Aslınur Kara ile: Black Light Gallery'nin Yeni Sezonu Üzerine

Aslınur Kara ile: Black Light Gallery'nin Yeni Sezonu Üzerine

İstanbul’un sanat sahnesine yeni bir durak olarak eklenen ve Karaköy’deki Fransız Geçidi’nde konumlanan Black Light Gallery, üretim ve sergilemeyi güncel sanat alanındaki yerleşik kabulleri sorgulayan bir ilişki biçimi olarak ele alıyor. Galeri sezonu Nermin Ülker’in “Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları” adlı sergisiyle açıyor. Filiz Ağdemir küratörlüğünde, 16 Ekim – 5 Aralık 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan sergi, adını Salâh Birsel’in 1961’de yayımlanan tek romanından alıyor. Black Light Gallery’nin misyonu, hedefleri, açıldığı günden beri deneyimlerini kurucusu Aslınur Kara’dan dinledik.

whatsapp image 2026-10-12 at 21.27.42
Aslınur Kara

Öncelikle sizi tanıyarak başlayabilir miyiz? Aslınur Kara kimdir, neler yapar?

Bunları Da Okuyun

Uzun yıllardır yaratıcı projeler, iletişim, marka stratejisi & iletişimi üzerine çalışıyorum. Mesleki pratiğimin merkezinde farklı disiplinler arasında ilişkiler kurmak, fikirleri geliştirmek ve onları anlamlı bir bütünlüğe kavuşturmak var. Sanat ise hayatımda hiçbir zaman yalnızca bir ilgi alanı olmadı. Sanatın farklı türlerinde üretilen eserlerle, sanatçılarla ve sanatın düşünsel dünyasıyla uzun zamandır yakın bir ilişkim var. Zaman içerisinde bu iki alan, yani iletişim ve sanat, birbirini beslemeye başladı.

Black Light Gallery de bir bakıma bu birikimin ve farklı uğraşlarımın kesiştiği yerde ortaya çıktı.

Black Light Gallery’yi kurarken hedefleriniz nelerdi? Misyonunuzu sizden dinleyebilir miyiz?

Black Light’ı kurarken öncelikli düşüncem, sadece sergilerin düzenlendiği bir mekan açmak değildi. Sanatın sergilenirken bir yandan da tartışıldığı, farklı düşüncelerin ve insanların karşılaşabildiği, kendi kimliği olan bağımsız bir alan oluşturmak istedim. Bu düşüncenin önemli bir parçası da genç sanatçılara, bağımsız küratörlere alan açmak. Üretimi ile güncel sanat dünyasında kendine yer edinmeye çalışan, özgün bir ifade dili geliştiren ancak henüz yeterince görünürlük kazanamamış sanatçıların, küratörlerin üretimlerini önemsiyoruz. Farklı kuşaklardan sanatçıların bir araya gelebildiği, deneyim ve yeni yaklaşımların birbirini beslediği bir ortam yaratmak istiyoruz. Bu nedenle mümkün oldukça düzenlediğimiz her sergide yeni isimlerle çalışıp onlara alan açmayı hedefliyoruz.

Bir diğer meselemiz ise sanatın izleyiciyle kurduğu ilişki. Sanatın belirli bir çevrenin içinde dolaşan, belli bir bilgi birikimine sahip insanlara hitap eden bir alan olarak kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Daha geniş kitlelerin sanatla karşılaşmasını, eserler üzerine düşünmesini, merak etmesini ve zaman içinde kendi bakış açılarını geliştirmesini önemsiyorum. Bu anlamda galerinin, sanatla henüz yakın bir ilişki kurmamış insanlara da açık ve davetkâr olması hep önceliğimiz.

Geleneğin taşıdığı kültürel birikim ile çağdaş sanatın yeni ifade biçimlerini birbirinin karşıtı olarak görmüyorum. Black Light’ın da bu farklı dünyalar arasında karşılaşmalara imkân veren, zaman içerisinde kendi düşünsel çizgisini oluşturabilen bir mekân olmasını arzuluyorum.

Black Light Gallery birinci yılını doldurmaya yaklaşıyor. Geriye dönüp baktığınızda bu bir yıl sizin için nasıl bir deneyimdi, bahsedebilir misiniz?

Benim için hem çok öğretici hem de oldukça yoğun bir yıldı. Bir galeriyi tasarlamakla onu gündelik hayatın içinde var etmek arasında ciddi bir fark var. Sergilerin hazırlanmasından sanatçılarla ilişkilere, mekânın işleyişinden izleyiciyle kurulan diyaloğa kadar pek çok şeyi aynı anda düşünmek gerekiyor. Ocak ayında “Gelenek: In Progress” sergisiyle başladık. Ardından iki sergi daha gerçekleştirdik ve çok olumlu geri dönüşler aldık. Bu süreçte birbirinden farklı üretim biçimleriyle ve izleyici profilleri ile karşılaşmak, galerinin imkânlarını daha yakından tanımamızı sağladı.

Sanırım ilk yılın en önemli kazanımı, başlangıçta kurduğumuz fikrin gerçek hayatla olumlu bir şekilde karşılaşması oldu. İlk yılı çıkış noktası ile uyumlu bir başarı hikâyesinden çok, kendine ait bir dil oluşturmaya çalışan bir mekânın ilk adımları olarak görüyorum.

blg01a7c2smres-39
“Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları” Sergisi | Fotoğraf: Black Light Gallery

Açıldığınız günden bugüne neler değişti, hedefleriniz nasıl evrildi?

Kuruluşta daha çok nasıl bir mekân oluşturmak istediğimize odaklanmıştık. Şimdi ise o mekânın nasıl bir düşünce ve üretim ortamı yaratabileceği üzerine daha fazla düşünüyorum. Geçen süre içerisinde bir galerinin izleyiciler sanatçılarla birlikte açısından da önemli bir sorumluluk taşıdığını daha iyi gördüm. Sergiye gelen herkesin sanatla aynı düzeyde ilgilenmesini ya da aynı birikime sahip olmasını bekleyemeyiz. Hatta bence asıl değerli olan, daha önce sanatla pek ilgilenmemiş birinin burada merakını uyandıracak bir şeyle karşılaşabilmesi. Bu nedenle sergiler ile eş zamanlı buluşmalar, konuşmalar ve katılıma açık etkinlikler aracılığıyla sanatla kurulan ilişkiyi çeşitlendirmek istedik.

Dolayısıyla hedeflerimiz değişmekten çok derinleşti diyebilirim. Başlangıçta düşündüğümüz bağımsız sanat mekânı fikri, bugün daha fazla insanı içine alabilen ve kendi içinde süreklilik taşıyan bir kültürel alan oluşturma arzusuna dönüştü.

Peki 2026-2027 sanat sezonunda Black Light Gallery’nin planları neler?

Bu sezon, galerinin programını farklı üretimlere açık bir yaklaşımla geliştirmeye odaklandık. Farklı disiplinlerde pratiği olan sanatçılar ile solo ve karma sergiler planlıyoruz. Nermin Ülker’in “Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Anıtlar” sergisi şimdiye kadar düzenlediğimiz tüm sergilerden farklı olarak bizim ilk heykel sergimiz. Bu sergiyi kent, kültür ve hafıza kavramları etrafında dolaşan bir karma sergi takip edecek.

Galerinin tanımında bahsi geçen şu ifadeyi biraz açmanızı istesek: “Hız, dolaşım ve piyasa baskısının belirgin olduğu günümüz sanat ortamında bilinçli bir yavaşlık öneriyor.” Neler söylersiniz?

Bugün sanat ortamında da hayatın diğer alanlarında olduğu gibi ciddi bir hız ve görünürlük baskısı var. Sürekli yeni bir şey üretmek, sergilemek, paylaşmak ve dolaşıma sokmak gerekiyor. Bazen bir eserin üzerinde düşünmeye, onunla ilişki kurmaya fırsat bulamadan bir sonrakine geçiyoruz. Ya da aynı hızın baskısı ile üretilmiş birbirine çok benzer eserler ile karşılaşıyoruz. Elbette bir galerinin sanat piyasasının matematiğinin dışında var olduğunu söylemek gerçekçi değil. Biz de bu yapının içindeyiz. Ancak sanat eserinin yalnızca dolaşım ve ekonomik değer üzerinden tanımlanamayacağını düşünüyorum.

Bilinçli yavaşlıktan kastettiğimiz, daha az çalışmak ya da yeniliğe mesafeli durmak değil. Bir sanatçının üretimine, bir eserin ortaya çıkış sürecine ve izleyicinin o eserle kurduğu ilişkiye zaman ve alan tanımak. Bizim önerdiğimiz yavaşlık biraz da bu alanı korumaya yönelik. Sanatın kendi zamanını savunabilmek.

blg01r5smres-83
“Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları” Sergisi | Fotoğraf: Black Light Gallery

Fransız Geçidi’nde yer alan konumu gereği galeri önemli bir uğrak noktası. Lokasyonun mekâna etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Fransız Geçidi, İstanbul’un tarihsel ve kültürel hafızasında kendine özgü bir yere sahip. Geçitten her gün yüzlerce insan geçiyor ama üst katlara çok azının yolu düşüyor. Dolayısı ile galeriyi ziyaret edenler bu tarihi bina kompleksini de yakından tanımış oluyorlar. Binanın bir yandan Karaköy’ün hareketli gündelik hayatının içerisinde, diğer yandan o hareketten bir ölçüde ayrışan, kendine ait bir atmosferi var.

Mekânın tarihsel dokusu ile güncel sanat üretimleri arasında kendiliğinden bir ilişki kuruluyor. Bizim gelenek ve bugün arasında kurmaya çalıştığımız düşünsel yakınlıkla da örtüşüyor bu.

Son olarak eklemek istedikleriniz varsa alabiliriz.

Black Light’ın henüz yolun başında olan bir girişim. Bir sanat mekânının kimliği zamanla, kurduğu ilişkilerle, aldığı kararlarla ve ortaya koyduğu/sergilediği üretimlerle şekilleniyor. Bizim için önemli olan, bu süreçte başlangıçtaki merakı ve bağımsız düşünme imkânını kaybetmemek.

Black Light’ın yalnızca eserlerin görüldüğü değil, yeni soruların da ortaya çıkabildiği bir yer olmasını istiyoruz. Çünkü bazen sanatın bize sunduğu en değerli şey, bir cevap değil, daha önce aklımıza gelmemiş bir sorudur.

Kapak Fotoğrafı: Black Light Gallery

İlginizi çekebilir: Burcu Dimili’den Arne Quinze ile: Lupine Alpestris Üzerine

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!