Güzel giyinmek ve marka giyinmek arasındaki farkı benimseten, vücuda göre doğru giyinmenin yollarını öğreten, görselliğin önemini vurgulayan, trendleri önceden takip edip danışmalığını veren Deniz Marşan ve Başak Dizer Fransez tüm gerçekliği ile Moda ve Tekstil sektörünü bize aktardı. Her soruya objektif olarak yanıt veren 2 shoppers markasının hikayesine siz de ortak olun!

2shoppers nasıl kuruldu? Bir hikayesi var mı?

Dört sene önce Deniz ile birlikte Türkiye’de çok bilinmeyen bir şey yapmaya karar verdik. İkimiz de Bilsar’da çalışıyorduk. Aynı odada 2 yıl paylaştık. O sırada şekillendi ve Personal Shopping, alışveriş ve stil danışmanlığı yapmaya karar verdik. Ben, o sırada tasarımcı olarak çalışıyordum. Üretimden satın almaya geçmek istedim. 2shoppers web sitesini kurduk ve alışverişe normal insanlardan başladık. Arkasından hemen o sene Ay Yapım Kerem Çatay’dan Aşk-ı Memnu için teklif geldi.

2shoppers hangi alanlarda çalışmalarını yürütüp, projelerini hayata geçiriyor?

Önce halktan kişilerle başladık. Amacımız bu işin lüksten çıkmasıydı, sokağa yayılmasıydı. Fakat sonra Ay Yapım ile çok yakın ve keyifli ilişkilerimiz oldu. Tüm dizilerini giydirmeye başladık. Hala onlarla çalışmamız devam ediyor. Daha sonra sanatçılara geçtik. Albüm, konser ve klip çalışmaları yapıyoruz. Artık kurumsala iş yaşamına döndük. NTV, Cnbc-E ve Ntv-spor’un iki senedir, ekran yüzlerini giydiriyoruz. Şimdi ise; Show Tv ile yeni yayın döneminde danışmanlığa başlıyoruz. Moda dergilerine, marka imaj ve reklam çekimlerine freelance moda çekimleri yapıyoruz. Amaç giydirmek ama konu hep moda! İstanbul Design Week etkinliğinin moda danışmanlığını yapıyoruz. İlk kez bu yıl, ‘fashion&design’ bölumü de olacak. Ben ayrıca üç senedir Sabah Gazetesi’ne ve 6 aydır XOXO dergisine dışardan erkek modası yazıyorum.

Marka giyinmek güzel giyinmek midir?

Marka taraftarı hiçbir zaman olmadık. Dediğim gibi biz bu işe öncelikle sokaktaki insan için yapmak istedik. O yüzden herkese markayı, tasarımcıyı anlatamazsınız. Bütçesine de uymayabilir. Marka diye bir şey artık demode oldu tasarımcı, tasarım, orijinallik, özgünlük… Bir markayı baştan aşağı kullanarak özgün olma şansımız yok.

Güzel ve tarz giyinmek, bu kişinin çok iyi bir tasarımcı olabileceği anlamına mı gelir?

Çünkü bu konuda bazı tasarımcılar ağır eleştirilere maruz kalıyor. Mesela tasarımcı herkes tarafından bilinen biri fakat giyim tarzı beğenilmediğinden tasarımları konusunda kötü yorumlar yapılıyor. Giyinmek ve tasarım yapmak arasında hiçbir bağlantı yok. Tarz diye bir şey var. Hem mağazalarda alışveriş yapıp, hem bütün trendleri takip edip, hem güzel giyinmeye zaman harcayıp hem de evde tasarım yapamazsınız. Tüm tasarımlarınız kendinize benzer o zaman. Yurt dışındaki defile sonlarında çıkan tasarımcılara bir bakın. Jean ve tişörtten başka bir şey giymiyorlar. Güzel giyinen ikonlar da tasarım yapmıyor. Mankenler, oyuncular ve editörlerin güzel giyinme iddiası var. Sanatçılar bile güzel giyinmeye zaman ve akıl harcamazlar. Çünkü konsantreyi dağıtır; ama bir tarzı olmalıdır tasarımcının… T-shirt giydiğinde bile!

Tekstil ve moda sektöründe, Türkiye’yi Dünya’nın neresinde görüyorsunuz? Lokasyon olarak iyi bir coğrafi konumda olması bu durumu sizce etkiliyor mu?

Lokasyon, bir sorun teşkil etmiyor. Sadece insanların bilinci, eğitimi ve oryantallik bizi geride bırakıyor. Sokaktaki insan, özellikle eski jenerasyon henüz moda bilincinde değil. Giyinmek, hala lüks bizde. Erkeklerin moda gözü hiç gelişmemiş. Çok küçük bir yüzdemiz, moda tasarım, sanat gelişmelerini takip ediyor. Onlar da editörler, tasarımcılar, moda tekstil alanında çalışanlar! Fuarlardan anlaşılıyor modanın neresinde olduğumuz. Taklit çok ön planda! Umarım değişecek. IFW bu sene çok organize ve iyi planlanmıştı. Büyük farklar vardı. Daha çok tasarımcı ile tanıştık. Devletin; özgün tasarımı ve tasarımcıyı desteklemesi şart. Moda okullarının da, üniversitelerinin de tasarımın kalitesini ve pratikliliğini arttırması lazım. Bir İtalya olmamıza imkan yok. Bu durum, biraz da Türk insanının hamurunda yok. Ama Orta Doğu’nun moda başkenti olabiliriz.

Yurtdışında birçok moda haftasına tanık oluyorsunuz. İstanbul Fashion Week ‘i yeni yaşadık. Sizce eksileri ve artıları nelerdir?

Geçen seneye göre farklıydı. Organizasyon, lokasyon ve özellikle tasarımcı çokluğu dikkatimi çekti. Daha fazla yabancı basın olması ve tasarımda orijinalliğe yer verilmesi… Aslında dünya vatandaşı tasarımlar lazım. Tek eksiğimiz bu. Daha büyük defile salonları ve farklı yerlerde bu organizasyonların yapılması da tavsiyeler arasında… Geçen sene defilelerde şarkıcı,ünlü yürütmek, şarkı söyletmek, dans gösterisi yaptırmak gibi şeyler olmuştu. Çok fazla kurumsal marka sanki bayisine koleksiyon gösterir gibi her parçayı sunmuştu. Bu sene böyle oluşumların olmaması; sevindirici! Farklı tarihi ve otantik havalı mekanlarda; defileler oldu. Bence bu da enteresandı. Yurt dışında da bu şekil haller oluyor, daha aktif geçiyor. Her şey tek binada yapılmaz. IFW’ de gelecek sezon daha çok katılımcı, editör, blogger, acenta, yabancı basın ve moda öğrencileri, yurtdışı satın alma katılımcısı, daha az celebrity olursa daha ‘business’ daha avrupa bir organizasyon olacağı kesin.

Müşteri profiliniz nasıl? Genelde hangi soru ve beklentilerle sizinle iletişime geçiyorlar?

Müşteri profilimiz güzel ve vücuduna göre giyinme bilinci olan kişiler ama buna zamanı olmayan, AVM AVM dolaşıp; ne, nerde, ne kadar, ne moda diye tüm cumartesilerini harcamak istemeyen ya da sadece gözüne güvenmeyen işadamı ve iş kadınları, doğru ve özenli giyinmeyi isteyen ekran yüzleri ve daha dikkat çekici, şık olmayı isteyen sanatçılar. Yazı bitiyoruz. Yeni kış mevsimi ile takipçilerinizi nasıl projeler? ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ devam ediyor. Ay Yapımla Kasım ayında yeni bir dizi projesine başlıyoruz. Farklı bir şey olacak. Çok yakında, İstanbul Design Week var, onunla ilgileniyoruz. NTV ve Show TV’ de stil danışmanlığına başladık. Dergilerde ve gazetelerde; moda yazıları devam. Müşterilerimiz, ekran yüzlerimiz ve sanatçılarımızla alışverişe devam!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?