Mart ayı, dergiler adına hazırlanırken geçen zor ve sancılı süreci simgeliyor. Malum Eylül sayılarından önce, en kalın olacakları ve en iyi olmaları gereken sayılar Mart’ta görücüye çıkıyor. Aralarından en iyi olanlarını mercek altına almaya devam!

VOGUE AMERİKA:

Bu sefer sevgili Anna ile aramız biraz bozuk. Kapakta Beyonce’un olacağının haberini Ocak’ta aldığımda çok sevinmiştim ve bu sevincimin kaynağı da, kendisine olan hayranlığımdan ve onu doğru yorumlayacaklarına dair inancımdan geliyordu. Ancak fazlasıyla yanıldığımı da, kapağı görünce anladım. Bu yanılgım, Anna’nın pek hoşuna gitmedi tahmin edebileceğiniz gibi. Beyonce’u stylish bir yorumlamayla göreceğimi düşünürken, alaturka bir tarzı benimseyen bir sanatçının albüm kapağı tadında olan bu kapağı da beğeneceğimi düşünemezdi herhalde!
Yaşadığım ve sizlere de bu satırlar ayrıcalığıyla yaşama hakkı sunduğum/ yaşattığım ütopyadan sıyrılıp, şu ana dönmem gerektiğinden lafı pek uzatmıyorum. Beyonce’u Patrick Demarchelier objektifinde ve Camilla Nickerson styling’i ile gördüğümüz 457 sayfası reklamlardan oluşan 618 sayfalık bu sayıda; Camilla Nickerson, büyük bir hevesle, nefis bir iş kotardığını düşündüğünden çekimde tercih edilen alışılagelmedik diva kıyafetlerinin İtalyan sinemasının ve İspanyolların etkisinde olduğunu belirtmiş. Patrick Demarchelier’in profesyonelliğine ise laf söylemem gereksiz, fotoğrafçılık anlayışının hakkını her zaman veriyor zira. Lakin sayın Nickerson hakkında “Vogue Amerika’ya çekim yapmanın ayrıcalığını yaşıyor.” diye düşünüp, styling konusunda biraz daha farklılaşma çabası içerisine girmesi gerektiğini ona söylemenin tam zamanı!

Unutmadan, kapakta, “Power 2013” yazabilir ve bu sayı “Güç Sayısı” olarak adlandırılabilir; lakin kendi adıma konuşmam gerekirse, güç sayısına böyle bir kapakla başlangıç yapılmaması gerektiğinin kanaatindeyim. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda hakkında?

VOGUE PARİS:

Vogue Paris’in kapak spotlarına boğulmamış olan Mart kapağının şıklığı ve sadeliği beni hayli sevindirdi. Sakin duruşunun yanı sıra; sadeliğin getirmiş olduğu, iddialı bir yanı da var sanırım bu kapağın.

Mert& Marcus objektifinde, Vogue Paris’in kapağında ilk kez gördüğümüz Suvi Koponen; oversized bir şapka ve ipek bir üstle çok hoş görünüyor kanımca. Derginin Genel Yayın Yönetmeni olan Emmanuelle Art’a tebriklerimi iletiniz!

VOGUE ALMANYA:

Doutzen Kroes, Saskia de Brauw ve Kati Nescher’in belki de bugüne dek olan en iyi ve en masum gülümsemelerini gösterdikleri üç farklı kapakla giriş yapıyor Vogue Almanya, Mart ayına. Daniel Jackson’ın fotoğrafladığı bu kapaklar, abartının hakim olmadığı styling’ler ile taçlandırılmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor.

Kapakta büyük puntoyla “Smile!” yazılmasını ise hayli doğru buldum, zira bu sayının alamet-i farikası gülümsemenin önemini keşfettirmek. Doutzen, Saskia ve Kati de kapak için doğru isimler; çünkü modellik konusundaki başarılarını asla es geçemem. Ancak beni lütfen mazur görün; hiç gülümseme modunda değilim. İş yoğunluğumdan ve az evvel “Serseri Mayınlar” filmini izleyip; eşcinselliğin adı bile zikredildiğinde derin bir homofobi gösteren babaya, kocasının onu ucuz tavırlar gösteren bir kadınla aldatmasına razı olan bir anneye, duru bir güzelliğe sahip olan bir kadın görünce eşcinselliğini sorgulayan ve sevgilisine baştan biraz umursamaz bir muamele gösteren o adam sayesinde gerilmiş olduğumdan bu halim. Geçecek!

AnOther Magazine:

Henüz görücüye çıkmamış olan “Oz the Great and Powerful” filmiyle şimdiden konuşulmaya başlayan ve benim de “My Week With Marilyn” filmindeki performansıyla radarımda olan Michelle Williams, AnOther Magazine’in İlkbahar/ Yaz 2013 sayısının kapağında arz-ı endam ediyor.

Kendisini kapakta ilginç bir forma sahip olan bir beyaz şapka, gri bir sweatshirt ve zamansız bir parça olan jean ile görüyoruz. Kapak künyesine gelirsek; fotoğrafçı koltuğunda Willy Vanderperre otururken, çekimin moda editörlüğünü üstlenen isim ise Olivier Rizzo.

POP:

Avrupa’daki ekonomik kriz malum. (Lafa böyle giriş yapınca, bu konu hakkında bir makale yazacağımı düşünmeyin sakın.) Bu kriz, en niş dergileri bile etkiledi diyebilirim. Muhalefet bir mecra olan POP bile İlkbahar/ Yaz sayısının kapağında, tıpkı Elle Amerika’nın Mart sayısının kapağı gibi, sırf Louis Vuitton tasarımlarına yer vererek; satışı arttırmak istediğini simgeledi. Okuduğum yorumlar da bu yönde olduğundan yazarken zerrece tereddüt etmediğimi ise gururla belirtmeliyim! Ayrıca Taylor Swift de biraz- hatta hayli- sıkmadı mı?

ELLE AMERİKA:

Sevgili Joe Zee;
Sizi severim, bilirsiniz. Kariyerine moda alanında yön vermek istediğinizde, 1990 yılında 22 yaşındayken New York’taki Fashion Institute of Technology’e kayıt olmanızı, ünlülerle olan ilişkilerinizi, Sundance Channel’daki “All on the Line” dizisinin bir bölümünde, zorluklar yaşayan bir tasarımcının danışmanını; bugüne dek izlediğim en ironik ve en zekice yapımlardan “Ugly Betty” nin bir bölümünde ise kendini canlandırmanızı da fazlasıyla takdir ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Lakin Taylor Swift, demin de bahsettiğim gibi, bir kadın&moda dergisinin kapağına konuk olmak için artık eskidi. Derginin çizgisini bildiğimden, Louis Vuitton tasarımlarını kapakta kullanmanın abes olmadığının da farkındayım. Ancak evvel zaman içinde tecrübe ettiklerine dayanarak, fotoğrafçı Carter Smith ile daha şık çekimler yapabileceğinize inanıyorum. Siz benim ne demek istediğimi anlamışsınızdır eminim. Çok sevgiler!

W MAGAZINE:

Muhteşem üçlü… Hayır; ortaokul ya da lise yıllarında baş belası bir ders olarak konumlanan Geometri’yi çalıştığınız günlere geri dönmediniz, geri döndürmeye de hiç niyetim yok. Muhteşem üçlüden kastım; W Magazine’in bu ay yıldızı hiç sönmeyecek üç modeli kapağında ağırlaması: Lara Stone, Kate Moss ve Natalia Vodianova. Mert& Marcus ikilisinin imzasının olduğu bir kapakta, büyüleyici işleriyle bilinen Edward Enninful da çekimin moda direktörlüğünü üstlenen isim.

Lara Stone’u Saint Laurent by Hedi Slimane bir elbise ve Mokuba bir kurdeleyle; Kate Moss’u Prada’nın uzun saten tasarımıyla ve sutyeniyle, Philip Treacy saç aksesuarıyla; Natalia Vodianova’yı ise Burberry Prorsum’un ipek saten ceketiyle görüyoruz. Edward Enninful’un masal dünyasına tanıklık ettiğimiz bu kapak çekimini çok beğendiğimi ise belirtmeliyim!

 

HARPER’S BAZAAR POLONYA:

Öncelikle hoşgeldin Harper’s Bazaar Polonya! Copyright dergiciliğin ne zor aşamalardan geçtiğini henüz deneyimlemedim; lakin biliyorum. O yüzden umarım, kendine belli bir çizgi belirler, o çizgiden şaşmadan ve günden güne gelişerek yoluna devam edersin. En büyük iyi dileğim ise bu!
Beyazın hakim olduğu bir styling ile gayet iç açıcı ve ferah bir kapakla başlangıç yapan Harper’s Bazaar Polonya’nın kapak künyesinde karşılaştığımız isimler arasında Harper’s Bazaar Türkiye’nin de kapaklarını çeken Koray Birand, stylist Andrzej Sobolewski yer alıyor. Bunun yanı sıra, Malgosia Bela ise ilk sayının kapağı için gerçekten doğru bir seçim olmuş.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?