Hazalyilmaz.com ile ilk karşılaştığım zaman, bu kadar kaliteli, doğru ve keyifli içeriği bir kişinin yapıyor olmasına hayran kalmıştım doğrusu. Uzun süre siteyi takip ettikten sonra, sonunda Hazal ile tanışmaya ve onu sizinle buluşturmaya karar verdim…

Hazal Yılmaz kimdir? Nasıl biridir?

Bu konuda arkadaşlara sorma joker hakkını kullanıp şu cevapları elde ettim. Sansürsüz yazıyorum. Sabırsız, kararlı, iş devreye girdi mi obsesif, inatçı, dediğim dedik, çok iyi dinleyici, blogger olmasa psikolog olup kendi söküğünü dikemezmiş, heyecanlı olduğu şiddette asabi, yalnızlık sahibi, hayal sever, yaratıcı, hakkaniyetli, sorumlu, umutlu, despot, ukala, zeki, cazibeli, tez canlı ve cevaplı, bugünün işini on dakika sonraya bırakmaz, peşinden cehenneme gidilesi serseri, profesyonel turist, Türk değil Fransız olmalıymış, ilham kaynağı, kuruyemiş kemirgeni, Türkçe sözlü hafif müzik radyosu, aman dikkat ikna eder. Jamiroquai’nin Cosmic Girl veya U2 Mysterious Ways şarkılarındaki gibi.

Bize hikâyeni anlatır mısın?

Saint Benoit’da okulu bitirip filmle uğraşmak istiyorum diye Ithaca’ya git. İkinci yılında sinema işleri bana göre değil diyerek fotoğrafçılık & yaratıcılık oku. Türkiye’ye geri gel ani kararla, İksv ve Pozitif’te sanatçı rehberliği, K dergisinde edebiyat yazarlığı, Alamet-i Farika’da metin yazarlığı, sistemsensin’de editörlük, online dergicilik, fikir buluşçuluğu, Yapı Kredi, Nokia, Burger King gibi markalara proje yönetimi yap, en son da Proje Yöneticisi diye işe alındığın Digital McCann’den ayrıl. İki ayda. Şımarıklıktan değil. Bir hayalim vardı. Bana verilmiş mekandan (masadan) ve zamandan (09:00-21:00) çıkmak. Kurumsal hayatın bedenini hiçbir yere bırakmayan, bir masa önünde sergi gezmeme, kitap okumama, müzik dinlememe engel olan kısmına isyan etmek.

Hazalyılmaz.com’dan bahseder misin biraz? Neden Urban Confessions? Nasıl buluyorsun bu kadar yazacak şey?

Yazdığınız şeyle bir meseleniz olması lazım, benimki de bu şehirleydi hep. Gitmek-kalmak, sevgi-nefret, neşeli-hüzünlü ağır aksak idare ediyorduk. O yüzden şehir işin de, ismin de içinde olmalıydı. Neden İngilizce dersen 1. Türkçesi (Şehrin Sırları) çok bulvar gazetesi köşe ismi gibi geldi, dedikodu yazarı modeli. 2. hala yapmamış da olsam bu iş İngilizce devam edecek. Kendim zaman yaratamadığım için iyi bir çevirmen bulurum belki yakınlarda diye umuyorum. Sokaktan geçen insanlara, duvarlara, konserde kavga eden bir çifte bakarak; online-offline fark etmez ne bulursam okuyarak, sadece Türkiye değil dünyada olanları takip, merak ederek. Arkadaşlarımla konuşarak, yeni insanlarla tanışarak, bilenlere danışarak.

Sosyal Medya Haftası’nda, “Blogger’lık bir meslektir” konuşmana katıldım. Blog yazmaya ne zaman başladın? Bu süreci anlatır mısın?

Konuşma uzundu ama bir iki önemli noktasını söyleyeyim. Blogger bir şeyin yanında olunacak şey değil. Blogger’lıktan para kazanmak için 7/24 hayatınızda bu olmalı. Bu biş iş, prestij değil. Gün gelir en ön sırada defile izlersiniz, gün gelir ayağınızda postal fabrika gezersiniz. Kendi gündeminizi hep yenilemek zorundasınız. Markalara iş yapsanız bile öncelikli olan kendi blogunuz. Para almasanız bile yapmaya devam ettiğiniz işi siz ciddiye alacaksınız ki, vitrine bakanlar içeri girmek için kapıyı açsın. Kart basmak, ne yapıyorsun diye soranlara blogger’ım demek, sergi açılışları, partiler, sinema günleri, konserler… Şehirde kalabalıkları toplayan ne varsa oralara gitmek ve sosyalleşmek lazım. Hem fikir sahibi, hem yapıcı hem de iletişim danışmanısınız siz. Ve tabii ki erken kalk, spor yap, bedeni ve zihni zinde tut gibi diğer önemli klişeler var.

Markalarla iş birliği yapıyorsun. Limitlerini nasıl ayarlıyorsun?

hazalyilmaz.com içinde banner ya da sponsorluk almıyorum (henüz). Bunu yapmak için nedenleri ve maddi getirimleri, götürümleri konusunda ikna olmalıyım. Bu yüzden markalara onların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda bloglar (blog.muzikicinefes.com), projeler (corapdelisi.blogspot.com), e-dergiler (Pentilog) yapıyorum. Kimisi kısa süreli diğerleri aylık düzende iş gibi oluyor.

Sosyalleşmek senin için ne anlama geliyor?

Sergi açılışları, konserler, havaalanı, kahve muhabbetleri, sokak sanatçıları, çimlerde kitap okumak, vapurda çalışmak, asla vazgeçemeyeceğim festival halleri, sıra beklerken tanışılan insanlar, skype, MSN ve diğerleri…

İnsanın hayatındaki networkler sence ne kadar önemli? Sen nereden edindin networklerini nasıl sağlamlaştırdın?

Her yer ve herkes network. Birbirimize şu konu için isim var mı aklında, bilmemkimin arkadaşı Arda’yı tanıyor musun dediğimiz anda bile network yapıyoruz. Önemli olan projeleri, isimleri, markaları birleştirmek için aradaki bağları akıllıca kurabilmek. Az insan sayısı, bol verim.

Hazal Yılmaz için “heyecan” ne anlama geliyor?

Paris’te keşfettiğim galeri, Londra’da pazar günü Old Trumans Brewery, Berlin White Trash’te bloody marry içmek, iki gün önce sergi açılışında tanıştığım biriyle New York sokaklarında gizli dükkanlar öğrenmek, işi ne olursa olsun istekle yapan insanlar, İstanbul sabah altıda güneş yeni doğmuşken, yolculuğun ilk günü, vizesiz gidilecek ülkeler, kitaplar arasında bulduğum eski notlar…

Günlük hayatında ne yaparsın? Nerelere gidersin? Nasıl giyinirsin?

House Cafe’de capuccino içerim, BBase’de kulağımda müzik iş güç hallederim, Babylon’da konser dinlerim, üç sayfa da olsa kitap okurum, kulaklık takar başka yerlerde olduğumun hayallerini kurarım, duvar resimlerini ve yazılarını çok severim, en az bir saat yol yürürüm. Modaya bakarım, aynada bu olmuş dediğimi, gideceğim yere uygun düşeni giyerim.

Hazalyılmaz.com ile nerelere gelmek istiyorsun?

Hedefler yolda gelişiyor. İşin sanırım en sevdiğim yanı da bu. Bireysel olarak İstanbul’da olmasam da işleri devam ettirebileceğim, hem gidip hem dönebileceğim bir yaşam alanı istiyorum ama.

www.hazalyilmaz.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?