Bu hafta, son zamanlarda İstanbul ve Türkiye’de yaşanan gelişmelere ülkenin dışından bakalım dedik ve yurt dışında Gezi Parkı olaylarının nasıl karşılandığını, nasıl destek gördüğünü ve parkların farklı kültürlerdeki yerini üç farklı ülkede farklı amaçlarla yaşayan üç kişiye sorduk…

Sina Teoman Ateş, Philadelphia

Gezi Parkı ve Türkiye’de yaşananlara Philadelphia’daki Türkler ve yerel yaşayanlar olarak nasıl destek verdiniz, nerede toplandınız?

Öncelikle söylemeliyim ki, olaylar sırasında Türkiye’de bulunamamak büyük üzüntü oldu benim için. Birçok arkadaşın haklı bir toplumsal tepkiye destek verirken ve bu esnada zulme varan haksızlıklara maruz kalırken, yapabileceğin tek isin onlardan haber beklemek ve sosyal medyadan bilgi toplamaya çalışmak olması hem gerilim hem öfke yaratıyor. Olayların benim gibi fiziksel olarak dışında kalmış olan insanlar, tabii ki yerel gösteriler düzenleyerek desteklerini hissettirmeye çalıştılar. Tahmin edilebileceği gibi bunların ABD’deki en geniş katılımlısı New York’ta oldu. Ancak Philadelphia’da da birkaç eylem gerçekleştirildi ve bunların merkezi sanat müzesi ile belediye binasını bağlayan geniş Benjamin Franklin bulvarının sonundaki, belediye binasının kuzeybatı köşesindeki ünlü Love Park’tı. Bu park, konumundan anlaşılabileceği gibi çok merkezi bir noktada ve turistlerin de en önemli fotoğraf çektirme merkezlerinden biri. Nedeni ise Philadelphia’nın alamet-i farikası, isminin Yunancadaki anlamını simgeleyen (Brotherly Love) ve italik “O” harfiyle tanınan Love Statute’un burada olması. Dolayısıyla burada düzenlenen etkinlikler hem Philadelphia halkının, hem de ziyaretçilerin ilgisini çekmesi açısından önemliydi.

Rittenhouse Park

Olaylar ABD medyasına nasıl yanısıdı, Oradaki arkadaşlarının olaylarla ilgili tepkisi ne oldu?

Özellikle Amanpour’un yayınları sonucunda başbakanın mitinglerdeki gözde mihraklarından biri konumuna gelerek Türkiye’de de ön plana çıkan CNN International, olayları bir sure yakından takip etti. Olayların erken safhalarında canlı yayın link’i aramakla meşgul, bizim gibi yurtdışında yaşayan insanlar için de önemli bir kaynaktı. Bunun yanında, her ne kadar ana sayfasında ülkenizden karmasa fotoğrafları görmek keyifsiz olsa da, Huffington Post gibi unlu haber blog siteleri gelişmeleri içeriklerine taşıdılar. Tabii ki gösteriler sırasındaki tezatlar, MSNBC’den Rachel Maddow’un programında olduğu gibi satirik haberlere meze oldular. Elbette bağışların masrafının çok üzerinde bir meblağa eriştiği ve NY Times’ta basılan ilanı unutmamak lazım. Yazılı ve görsel medyanın ötesinde, Türkiye’de olduğu gibi sosyal medya da önemli bir paylaşım alanı oldu. Hâlihazırda var olan Türk öğrenci grupları buradaki eylemlere önemli katkı sağladılar ve hatta Sao Paolo’da olaylar patlak verdiğinde, buradaki Brezilyalılar’ın daveti üzerine onların eylemlerine de ufak bir Türk katılımı oldu. Gösterilerin yanında, olaylarla ilgili olarak ve bunun akabinde Türkiye’deki gündem hakkında ABD’deki öğrenci ve akademisyenlerin birbirleriyle tartışabileceği bir platform yaratma fikri de, Gezi’de yaşananların önayak olduğu başka bir gelişme.

Philadelphia’da en sevdiğin park hangisi ve burada nasıl anıların var?

Philadelphia’da en sevdiğim park 18. ve 19. caddeler arasında, kuzeyinde Walnut Street’in sınırladığı Rittenhouse (Square) Park. Konum itibariyle Philadelphia’da günlük yaşamın kalbinde denebilir, zira hemen kuzeyindeki iki cadde İstanbul’un Bağdat Caddesi’ne veya Nişantaşı’na benzetilebilir ve bunların biraz daha ilerisi de plazaların bulunduğu bölge. Dolayısıyla bu park da yüksek binalarla ve Philadelphia’nın oldukça değerli apartmanlarıyla çevrelenmiş ufak bir park (eni iki sokak arası).  Ancak yüksek ağaçları ve hava durumunun müsait olduğu her an üzerinde insanların keyif yaptığı yeşil alanı, yanından yürüdüğümde bile bana oldukça keyif vermeye yetiyor. Öyle ki buradaki insan yoğunluğu bana baharın geldiğini iyice hissettiren olgulardan biri. Çevresinde sıkça etkinlikler düzenlenen bu parkın etrafında bulunan kafeler de parkın canlılığını bir kat daha artırıyor. Son olarak merkezi konumu itibariyle doğal buluşma noktalarından biri burası, ki son gösterilerden birine gitmeden önce de burada buluşmuştuk.

Philadelphia’da sosyal yaşam için parkların önemi sence nedir ve bu parklar nasıl ve ne sıklıkta kullanılıyor?

Yukarıda bahsettiğim Rittenhouse Park günlük yaşamın önemli alanlarından. Çevresinde sıklıkla kurulan pazarın kalabalık bir ziyaretçi kitlesi vardır. Daha ender ve büyük bir etkinlik olan Rittenhouse Square bahar festivali bu parkı çevreleyen Rittenhouse bölgesinde düzenlenir. Mayıs ayında her sene belirlenen bir Cumartesi  günü gerçeklesen festival çok büyük bir kalabalığa ev sahipliği yapar, ki güzel bir havada bence Philadelphia’nın en keyifli karelerinden biridir bu. Birkaç sokak boyunca kurulan tezgâhları ve konserleriyle oldukça güzel bir atmosfer diyebilirim. Bunun yanında tanımımızı parktan  çok yeşil alan olarak alırsak, Benjamin Franklin Bulvarı boyunca yer alan ve Philadelphia Sanat Müzesi önünde Eakins Oval parkıyla son bulan geniş yeşil alan, bol havai fişekli 4 Temmuz kutlamaları ve daha birçok konser/etkinlik için çok önemli bir bölge. Çevredeki sitelerden birinde yaşıyorsanız şanslısınız, zira bir akşamınıza sürpriz bir Pearl Jam konserinin eşlik etmesi bile mümkün.

Ceren Sarper, Vancouver

Gezi Parkı ve Türkiye’de yaşananlara Vancouver’deki Türkler olarak nasıl destek verdiniz, nerede toplandınız?

Gezi Parkı olayları başladığı zaman küçük bir grup protestonun ikinci veya üçüncü gününde yaklaşık 50-60 kişilik bir grup Vancouver Art Gallery’de toplanmıştı. Fakat bu programın yeterince büyük olmadığı ve alelacele hazırlandığı kanısına varıldı ve Facebook’ta “Vancouver TURKS” adlı bir grup açıldı. Amaç daha büyük kitleye #occupygezi’nin Türkler adına ne kadar önemli olduğunu yansıtabilmekti. Ertesi gün yaklaşık 300-400 kişilik bir grup olarak tekrar Vancouver Art Gallery’de toplantık. Pankartlar hazırlandı. Türkçe, İngilizce, Fransızca ve hatta Kürtçe konuşmalar yapıldı. Sloganlar atıldı, marşlar söylendi ve gösteriler yapıldı. Birçok Kanadalı protesto sırasında bize dahil oldu. Bizi desteklediler ve merak ettikleri soruları teker teker sordular. Bizim için güzel ve gurur verici bir organizasyondu.

Olaylar Kanada medyasına nasıl yanısıdı, Kanadalı arkadaşlarının olaylarla ilgili tepkisi ne oldu?

Vancouver Art Gallery’de yapılan protesto esnasında 1 ya da 2 kamera vardı açıkçası, fakat Kanada basını; CNN, CBC gibi önemli yayın kuruluşları an be an televizyonda Türkiye’de olup biten olayları saatlerce yayınladılar. Türk halkını “direniş” adı altında yaptıkları olaylar karşısında içten desteklediler ve aynı zamanda Türk medyasının suskunluğunu, polisin uyguladığı şiddeti ve Recep Tayyip Erdogan’ın direnişe karşı tutumunu sorguladılar.

Vancouver’de en sevdiğin park hangisi ve burada nasıl anıların var?

Vancouver’da en sevdiğim park Stanley Park’tır. Stanley Parkı, şehrin en büyük parkı ve burada birçok spor aktivitesi yapmak mümkün. Rahatça yürüyüş yapabilir, paten kayabilir, bisiklete binebilirsiniz. Hatta Parkın içindeki akvaryumu ziyaret edererek birbirinden güzel balina ve yunus şovlarını da izleyebilirsiniz. Bu güzel parkta kötü bir anınızın olması mümkün değil! :) Benim bu parkta yapmaktan en çok zevk aldığım şey ; akşamları yürüyüş yaparken yanıma gelen rakunları beslenmek…

Kanada’daki sosyal yaşam için parkların önemi sence nedir ve bu parklar nasıl ve ne sıklıkta kullanılıyor?

Dürüst olmak gerekirse Vancouver zaten yeşilliklerin arasına kurulmuş bir şehir gibi. Şehrin içinde gökdelenlerin hemen yanında bile insanın kendini kaybedebileceği büyüklükte ve güzellikte parklar mevcut. İnsanlar işten veya okuldan çıkıp bisikletleriyle temiz hava almak icin parklara geliyorlar. Parklar genelde okyanus ve göl kenarlarında olduğu için insanlar aynı zamanda akşamüstleri yürüyor, yüzüyor ya da kano yapıyorlar. Kanadalılar aktif olmayı seven insanlar. Genelde saat akşam 5′ten sonra yüzlerce bisikletliyi parklara giderken görebilirsiniz. Parklarin içindeki bisiklet yolları, yürüyüş yollarından bağımsız. Böylece kimse kimseyi rahatsız etmeden yapmak istediği aktiviteyi yapabiliyor. Son olarak Kanada’ya gelen herkesin ilk dikkatini çeken şey her yerin dev ağaçlarla kaplı olması. Burada doğal güzellikleri koruyup daha da güzelleştirebilmek için ve doğa adına vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek için devlet elinden geleni yapıyor…

Alper Daron, New York

Gezi Parkı ve Türkiye’de yaşananlara New York’daki Türkler olarak nasıl destek verdiniz, nerede toplandınız? 

New York’lu Türkler Gezi Parkı olaylarına destek vermek amacıyla downtown’daki Zuccotti Park’ta toplandı. Zuccotti Park aynı zamanda Financial District’e yakınlığından, “Occupy Wall Street” protestosunun da yer aldığı parktır. 

Olaylar ABD medyasına nasıl yanısıdı, Newyorklu arkadaşlarının olaylarla ilgili tepkisi ne oldu?

Buradaki medya Türkiye’de polisin halka karşı kullandığı gaz bombalarının ve polisin halka göstermiş olduğu muamelenin orantısız olduğundan sık sık bahsetti. Türkiye’deki medyanın aksine bütün olan biten açık bir şekilde tarafsızca yansıtıldı.

Genel olarak Amerika halkı kendi ülkeleri dışında olup bitenden bihaber yaşarlar. Ancak, NY Times’da çıkan “We will not be oppressed” başlıklı tam sayfa reklamı insanların ilgisini çektiğini düşünüyorum. Amerika’lı iş arkadaşlarımdan birinin bu yazıyı okuduktan sonra merak edip Türkiye’de neler olup bittiğini araştırdıklarına tanık oldum.

New York‘ta en sevdiğin park hangisi ve burada nasıl anıların var?

NY’ta en sevdiğim park tabi ki Central Park! Şehrin tam ortasında gökdelenlerin ortasında kocaman yemyeşil bir park düşünün. İçinde göl, bisiklet ve yürüyüş parkurları, ve piknik yapmak için duzenlenmis büyük bir çimen alanı var. Şehrin bütün gürültüsü ve stresi bir anda yok oluyor Central Park’ta. İnsanın içine huzur doluyor. Central park’ı düşününce birçok kez bisiklet turları yaptığım, çimenlerinde güneşlendiğim, arkadaşlarımla piknik yaptığım ve bir kayaya uzanıp gökyüzünü izlediğim günler aklıma gelir.

New York’taki sosyal yaşam için parkların önemi sence nedir ve bu parklar nasıl ve ne sıklıkta kullanılıyor?

NY gibi gökdelenler şehrinde bile küçük de olsa her 15-20 blokta bir park çıkar karşınıza. New York halkı öğlen yemeklerinde arkadaşlarıyla parklara koşarlar, spor aktivitelerinde bulunurlar, hatta yoga veya meditasyon yapanları bile görebilirsiniz. Sosyal hayat; Türkiye’de alışveriş merkezlerinde, New York’ta ise içinde sanat eserlerinin ve heykellerinin bulunduğu ve etrafında sincapların koşuşturduğu parklarda başlar!

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN