Evet, bu benim için çok değerli. Çünkü sadece bir fotoğraf kitabı çıkarmak istemedim. Öz portre fotoğrafçılığının teoride yorumlanabilmesiyle, bu işin akademik yanını da göstermek istedim. Kitabıma sunuş yazan sevgili hocalarım, dostlarım her biri kendi alanında portfolyomu yorumlayabilecek yeterlilik ve gerektiğinde sert bir dille eleştirebilecek dürüstlükteler.
Görsel iletişim ve tasarım olanaklarının teknolojiyle de birlikte had safhada olduğu hatta bu konuda popüler düzeylerde de olsa birçok keşif ve buluş rekorlarının kırıldığı, daha “görsel” bir dünyada yaşıyoruz. Sizce insanoğlunun görüntüyle, görseller ve görsellikle bu yeni serüveni ne türde anlamlar ve çıkarımlar taşıyor?
İnsanoğlu, gelişime çok çılgın bir hızla devam ediyor. Özellikle görsellik bugün her yerde. Etrafımız sürekli ekranlarla dolu, cep telefonları, tabletler, reklam panoları, sanal gerçeklik, görsel sanatların yapay zekâ ve veri bilimi ile birleşmesi… Üretim ve aynı zamanda da çılgın bir tüketim söz konusu. Bilim ve sanat anlamında birçok buluşu ve eseri, pozitif bir alt yapıyla ve kullanım amacıyla ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Fakat insanoğlunun doğa anaya verdiği zarar bu pozitif yaklaşımın kötüye kullanımı ile farklı bir noktaya ulaşıyor. Özellikle dijital görsel dünya ile gerçeklikten kopacağımızı hissetmek, beni endişelendiriyor. Sanal gerçeklik, Metaverse, NFT satışları ve daha birçoğu hayallerimizin çok ötesinde fantastik bir filmin sahnelerinden alıntı gibi. Ve elbette Andy Warhol’un “Herkes bir gün 15 dakikalığına da olsa meşhur olacak” sözü, günümüz görsel dünyasında bana kalırsa 15 saniye olarak değişti.