East of Eden: Bir John Steinbeck Efsanesi

Edebiyat tarihinin en kudretli, insanı merkeze alan metinlerini sinema ya da televizyon ekranına uyarlamak her zaman büyük bir kumar. Hele ki mevzu John Steinbeck’in o devasa, hâlâ gücünü koruyan başyapıtı East of Eden (Cennetin Doğusu) olunca, beklentiler de haliyle bir şekilde tavan yapıyor. Elia Kazan’ın 1955’te James Dean’i unutulmaz kılan sinema uyarlaması, devasa romanın sadece son çeyreğine odaklanarak kendi mitini yaratmıştı. Ancak elimizdeki bu yepyeni dizi uyarlaması, hikâyenin köklerine inen, jenerasyonlar arası travmaları ve Salinas Vadisini ekrana taşıyan çok daha geniş bir VİZYON vadediyor. Peki, bu iddialı uyarlama kitaptaki o büyüleyici ruhu ekran başındakilere geçirmeyi başarıyor mu?

Steinbeck’in yarattığı dünya; aslında kapsamlı bir coğrafya fakat insan doğasının hem en çorak hem de en bereketli topraklarını simgeleyen yaşayan bir organizma da aynı zamanda. Dizi, 20. yüzyıl başı Amerikası’nın o pastoral ama bir o kadar da acımasız yüzünü görsel dille kurarken ellerini korkak alıştırmıyor. Toprak sevgisi, aile lanetleri, karşılıksız ebeveyn sevgisi arayışı ve tabi ki hikayenin kalbindeki o ebedi soru, İyilik ve kötülük doğuştan mı gelir, yoksa insanın kendi seçimi midir? dizinin omurgasını oluşturuyor.









