63. Antalya Altın Portakal Z Raporu: Türk Sinemasında Neler Oluyor?

Türkiye’nin en köklü film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali; iptaller, sansürler, krizler ve başarılarla dolu tarihinin ardından 63. kez düzenlendi. Benim açımdan ilginç bir yıl ve festivaldi. Zira 2016’da öğrenci olarak geldiğim ve fötr şapka taktığım için yönetmen sanıldığım festivale, bu yıl basın mensubu olarak gelmek ve yıllardır sektörün içinde olan insanlarla aynı film sırasına girip aynı filmlerin kapı önünde ayaküstü kritik yapmak hayli keyifli anlardı. Bu yüzden festival, benim açımdan oldukça kişisel bir noktaya dokundu bu yıl. Dolayısıyla bu yazıda hem izlediğim 11 filmden hem sektörün mevcut durumundan hem de festivalin arka planında neler konuşulduğundan bir portre çıkarmak istiyorum.

Altın Portakal, ülkemizdeki diğer festivallere nazaran “ilk film gösterim şartı” bulunan ve filmlerin ilk kez görücüye çıktığı festival olması sebebiyle yıl boyunca izlediğiniz filmlerle burada karşılaşmanız pek olası değil. Buna Antalya’nın doğası ve kültürel zenginliği de eklenince, yurt içinde Cannes Film Festivali’ni aratmayan bir merak oluşuyor. Tabii prestij konusunun hâlâ tartışmalı olduğu bir gerçek. Öyle ki basın mensuplarının açılışa ve kapanışa çağrılmaması, en çok tartışılan konulardan biriydi. Sanki festival yönetimi, basını ne açılışta ne de kapanışta görmek istiyordu.



















