Edvard Munch: Resimlerin Melankoliyle Hayat Buluşu

Dakikalarca izleyeceğimiz bir tablo, bıkmadan yıllarca dinleyeceğimiz bir beste ya da hayranlıkla izlediğimiz bir film ve ayakta alkışladığımız bir tiyatro… Çoğu sanat eserinin yaratıcısının bu eserlere kendi hayatlarından bir parça koyduğunu, yaşadıkları olayların bu eserlerin ortaya çıkmasında etkisinin oldukça büyük olduğunu görürüz. ”Çığlık” ve ”Melankoli” tablolarıyla hafızalarımızda yer etmiş Edvard Munch gibi. Kaygı, hüzün, dehşet, korku… Pek çok duyguyu bir arada bize hissettiren bu tabloların arkasında aslında oldukça hüzünlü bir hikayesi olduğunu tahmin edersiniz. Bu ünlü tablolar nasıl ortaya çıktı ve hikayeleri neydi?

Bu kasvetli eserlerin yaratıcısı Edvard Munch; aslında hassas ruhlu, içe dönük ve devamlı iç gözlemler yapan biriydi. Seksen yaşına kadar yaşayan Edvard Munch, yaşamının büyük bir kısmını depresyon ve kaygı içerisinde geçirdi. Eserlerinde bu duyguları oldukça iyi yansıttı çünkü resim yapmak aslında kendine bulduğu bir çıkış yolu, adeta bir yaşam alanıydı.









