Gerçekten de Öyle: Soğuyunca Acımaya Başlar

Yeni sezonda sadece yeni oyunlara gitmekle olmaz. Geçen sezonun en iyi oyunlarını da görmek, neden daha önce gitmedim diye hayıflanmak ve biraz da kafanızı duvarlara vurmak gerek. Tıpkı benim Tiyatroperest’in Soğuyunca Acımaya Başlar oyununda yaptığım gibi…

Tiyatroperest’in en sevdiklerimizden Soğuyunca Acımaya Başlar, bize üç ayrı evrensel ilişki modelini Neil LaBute’un, Ölüler Diyarı, Bir Mutluluk Anı, Karmakarışık isimli üç kısa oyunuyla anlatıyor. Neil Labute’un zaten özelliğidir, günümüz insanını, sıradanlığını, bunun arkasına saklanan çarpıklıkları anlatması. Bu kez de bunları üçe bölerek, üç ayrı çiftle anlatmış. İlk bölüm kürtajla yapılan seçim işi, ikincisi vicdan azabının dayanılmaz ağırlığı, üçüncüsü ise aldatmanın acı bedeli üzerinde şekilleniyor. Hepsinin ortak özelliği var: yaşadıklarımızın ve yaşattıklarımızın sorumlusu biziz ve bunların bedelini ödeyecek olan da. İlk şoku atlattıktan, sonuçları deneyimlemenin telaşı geçtikten sonra geriye bir tek şey kalıyor ve evet, o kalan şey, nam-ı diğer vicdan da soğuyunca acı(t)maya başlıyor.












