi size neler katabilir bir düşünsenize! Ya da bir “FIGHT CLUB”ı 1999’da ne kadar anlamış olabiliriz ki? :) 

> 2016 yılında ilk okumamı yaptığım STEFAN ZWEIG kitaplarını 2017 yılında neredeyse tamamladım! 20. yüzyılın kuşkusuz ki en sıkı entellektüellerinden biri kendisi… Duygusal hafizamı bu denli güçlendirdiği için kendisine minnet doluyum. Umarım Stefan Zweig ve diğer değerli yazarların kelimeleri sayesinde çok daha fazla kişinin iç dünyası aydınlanır da, dış dünyamızı değiştirecek gücü açığa çıkartabiliriz.

Lütfiye’nin theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Melike Alpay | @alpay.melike

Bence theMagger benzer türlerde şeylerden hoşlanan, bir yere seyahat ettiği zaman turist olmaktan çok oranın lokali gibi gezmeyi seven, yeniliklerden uzak kalmak istemeyen ve zamanı yakalamaya çalışan kişilerin buluştuğu bir platform.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Ben esas mesleğim avukatlık olmasına rağmen, aile şirketimiz olan bir mermer şirketini yönetiyorum. İşim için Akyaka, Muğla’daki evim ve İstanbul’daki evim arasında mekik dokuyorum. Bu aralar mermeri temel alan yeni bir tasarım markası olan ve mermerden dekoratif objeler üreten MINVAL markamız üzerinde çalışıyorum. Gezmek en büyük hobim diyebilirim, sık sık seyahate vakit ayırmaya çalışıyorum. 2017’nin son günlerinde Art Basel Miami’ye katılmak, ardından Doğu Ekspresi ile Kars’ı gezme planlarım var. Bu sene edindiğim yeni hobim ise kitesurf. Akyaka kitesurf için dünyanın en iyi spotlarından biri. Ben de Akyaka’da yaşayan biri olarak kitesurfe merak saldım. 2018 yılı için planlarım arasında dünyanın farklı yerlerinde kitesurf yapmak var. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile yaklaşık üç sene önce tanıştım. Önceleri sıkı bir takipçi iken, örneğin seyahatlerimden önce gideceğim yerleri mutlaka theMagger’dan araştırırken, sonra ben de yazmaya karar verdim. Yazdığım konuların belli bir türü yok, zaman zaman beni etkileyen her konuda yazıyorum. Mekanlar, etkinlikler, şehirler, festivaller, sergiler favori konularım arasında. Bence theMagger benzer türlerde şeylerden hoşlanan, bir yere seyahat ettiği zaman turist olmaktan çok oranın lokali gibi gezmeyi seven, yeniliklerden uzak kalmak istemeyen ve zamanı yakalamaya çalışan kişilerin buluştuğu bir platform. Bu sebeple hayatımda her zaman yeri olacağını düşünüyorum.

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> 2017 ‘de keşfettiğim ve önermek istediğim şeylerden ilki kesinlikle KITESURF. Mükemmel bir spor olduğunu düşünüyorum ve Akyaka bu sporu yapabilmeniz için harika bir kasaba. Lokal, spor odaklı, keyifli bir yer.

> Bir diğer önerim DOĞU EKSPRESİ ile Anadolu’yu geçip Kars’a ulaşmak ve Türkiye’nin en ilginç ve görülmeye değer şehirlerinden biri olan Kars’ı, Çıldır Gölü’nü, Ani Harabelerini gezmek olacaktır.

> Son olarak AKYAKA‘da yaşamaya başladığımdan beri en çok hoşlandığım şey arabaya binip, güzel bir müzik açıp, yeni yerler keşfetmek, değişik yerlerde günbatımını izlemek, kamp yapmak, ateş yakmak. Outdoor aktiviteler yaşam şeklime, giyim tarzıma bile yansımaya başladı ve bu beni çok mutlu ediyor, herkese tavsiye ederim.

Melike’nin theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Melike Büşra Genç Aslan | @duspe

“theMagger’da, okumaktan en zevk aldığım konularda bambaşka zevklere sahip insanlar deneyimlerini ve önerilerini paylaşıyorlar. Daha samimi ve yazmaya cesaretlendiren ne olabilir ki?

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

İnsanı tanımlayan, kendini ifade ediş biçimleridir bence. Benimkilerin en başta okumak, yazmak, yeni şarkılar keşfetmek ve fotoğraf çekmek olduğunu söylersem çok da eksiğim kalmamış oluyor. Çünkü beni heyecanlandıran, besleyen, yaşayan şeylerden vazgeçemiyorum. Hayatı kendi içime ve dünyaya bir keşif yolculuğu olarak görüyorken, böyle kalabalık bir ekibe sahip olduğum için oldukça şanslıyım.

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

Neye ilgi duyar, neyi severseniz algılarınız o konularda bir o kadar açık oluyor, ki ben de aynı şekilde deneme ve hikâye yazmaya doyamadığım bir dönemdeyken theMagger ile tanıştım. Bu tanışıklık birkaç sene benim okuyucu olarak kalmamla, yazılanları severek takip etmemle devam etti, ancak değişen zevkler bana kendimle ilgili daha kişisel paylaşımlar yapma cesareti verdi. Çünkü theMagger benim için bir tür serbest kürsü. Okumaktan en zevk aldığım konularda bambaşka zevklere sahip insanlar deneyimlerini ve önerilerini paylaşıyorlar. Daha samimi ve yazmaya cesaretlendiren ne olabilir ki?

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> Klişeleşen Hollywood filmlerine harika bir alternatifim var: İSPANYOL SİNEMASI. Hala keşfetmemiş olanlar varsa şiddetle tavsiye edilir: Contratiempo (The Invisible Guest), La cara oculta (The Hidden Face) ve El cuerpo (The Body) izlenmesi gerekenlerden.

> Güney Amerika edebiyatına ilgi duyanlar ya da gerçekle gerçeküstünün birleştiği iç içe etkileyici karakterlerin ilişkisi ilgisini çekenler için bir kitap önerim var: ACI ÇİKOLATA (LAURA ESQUIVEL)

> Burada biraz hile yapıyorum ve kendi içinde ayrılan bir öneride bulunuyorum. Mekânların hissettirdiklerine inananlar için yurt dışında ROMA, yurt içinde GÖREME kesinlikle 2018 hedefleri olmalı.

Melike Büşra’nın theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Mert Tanöz

“Hem işleyişinden hem de niteliğinden oldukça memnun olduğum bu siteye katkı vermeyi ister buldum kendimi, severek yazıp çizen onlarca kişiyle aynı platformda olmanın tadına vardım.

_Seni daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Her lise son sınıf öğrencisi gibi ne yapmak istediği konusunda kararsızlık yaşayan biri olarak sınava çalışmak ve üniversite yıllarımı ders dinleyerek geçirmek yerine benim tercihim keyif aldığım işlerle uğraşmaktı. Gezdim, tozdum, film izledim, kitap okudum ve yazdım, yazmaktan aldığım hazzı da hiçbir yerden bulamayacağımı fark ettim. Sonra sinema üzerine yazmaya karar verdim, yüksek öğretimimi de Mimar Sinan’da Sosyoloji bölümünde rahat rahat (insanlara anlattıkça kıskanıyorlar, o kadar rahat yani) yapıp, ardından yazmak üzerine bir iş bulmakta karar kıldım. Sinema yazarlığı konusunda kendimi geliştirdim, çeviri yapmaya ve sinemayla ilgili sitelerde içerik üretmeye başladım. 

_theMagger ile ne zaman tanıştın, theMagger’da yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile tanıştığım o gün hâlâ aklımda… Yıl 2014, ayladan Ekim. Filmekimi’nde Whiplash‘i izlemek üzere Nişantaşı City’s’deydim. Sinemaya dair yazıp çizmeye yeni başlamıştım ki filmde Emre (Eminoğlu) ile karşılaştım. Bir yerlerde yazdığını, editörlük yaptığını biliyordum ancak hangi site olduğu konusunda pek fikrim yoktu açıkçası. Ancak oradaki karşılaşmamızın ardından takip etmeye başladım theMagger’ı. İlk zamanlar okumakla yetindim, genellikle Naz’ın (Kavas) önerdiği mekanları takip ettim. Derken, 2015 Şubat’ı Berlin’e yaptığım ziyaretin ardından çok beğendiğim, farklı bulduğum ve turistlerin ihtiyacına oldukça yarayacağını düşündüğüm bir mekan hakkında yazdığım ilk yazıyla theMagger’daki yolculuğuma başladım. Sonrasında da hem işleyişinden hem de niteliğinden oldukça memnun olduğum bu siteye sinema alanında katkı vermeyi ister buldum kendimi, severek yazıp çizen onlarca kişiyle aynı platformda olmanın tadına vardım. Sonrası da malum, hâlâ buradayım işte…

_2017’de keşfettiğin ve bu satırları okuyanların da mutlaka denemesini önerdiğin 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin? 

> İlk olarak çok yakın zamanda deneme fırsatı bulduğum, vakit bulduğumda ise yazmayı çok istediğim yeni bir mekanı önermek istiyorum. Eskişehir’e yolu düşenler kesinlikle CHINATOWN‘a bir uğramalı. Sushi çok seven biri olmama karşın mükemmel lezzeti, makul fiyatları, plazalardaki franchise’ların örnek alması gereken müşteri memnuniyetiyle favori mekanlarım arasında çok üst sıralarda şu aralar. Foursquare’den buldum, fotoğraflarda gördüğünüzün tıpatıp aynısı.

> Bir diğer önerim komedi severlere. Bir müzik eleştirmenin işten atılmasıyla başlayan ve mizahi öğeler üzerinden bugüne, sisteme ve elbette sonuçlarına eleştiriler getiren harika bir yapım WILDE MAUS. Bir yerden bulun izleyin.

> Sonuncu önerim bir uygulama. Yaz kış demeden havasızlıktan geceleri cam açık yatan beni bile uyutmayı başaran bir uygulama RAINY MOODwww.rainymood.com üzerinden ücretsiz olarak da ulaşabildiğiniz bu uygulama çok gerçekçi bir yağmur atmosferi yaratıyor, istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz da. Ders çalışırken, iş yaparken ya da benim gibi uyurken kullanabilirsiniz. Dilerseniz 1 saat sonra kendini kapatıyor olması ise mükemmel.

Mert’in theMagger’daki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Magger’ların kendilerini, theMagger’ı ve 2017’deki keşiflerini anlattığı bu mini-röportaj serimiz önümüzdeki günlerde devam edecek! Siz de onlar gibi deneyimlerinizi theMagger’da paylaşabileceğinizi unutmayın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?