Black Light’ı kurarken öncelikli düşüncem, sadece sergilerin düzenlendiği bir mekan açmak değildi. Sanatın sergilenirken bir yandan da tartışıldığı, farklı düşüncelerin ve insanların karşılaşabildiği, kendi kimliği olan bağımsız bir alan oluşturmak istedim. Bu düşüncenin önemli bir parçası da genç sanatçılara, bağımsız küratörlere alan açmak. Üretimi ile güncel sanat dünyasında kendine yer edinmeye çalışan, özgün bir ifade dili geliştiren ancak henüz yeterince görünürlük kazanamamış sanatçıların, küratörlerin üretimlerini önemsiyoruz. Farklı kuşaklardan sanatçıların bir araya gelebildiği, deneyim ve yeni yaklaşımların birbirini beslediği bir ortam yaratmak istiyoruz. Bu nedenle mümkün oldukça düzenlediğimiz her sergide yeni isimlerle çalışıp onlara alan açmayı hedefliyoruz.
Bir diğer meselemiz ise sanatın izleyiciyle kurduğu ilişki. Sanatın belirli bir çevrenin içinde dolaşan, belli bir bilgi birikimine sahip insanlara hitap eden bir alan olarak kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Daha geniş kitlelerin sanatla karşılaşmasını, eserler üzerine düşünmesini, merak etmesini ve zaman içinde kendi bakış açılarını geliştirmesini önemsiyorum. Bu anlamda galerinin, sanatla henüz yakın bir ilişki kurmamış insanlara da açık ve davetkâr olması hep önceliğimiz.
Geleneğin taşıdığı kültürel birikim ile çağdaş sanatın yeni ifade biçimlerini birbirinin karşıtı olarak görmüyorum. Black Light’ın da bu farklı dünyalar arasında karşılaşmalara imkân veren, zaman içerisinde kendi düşünsel çizgisini oluşturabilen bir mekân olmasını arzuluyorum.