Gürültülü ve çöl kumu rengi sokaklara sahip bir şehir Amman. Her köşe başından sesler geliyor, restoranlar, seyyar satıcılar, sabırsız sürücüler, dükkanlardan yükselen müzikler, sokakta yüksek sesle konuşan insanlar… Dar sokaklar, dik merdivenler, toz grisi Amman evleri.. İşte Orta Doğu!

Amman’da Gün Batımı – © Gregory T. Smith

Amman’a uçmak için Pegasus’a, biraz cesarete, biraz romantizme ve Doğu’nun sesini duyma isteğine ihtiyaç var. Gerisi kendiliğinden geliyor zaten..

Ankara’dan yaklaşık 2 saatlik bir uçuşla Amman’a gittiğimde Nisan ayıydı ve şehir beni limonata havasıyla karşıladı. Vizesiz gidilebilme kolaylığı da olunca daha ne istenir ki!

 Hepsi size bir film setini anımsatıyor. İster istemez bir adım uzakta durup, bu filmi izlemeye başlıyorsunuz. Başınız dönebilir, korkmayın, Orta Doğu’nun tam ortasında ama güvendesiniz. Ürdün aslında bir krallık. Ancak laik bir krallık. Halk kralı o kadar seviyor ki; ülkede huzur ve sükunet hakim. Zaten kralın fotoğraflarını sokaklarda, mekanlarda ve arabaların üstünde bolca görebiliyorsunuz.

İstanbul gibi Amman da ilk olarak 7 tepe üstüne kurulmuş. Zaman içinde geliştikçe tam 20 tepeye yayılmış. Bu nedenle şehri yürüyerek gezmesi yorucu ama bir o kadar da zevkli. Hiç çekinmeyin, İstanbul’da giydiğim kıyafetleri giydim ve hiç bir rahatsızlık duymadım. Önyargılarınızı evde bırakın demiş miydim?

Amman Roma Kalıntıları © mbrand85

Mini bir şehir merkezi turu için Hashemite Meydanı’na gidelim. Yürürken sağınızda küçük tarihi bir tiyatro olan Odeon’u göreceksiniz. Burada yerel halkı etrafta yürürken görebilirsiniz. Siz de gezinirken etrafta üç-dört katlı eski apartmanlara ve balkonlarına bakakalacaksınız. Denk geldiğiniz zaman önü sürekli kalabalık olan künefecilerde, künefenin ya da onların deyimiyle Knafeh’in tadına bakabilirsiniz. Bence Hatay bu konuda daha iyi…

Amman’ın biraz da farklı bir yüzünü göreyim derseniz, Rainbow caddesine çıkmalısınız. Dilediğiniz bir kafeye oturup kahve veya alkollü kokteyller söyleyebilirsiniz, ben tercih etmedim ama nargile de oldukça popüler. Yani Rainbow caddesi adından da anlaşıldığı gibi Batı tarzının hüküm sürdüğü modern caddelerden biri.

Bu kadar şehir merkezi yeter, ilk durak 2200 yıllık antik kent Petra olmalı. Peki Petra’yı özel kılan nedir?

Kızıl renkte kayalar ve kumlarla uzanan dar bir geçitten ilerlerken karşınıza çıkan bir şehir Petra. Hazine (Al-Khazneh) 1 kilometrelik yolun sonunda karşınıza çıkıyor ve nefesinizi kesiyor. Yol boyu kayalar, güneşin etkisiyle renk değiştiriyor, yol zaman zaman çok daralıyor, zaman zaman genişliyor. Ancak gittiğinizde hissedeceğiniz gibi aslında zamanın ve tarihin karşısında yok oluyor insan…

Petra 

Nebatilere başkentlik etmiş Petra Şehri, insan eliyle kayaların oyulmasıyla inşa edilmiş. Ardından Romalılar tarafından ele geçirilmiş.Roma döneminden de amfi tiyatrolar, sütunlu yollar, kral mezarları şehre miras kalmış.

Size kısaca tavsiyelerimi yazayım, iki tam gün geçirdim Petra’da ve çok erken saatlerde gezmeye başladım. Burası oldukça büyük bir tarihi şehir. Her yere yürüyerek gitmek isteyeceksiniz, bunun için enerjinizi toplayın ve zamanı iyi ayarlayın. Planlama yapmak için giriş kapısından alacağınız haritayı kullanın, harita üstünde işaretlenmiş yürüyüş yollarını çalışabilirsiniz.

Başlı başına bir yürüyüş rotası olarak şehrin diğer ucuna, tepeye kurulu Manastır’a gitmeyi de ihmal etmeyin. Çıkış oldukça zahmetli ve yorucu olsa da inanın oraya gittiğinizde herşeye değer olduğunu görüyorsunuz. Bu çetin rotalar için yanınızda su ve çeşitli atıştırmalıklar bulundurun, alışveriş yapabileceğiniz büfelere çok sık olarak rastlamayabilirsiniz.

En sona en kıymetli tavsiyemi sakladım. Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe akşamları Petra by Night düzenleniyor. Petra By Night için Hazine’ye kadar olan tüm yol ve Hazine’nin önü mumlarla süsleniyor. Siz mum ışığında yürüyerek Hazine’ye ulaşıyorsunuz. Ardından Hazine’nin önünde yere serilmiş kilimlere oturuyorsunuz ve ikram edilen Bedevi çayını içiyorsunuz. İstemezseniz yanınızda götürebileceğiniz içecekler de eşlik edebilir gecenize. Gece kısa bir konuşma ve bir müzik dinletisinden oluşuyor aslında ama siz anlamadan dinlediğiniz melodik konuşma karşısında yine büyüleniyorsunuz. Mum ışığında Hazine’yi seyretmek, etkinlik bitince fotoğraflar çekmek, ışık oyunlarına tanık olmak bu keyife ve bilet fiyatına dahil.

Wadi Rum

İki günü  Petra’da geçirdikten sonra unutulmayacak gerçek bir çöl deneyimi için Wadi Rum’a gittim. Wadi Rum’da yaşacaklarınız da, Ürdün maceranızı unutulmazlar arasına sokacak şüphesiz. Wadi Rum, Arabistanlı Lawrence’ın çölü olarak biliniyor. Lawrence, burada uzun yıllar yaşamış ve Osmanlı zamanında Arap isyanının çıkmasını desteklemiş bir İngiliz ajanı. Bu isyan sırasında Lawrence’ın kullandığı karargah da Wadi Rum’da. Ayrıca Wadi Rum birçok filme de ev sahipliği yapmış (bakınız The Martian). Sonsuzluk hissi veren Wadi Rum’da kayaların dağınık konumlanması, bu kayaların rüzgarın ve sıcaklık değişimlerinin etkisiyle farklı şekillere girmiş olması ve sarıdan, turuncuya, kırmızıya çölün farklı farklı renklerde oluşu ortaya tam bir görsel şölen çıkartıyor.

Bence, Wadi Rum’u bu kadar özel kılan çölde gerçek bir Bedevi kampında kalmak ve çöl hayatını bir günlüğüne yaşamak. Başka neler mi? Akşam çöl serinliğinde yakılan ateşle ısınmak, çöl sessizliğinin tadını çıkartmak, elektrik olmadan hayatın asıl devam ettiğini görmek, her daim ikram edilen bedevi çayını içmek, gün batımını, gün doğumunu çölde izlemek. Göz alabildiğince kumların üstünde güneşin belirmesi size gerçek hayattan alıyor. Adeta başka bir aleme bırakıyor.

Wadi Rum’un giriş kapısına ulaştığınızda tüm seçeneklere bakıp nerede kalacağınıza dair ayarlamaları yapabilirsiniz. Anlaştığınız kamp çalışanı sizi Wadi Rum’un giriş kapısından alıp kamp yerine götürecektir. Ben,bir gece misafir olduğum Wadi Rum Night Luxury Camp’ı bu deneyimde konaklamak için tavsiye ederim. Bir de Full of Stars çadırı var ki uyurken yıldızları izlemeniz mümkün. Temiz, güvenli ve güzel kahvaltıya sahip bir kamptı. Akşam yemeklerini ve çaylarını da beğenmiştim.

Wadi Rum Safari 

Kampa varıp eşyaları bıraktığınızda, jiple safariye çıkmaya hazırsınız. Wadi Rum’u keşfetmenin en güzel yolu çöl safarisi yapmak. Önerim, tur sırasında görülecek yerleri önceden inceleyip görmek istediklerinizi bir şekilde kapsayacak bir tur ayarlamanız olur. Bilgeliğin 7 Kulesi’ni, geçmişi M.Ö yıllara dayanan yazıları, kaya üzerindeki işaretleri, Arabistanlı Lawrence’ın yüzü ve onun yaşadığı evi görmenizi tavsiye derim.

Petra ve Wadi Rum’dan sonra biraz serinlemek isterseniz Akabe’ye geçebilirsiniz. Akabe, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır ile çevrili bir sahil şehri. Şehrin kuzeyinde İsrail’in Eilat şehri bulunuyor. Akabe’de sahil şeridi boyunca Ürdün halkının yaz tatili için tercih ettiği lüks otelleri göreceksiniz. Burada bir gün geçirmek istiyorsanız mutlaka dalış yapmalı resifleri, mercanları ve renk renk balıkları izlemelisiniz. Şnorkel bile bu görsel şölen için yeterli olabilir. Yeter ki onlara uzaktan bakın, sevin ve koruyun.

Akabe

Ürdün için genel geçer bir kural:Mutlaka pazarlık edin ve birkaç yerden fiyat alarak karşılaştırma yapın. Standart bir fiyatlama olmadığını göreceksiniz.

Kısaca özetleyecek olursak Nisan ayında Ürdün’de olmak ne demek?

_Petra demek! Bu antik şehri hayatınız boyunca unutamayacaksınız.

_Wadi Rum demek! Nam-ı değer “Ay Vadisi.” jiplerle gezdikten sonra, üzerine gün batımını izlerken çölün o akşam serinliğini teninizde hissettikten sonra, neden Ürdün’e geldiğinizi anlayacaksınız.

_Su altı cenneti Akabe demek! Ülkenin en turistik şehirlerinden olan Akabe, Kızıldeniz’in zengin su altı güzelliklerini, rengarenk resifleri görebileceğiniz ender yerlerden biri.

_Yemek konusunda rahat olun, aç kalmazsınız. Tanıdık tatlar bile bulacaksınız. Etler, tavuklar, pilavlar, çaylar arasında hiç zorlanmazsınız.

_Tarih. Dünyanın kültür beşiği bu topraklar. Hatta medeniyetin, insanlığın, inancın, şefkatin toprakları. Binlerce yıllık tarihi olan bir coğrafya. Her dokunduğunuz yer Persler’den, Romalılar’dan, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bir şeyler hissettirecek size.

Yazımı bitirdikten sonra mutlaka biraz zamanınızı ayırın ve aşağıdaki belgesele göz atın! Büyüleneceksiniz… Giderseniz de eski dostuma benden mutlaka selam söyleyin!

Kızıldeniz’in incisi Akabe hakkında farklı bir yazıyı okumak isterseniz, buraya tıklamanız yeterli!

Amman’da Gün Batımı – © Gregory T. Smith / Getty Images

Amman Roma Kalıntıları © mbrand85 / Shutterstock

Petra – http://www.festtravel.com/

Wadi Rum – Tripadvisor

Wadi Rum Safari – https://www.gadventures.com/

Akabe – https://www.azonceoldu.com/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN