“Alman yazar Jean Paul tarafından türetilen ve başka bir dile tam olarak çevirisi mümkün olmayan Weltschmerz, kelime karşılığı olarak “dünya kederi” anlamına geliyor. Romantik dönem şair ve yazarlarının melankolik ve pesimist yapıtlarıyla ilişkilendirilen terim, dünyanın gerçekliğinin yıkıcı doğası karşısında, aklın isteklerinin hep yetersiz kalmasından kaynaklanan varoluşsal acıyı ve anlamsızlık duygusunu ifade etmek için kullanılıyor.” – Sergi Metni

weltschmerz 6

Weltschmertz / Dünya Kederi sözcüklerinin sergide buluşmuş 6 sanatçı tarafından ele alınışı, bugün Dünya ismini verdiğimiz, içinde yaşadığımız gezegende olup bitenleri sorguladığı gibi, tüm bu sanatçıların belirli bir sınır içine değil, evrene yayılmış tüm olaylara bakış açılarının sunumu.

weltschmerz 1

Çınar Eslek, bir patatesin çürümesini kare kare fotoğraflayıp, simetrik bir şekilde çoğaltarak yarattığı 20 dakikalık videoya eklediği ses ile, sanki yaşayan her canlının başına gelen fiziksel ve kimyasal bu değişimi , bir başka canlının yaşam videosu gibi aktarıyor. Doğanın kendisi gibi, birinin ölümü bir diğerinin yaşamı, farklı olsalar da dengeler simetrik.

weltschmerz 2

Kerem Ozan Bayraktar, neon çalışması ‘PSOJ318.S-22 does not have a host star” ismini verdiği çalışması, 2013 yılında keşfedilen ve hiçbir şeyin yörüngesinde dönmeyen ve uydusu olmayan kırmızı bir gezegenin durumuna bir gönderme. Karanlık kalan kelime gezegen ve yıldız arasında görünmez bir bağ oluşturuyor.

weltschmerz 3

Girişin tam karşısında sergilenen havada asılı duran “Gemi” çalışmasının siyah fon ile sunumu oldukça etkileyici olmuş. Geminin ışık yardımı ile okunan hatları oldukça etkileyici, bilinmez bir görsel etki yaratıyor.

weltschmerz 4

Candaş Şişman oldukça etkileyici bir yerleştirme hazırlamış. Yerleştirmesinde mıknatıslar ve onları kendine çeken ana kütle ile gerilimli, sihirli, denge savaşları veren bir sahne yarattığı gibi her an maruz kaldığımız fiziksel kanunları gözlem şansı veriyor. Bu ve tüm çalışmaları toplumsal, milletler ve sınırlar arası boyutlarda okumaya çalıştığımız zaman bütün işlerin ne kadar kaygılı ve sergi metni ile ne kadar örtüştüklerini görebiliyoruz. Birbirini iten bir o kadar da çeken, tüm mekanik görüntüsüne rağmen, tutkulu bir çalışma olmuş.

weltschmerz 5

Devran Mursaloğlu çalışması metal ağırlıklı bir başka eserin yanında sergilenince insanda metal ile üretilmiş izlenimi verse de kağıttan yapılmış şaşırtıcı bir yerleştirme. Jak Baruh galeri vitrininde siyah beyaz dijital kolaj çalışması ile dikkat çekerken tüm bu siyah beyaz çalışmalar arasında her zaman dingin renk paleti ile harika çalışmalar yapan ve en sevdiğim sanatçılardan biri olan Yonca Karakaş bir fotoğraf çalışması ve ona komşu benim gördüğüm ilk boyutlu eseri ile dünya kederi kavramına pastel tonlarda ve hüzünlü yaklaşıyor.

weltschmerz 7

Su ve yaprak ile oluşturduğu kompozisyonda izleyiciye gerçek bir hüzün yaşatan Karakaş’ın bu boyutlu çalışması; yenilenmedikçe sürdürülebilirliği olmayacağını düşündüğüm, birinin diğerine ihtiyacı olarak bir arada yaşamalarına rağmen,kaçınılmaz yok oluşun estetik bir sunumu gibi.

yoncakarakas

Tüm çalışmalara bakınca serginin kendisine verilmiş ismi ne kadar hak ettiğini , sanatın ve sanatçının dilimizde net kelime karşılığı olmayan bir kelimeyi kavramsallaştırarak yoruma ve tartışmaya açık görsellere dönüştürdüğünü göreceksiniz.

5 Mart’ta açılışı gerçekleşen sergiyi 29 Mart tarihine kadar PG Art Gallery’de ücretsiz olarak gezebilirsiniz.

Pg Art Gallery Adres: Boğazkesen Cad. No: 76B Tophane, Beyoğlu / İstanbul

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?