Yaga: Klasik Dedektif Hikâyelerinin Büyüsünü Bozan Cadıların Dizisi

Yaga: Klasik Dedektif Hikâyelerinin Büyüsünü Bozan Cadıların Dizisi

Saatlerinizi ayarlayın, takvimlerinizi işaretleyin. Cadılar Bayramı’na çok az kaldı. Bu da resmi olarak; bütün tuhaflıklarımızın, karanlık arzularımızın biraz romantikleştirip biraz kızdırıp sinema ve televizyon evreninde karşımıza çıkacağı soğuk bir sonbahar sezonunu temsil ediyor. The Craft filmi ile büyüyen öfkeli çocuklara güzel bir haberim var. HBO Max’in Kanada’dan karşımıza çıkardığı yeni dizisinde, aradığımız her şey var gibi duruyor: Klasik bir dedektif tiplemesi ve ona musallat olan bir cadı. Oley!

image
Yaga | Fotoğraf: Dark Horizons

Leo Tolstoy’un o klasik sözünü hatırlayalım. Bütün harika hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir. HBO Max’te 23 Ekim’de yayımlanmaya başlayan ve her cuma günü yeni bir bölümle karşımıza çıkacak olan Yaga dizisi de bu iki kuraldan birini takip ediyor. Bizim hikâyemizde, küçük bir kasabaya bir dedektif; kaybolan varlıklı bir çocuğu bulmak adına geliyor. Kaybolan çocuk, Heated Rivalry’den Hudson Williams. Sandler’ın aynı isimli 2009 kitabından uyarlanan Yaga’nın Goodreads yorumlarında çok sevdiğim bir yorum gördüm: “Kadın öfkesi, kadının hataları ve Hudson Williams. Bu, ekranda harika duracak.”

Bunları Da Okuyun

Yaga

Yaga, ilk bakışta Film Noir türündeki dedektiflik hikâyelerinden alışık olduğumuz olay örgüleri ve tiplemeler ile karşımıza çıkıyor gibi duruyor: Daha önce defalarca nereye gittiğini söylemeden yok olan ama bu sefer gerçekten kaybolan varlıklı bir çocuk, klasik bir dedektif tiplemesi, bölümün bitişine doğru sıradaki hikâyeye geçmemiz için bizi kancaya alan bir son sahne.

image
Yaga | Fotoğraf: Yahoo

Üstelik, dedektif karakteri de tam olarak tarihte ondan önce gelenlerle ilk bakışta aynı gibi duruyor: Benzer cinsiyetçi şakalar yapıyor ve polis olmamasına da sırtını yaslayabildiği “kanun adamı değilim” imajını bir şekilde korumaya çalışıyor. Yalnız, şimdilik onun kurallara uymadığını yalnızca iki noktada gördük: İlki, davada yer aldığı için arasına sınır koyması gereken kadınlarla ettiği flörtler. İkincisi ise arabayla çarptıkları bir tavuğun daha fazla canı acımaması için aldığı karar. Maalesef baştan sona davranışı, aslında pek o hayvanı umursamadığını da gösteriyor.

Bu dedektif karakterini, bugün ilk bakışta samimi bulmuyorsak bunu kadın anlatıcılara borçluyuz. Çünkü sinema tarihinin en başından beri erkek bakış açısıyla izlediğimiz bu hikâyelerden yavaş yavaş kurtuluyoruz. Kitapta veya tiyatro oyunlarında Rapp karakteri belki daha iyi bir insandır. Belki ilerideki bölümlerde tövbe eder ve cinsiyetçi laflarına son verir. Fakat polis partneri Carson’a daha yakın bir noktada durduğumuz bu kamera açılarının ardından söyleyebilirim ki büyü bozuldu. Bu tarz, suç hikâyelerinin “alfa” duran dedektiflerinin aslında hiç de çekici olmadığı bilgisi, televizyona da ulaştı.

image
Yaga | Fotoğraf: Style Magazine

Dizinin bence asıl güzel kısmı, modern dedektiflik hikâyesinde ne kadar Film Noir’ın standart hikâye anlatımını devam ettiriyorsa cadı tasvirinde de bir o kadar tarihten gelenlere kafa tutmasından kaynaklanıyor. Çünkü bir yandan dedektiflik hikâyelerindeki “maskülenlik” eleştirilerini satır aralarında görebiliyoruz, diğer yanda ise tarih boyunca cadılara nasıl haksızlık edildiğine şahit olacağız gibi duruyor.

Öncelikle dizi, Film Noir’dan alışık olduğumuz “femme fatale” karaktere bir cadıyı yerleştiriyor. Bu biraz klişe bir tercih gibi hissettirebilir ama dizi dedektif türüne karşı pek de kafa tutmak gibi bir iddia barındırmıyor. Dizi, Slav folköründe yer alan Baba Yaga hakkında söylenenlerin yanlışlığına dikkat eden bir ses ile açılıyor. Tarih boyunca; hem yol gösteren bir bilge hem de kötü kalpli bir cadı olarak anlatılan Baba Yaga, her zaman yanına yaklaşmak istemeyeceğiniz kadar çirkin bir kadın olarak bahsediliyormuş. Buna rağmen dizide, Yaga’yı temsil edecek karakterlerden biri olan Katherine; altmışlı yaşlarında inanılmaz çekici ve entelektüel bir üniversite profesörü olarak karşımıza çıkıyor. İlk iki bölümün başında da sesini duyduğumuz karakter, tarih boyunca kendisine yapılan haksız bakış açılarını anlatmak için hazır. Ama bu haklılığını kanıtlamak için izleyiciye “katıksız bir iyilik timsali” borcu olmadığının da çok farkında.

Şu an dizinin yalnızca ilk iki bölümünü izleyebildiğimiz için elimizdekiler; kitaptan bildiklerimiz ve izlediklerimiz ile sınırlı. Fakat tarih boyunca birden fazla kişi olduğu söylenen Baba Yaga’yı temsil eden karakterlerin, zaman içerisinde öfkelerindeki haklılıklara da şahit olacağımıza eminim. Hep beraber, bir sonraki bölümü bekleyip göreceğiz.

Kapak Fotoğrafı: Yaga

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan İzleme Listemiz

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!