Heyecan Verici Bir Durak: FAMİ’nin Yeni Sanat Seçkisi
İstanbul’da tek bir nedenle gidip, bambaşka detaylarla oyalanabildiğimiz mekânların ayrı bir yeri var. Arkadaşlarımızla buluşurken gözümüze takılan bir esere yaklaşmak, sohbetin yönünü o eserdeki küçük bir ayrıntının değiştirmesine izin vermek de bu deneyimin parçası. Altunizade’de sanat, tasarım, edebiyat ve gastronomiyi bir araya getiren FAMİ, böyle karşılaşmalara alan açıyor.

Altunizade’deki FAMİ, sanat, tasarım, edebiyat ve gastronomi arasında kurduğu diyalogla şekillenen bir buluşma alanı. Her yıl yenilenen eser seçkisi de mekânın kimliğinin önemli bir parçası. Yeni koleksiyonda, doğanın dönüşümüne, zamanın ve belleğin bıraktığı izlere odaklanan eserler yer alıyor. FAMİ’ye özel üretilen çalışmalar etrafında şekillenen bu seçkinin detaylarına beraber bakalım.
Seçkinin Çıkış Noktası: Nermin Er’in “Yağmur”u

Yağmurun su yüzeyinde bıraktığı titreşimler, FAMİ’nin yeni sanat koleksiyonunun ilhamı. Nermin Er’in mekân için özel olarak ürettiği, hareketi suluboya ve mürekkeple kâğıda taşıdığı “Yağmur” eseri ise, seçkinin çıkış noktası. Seçki de bu eserden yola çıkarak doğanın dönüştürücü gücüne, zamanın izlerine ve insanın çevresiyle kurduğu ilişkiye bakıyor.
Eser, mekâna özel sanat üretimi geleneğini sürdürüyor. İlk dönemde Beril Ateş’in FAMİ için hazırladığı çalışmanın bulunduğu alan, bu yıl da Nermin Er’in “Yağmur”una ev sahipliği yapıyor. Böylece FAMİ’nin tanıdık bir köşesi, her dönemde başka bir sanatçının yorumuyla değişiyor.
Seçkide Başka Hangi Sanatçılar Var?

Koleksiyonda Nermin Er’le birlikte Murat Akagündüz, Deniz Aktaş, Hera Büyüktaşçıyan, Tayfun Erdoğmuş, Ahmet Doğu İpek, Oliver C. Jones ve Yaşam Şaşmazer var. Farklı malzemelerle ve üretim biçimleriyle hazırlanan çalışmalar, FAMİ’nin çeşitli alanlarına yayılıyor. Mekânda dolaşırken doğa, bellek ve dönüşüm konularının sekiz sanatçının eserlerinde nasıl ele alındığını keşfedebiliyoruz.
Hera Büyüktaşçıyan’ın “Fire Birds” Eseri

Pratiğini çoğu zaman otobiyografik dokunuşlarla şekillendiren Hera Büyüktaşçıyan, “Fire Birds”te göç ve kimlik meselesine odaklanıyor. Seçkideki “zamansallık” fikrini derinleştiren bu eser, bir felaketin izini ve yeniden doğuşun sessiz olasılığını eş zamanlı olarak ele alıyor.
Deniz Aktaş’ın “Unknown Plant Series” Çizimleri

Yıllardır şehrin yıkım alanlarını, boşaltılmış yapılarını ve terk edilmiş arazilerini çizen Deniz Aktaş, son zamanlarda ıssız ve tekinsiz coğrafyalarda kendiliğinden büyüyen yabani bitkileri de işin içine katıyor. Bahçelerde istenmeyen, uyumu bozduğu ve ayıklanması gerektiği düşünülen deve tabanlarını, çalıları ya da adı konmamış bitkileri resmetmek sanatçının odağında. FAMİ’nin seçkisinde yer alan “Unknown Plant Series” çizimlerinde ise sanatçı, bitkilerin kendisinden elde edilen mürekkebi kullanmış. Temsil edilen ürün ile malzeme arasındaki mesafeyi kapatarak bir sonun, yok oluşun aynı zamanda bir sürüp gitme biçimi olduğunu bize anlatıyor.
Oliver C. Jones’un “Vain Jackdaw” Çalışması

Gagasında bir tavus kuşu tüyü tutan bir kargayı resmeden Oliver C. Jones, aslında Ezop’un kendi tüylerini beğenmeyip tavus kuşununkilerle süslenen kuşunun çağdaş bir portresini sunuyor. Kağıt üzerine pastel kullanan sanatçı, pastelin üflendiğinde dağılacakmış gibi olan yüzeyini, çiziminde anlatmak istediği geçici dönüşüm ile özdeşleştiriyor.
Yaşam Şaşmazer’in Stoneware Eserleri

Doğanın ve zamanın insan bedenine müdahale edip onu dönüştürdüğü fikrini işleyen Yaşam Şaşmazer, FAMİ’deki serisinde de vücut formunun mantarlara, çürümelere veya dışarıdan müdahalelere açık olduğunu anlatıyor. Tüm bunların sonucunda ise beden, baştaki tanımını yitirse de devinim ile yeni bir hayat buluyor.
Ahmet Doğu İpek’in Kağıt Üzerine Sulu Boya Çalışmaları

Ahmet Doğu İpek, çalışmalarında insanın dikkatini çoğu zaman çekmeyen taşlara ve organik formlara yöneliyor. Doğadaki dönüşüm fikrine odaklanan sanatçı, resim ve nesne arasında bunun bir ifadesini ortaya koyuyor.
Murat Akagündüz’ün “İz Serisi”

“İz Serisi”nde dağları ve yüzeyleri silik bir şekilde resmeden Akagündüz, insanın doğaya bakarken onu kaydetmekten ziyade yalnızca hatırladığını vurguluyor. FAMİ’de yer alan serisinde sanatçı, coğrafyayı görünen ile görünmeyen arasında gidip gelen ince bir çizgi olarak resmetmiş.
Tayfun Erdoğmuş’un Tuvalleri

Tayfun Erdoğmuş, tuvallerinde el yapımı pirinç kağıt, kurutulmuş bitki, bronz, bakır, gümüş, akrilik ve kimyasal solüsyonlar kullanarak doğadan gelen malzemeleri zaman ve kimya ile bir etkileşime sokuyor. Sufizmin tevekkül fikriyle de ilişkilendirdiği bir yaklaşımla, üretimi doğal malzemelerin ve sürecin olasılıkları ile dönüştürücü gücüne teslim ediyor.
Sanatın Tatlı Hâli: Eserlerden İlham Alan Çikolatalar
FAMİ’de sanat üzerine konuşurken çikolatalara da ayrı bir yer açıyoruz. Mekânın geçen yıl başlattığı çikolata serisi, yeni koleksiyonla birlikte devam ediyor. Eserlerin renklerinden, dokularından ve temalarından yola çıkılarak hazırlanan sekiz çikolatanın her biri, seçkideki bir eserin karşılığı. Naneli beyaz çikolatanın hikâyesinde, Nermin Er’in “Yağmur”undaki ferahlık ve suyun bıraktığı iz var. Deniz Aktaş’ın yabani bitkileri ise taze kekikli bitter çikolataya ilham veriyor. Tayfun Erdoğmuş’un doğanın etkisiyle dönüşen malzemeleri, yeşil çaylı bitter çikolatanın topraksı karakteriyle eşleşiyor. Hera Büyüktaşçıyan’ın bellek ve yeniden doğuş fikri de vişne-kakuleli beyaz çikolatanın çıkış noktasını oluşturuyor.

Bir sonraki FAMİ buluşmamızda yenilenen seçkideki sekiz eser arasında dolaşmaya zaman ayırıyoruz. FAMİ’yi Altunizade Mahallesi, Oymacı Sokak No: 20, Üsküdar, İstanbul’daki adresinde ziyaret edebilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: FAMİ

Artsy Magger
İlk yorumu siz yazın!