Özgür ve başına buyruk sanat graffiti ve sokak sanatının temsilcilerinden “Turbo” olarak tanıdığımız Tunç Dindaş’ın “Vandalful” adlı sergisi 20 Ekim’e kadar SUMAHAN – Art Space’de. 13. İstanbul Bienali’nin yan etkinliği olarak gerçekleşen sergi, bienalin kavramsal çerçevesine uygun olarak kamusal alanın nasıl ve kimler tarafından kullanıldığını sorguluyor.

turbo - vandalful

Graffiti, özgür, geçici ve kendi başının çaresine bakan bir eylem/sanat olarak bilinir. Bu kendi başına buyrukluk genel olarak yanlış anlaşılmasına neden olmuştur. Sanat ailesinin serseri üyesi olarak bilinen graffiti aslında bir varoluş ve özgür ifade çabasından doğmuştur.

Turbo olarak iyi tanıdığımız Tunç Dindaş’ın “Vandalful” sergisinde, fazla uzun süredir yanlış tanınan graffitiyi, tuvale, ve bu şekilde dört duvar arasına taşıyoruz. Bu mekanın bir graffitici için daha mı güvenli yoksa kısıtlayıcı mı olduğu tartışılır… Ama sanatçının kendisinin de söylediği gibi birilerinin de bu işi sanat severin ayağına taşıyıp daha iyi anlaşılmasını sağlaması gerekiyor.

Burada graffiticinin amacı “ben vandal değil sanatçıyım” demek değil. Daha çok bu kavrama bir graffiticinin nasıl baktığını anlatmak. Vandal kelimesinin henüz bilmediğimiz bir anlamı olabilir mi? “Çapulcu” kelimesinin nerelerden nereye geldiğini düşünürsek, “Vandal” e de bir şans verebiliriz!

13. İstanbul Bienal’inin yan etkinliği olarak gerçekleşen ve özelikle kamu alanının nasıl ve aslında kimler tarafından kullanıldığını sorgulayan “Vandalful” sergisinin arkasında yer alan graffiticiyi biraz daha yakından tanımak için kendisine birkaç soru sorduk.

Bize kısaca kendinden ve graffiti hayatından bahsedebilir misin?

turboGraffitiyle aslında 83′te break dance sayesinde tanıştım. O dönemde plak kapaklarından görmüştüm. Çocukluğumdan beri resme merakım vardı. Plak kapaklarında gördüğüm graffitileri kendimce kağıtlara çiziyordum. 1984 sonunda “Beat Street” diye bir film seyrettim. Orada graffitinin ne olduğunu anladım ve 1985′ten itibaren sokaklara birşeyler yapmaya başladım ve halen devam ediyorum. 1989′da graffiti yaparken yakalandım. 1997′de Blue Jean dergisinde hiphop sayfaları yaparak graffiti ve hiphop kültürünü Türkiye’ye tanıttım. Bu dönemlerden günümüze kadar gerek yurtiçi, gerek yurtdışında bir çok festival ve etkinliğe katıldım. 2007 yılından beridir sergiler düzenleyip, katılıyorum. 2009 yılında ise Türk graffitisinin örneklerinin olduğu iki kitap çıkardım.

Graffiti bildiğimiz kadarıyla ilegal bir sanat formu… Senin artık legal duvarlara ve işlere kendini verdiğini biliyoruz fakat halen bir graffitici olarak toplumsal bakış açısına aykırı hareket ediyorsun… Bu seni bir nevi “barbar” mı yapıyor?

Yaşımın ilerlemesi ve sosyal yükümlülüklerim yüzünden illegal graffiti hayatımı minimum’a indirdim. Aslında graffiti’nin illegal’i makbüldür ama birisininde graffitiyi topluma anlatması, tanıtması ve sevdirmesi gerekiyor. Yüzü maskeli adamlar bunu nereye kadar yapabilir bilemiyorum. Ben 2007′de İstanbul Bienal’ine davet edildikten sonra sergilere de ağırlık verdim. Galerilerde çok farklı şeyler yapmadım aslında. Yine sokak ruhunu galerilere taşıdım. Normal bir sanatçı gibi kalmadım sergi salonlarında. Muhakkak sergilerimde sokaklardan izler taşıdım, sokaklardaki graffitileri galeri duvarlarına taşıdım. Zaten gerçekte sokaklar benim sergi alanlarım. Klasik sergi normlarında kalmamam beni galeriler için barbar, sokaklarda ise sanatın vandalı yapıyor. Sokaklarda ise izinli duvarlarda insanların beğeneceği renkli graffitiler yapmaya çalışıyorum.

turbo - vandalful“Vandalful” derken ne demek istiyorsun tam olarak?

Yaptığımız işin çok güzel olduğunu söylemek istiyorum. Hiç bir kaygı gütmüyorum. İçimden geleni yapıyorum, boyuyorum. Bu ister sergi salonları olur, ister sokaklar olur. Sergilediğim resimlerimde son dönemde beni etkileyen, aklıma takılan şeylerin bütünü var. Bir spreyle ne kadar akılcı şeyler yapılabilir onu göstermek istedim. Her tabloda alt metin olarak birşeyler var. Bazen toplumu, bazen kendimizi eleştiriyorum. Renklerden bomba yapabilir misin? İnsanlarda bu tarz soru işaretleri uyandırmak istiyorum.

turbo - vandalful

Vandal kelimesi senin için ne ifade ediyor? Sana vandal denildiğinde hayır ben sanatçıyım diye mi düşünüyorsun yoksa vandal olmayı kabul ediyor musun?

Vandal kelimesi sadece zarar veren kişi olarak algılanmamalı. Sokakta kamusal alana bir resim yaptığımızda kamuya göre vandal sayılırken toplumda bazı kesimler bizi sanatçı olarak görüyor. Hangisini kıstas olarak algılamamız gerekiyor? Vandal mıyım, sanatçı mıyım? Ben kendimi ikisi olarak görüyorum çünkü ikisini de hakediyorum. İkisinden de memnunum.

Sokak duvarlarından tuvale geçmek nasıl bir duygu?

Daha dar bir duygu. Duvarlar daha geniş ve büyük. Tuvalin sonu oluyor. Duvarlarda sona geldiğinizde köşeyi dönebiliyorsunuz. Galeride ise köşeyi dönmek başka bir anlama geliyor. :)

turbo - vandalfulGraffiti ile kamusal alanın arasındaki ilişkiyi nasıl anlatırsın?

Kamusal alanlar aslında bizim oyun alanlarımız. Sokaklarda bizim için iki tip insan vardır. Birincisi sizin oraya birşeyler çizmenizi isteyen yaptığınızı destekleyen insanlar. Ötekiler ise sizin oraya bir şeyler yapmanızı istemeyen ve elinden geldiğince yapmanızı engelleyen insanlar. Biz bu iki faktör içerisinde oyunlar oynayarak istediğimizi yapıyoruz. Avrupanın bir çok ülkesinde graffiti yaptım ama İstanbul’da yapmak hepsinden farklı. Kamusal alanlar olduğu sürece graffiti hep olacaktır. Biri varsa, ötekisi de olacak. İnsanlar da bu ikisini tartışıp duracak. Tavuk, yumurta ikilemi gibi.

SUMAHAN – Artspace Adres: Bankalar Cad. Yanıkkapı Sok. No:3 Karaköy / İstanbul

Sergi: 20 Eylül – 20 Ekim, Salı – Pazar: 12:00 – 20:00

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?