“Fantastik Dörtlü: İlk Adımlar”: Yalpalayan İlk Adımlar Üzerine İnceleme
Marvel Studios’un son filmi Fantastik Dörtlü: İlk Adımlar, Marvel’in ilk ailesinin üçüncü uyarlaması olmasına rağmen herhangi bir söylem barındırmayan, ritmik problemleri olan bir film olarak karşımıza çıkıyor. Matt Shakman’ın yönetmenliğindeki film, dört yıldır dünya barışını koruyan ekibin dünyanın sonuyla mücadelesini anlatıyor. Ancak filmin zorlama mesajları, oyuncu seçimlerindeki uyumsuzluk ve senaryonun yoksunluğu zorlayıcı bir seyir deneyimi sunuyor.
Atılamayan Adımlarla Fantastik Dörtlü’nün Sinema Macerası
Fantastik Dörtlü, 1961 yılında Stan Lee ve Jack Kirby tarafından yaratılan bir çizgi roman grubu. Aynı zamanda bildiğimiz Marvel Comics’i tam anlamıyla başlatan seri olarak da biliniyor. Bir uzay keşfi esnasında kozmik ışınlara maruz kalmaları nedeniyle mürettebat yeni güçler kazanıyor. Ekibin beyni Reed Richards bedensel elastikiyet edinerek Mr. Fantastic lakabını alıyor. Sue Storm ise kuvvet alanları yaratıp görünmezlik edinerek Invisible Girl, ardından Invisible Woman oluyor. Kardeşi Johnny Storm ise ateşleri kontrol eden Human Torch’a dönüşüyor. Nihayetinde, Reed Richards’ın en iyi arkadaşı Ben Grimm ise insanüstü kuvvete sahip, bütün vücudu kayalığa dönüşen The Thing oluyor.
1960 ve 1970’lerde animasyon dizi girişimlerinden sonra 1986 yılında Constantin Film’in sahibi Bernd Eichinger, Fantastik Dörtlü’nün film haklarını satın alıyor. Ancak sekiz yıl boyunca film çekilemiyor. Nihayet Roger Corman’ın da desteğiyle, sırf film haklarını kaybetmemek için, 1994 yılında düşük bütçeli bir uyarlama çekiliyor. Ancak Marvel yetkilileri filmi görünce, filmin yayımlanmaması için kolları sıvıyor. Filmi satın alıyorlar. Film, illegal kaynaklar dışında gün yüzü görmüyor. Aynı yıl Constantin Film, 20th Century Fox’a lisanslıyor. 2005 ve 2007 yıllarında Tim Story’nin yönettiği Fantastik Dörtlü ve Fantastik Dörtlü: Gümüş Sörfçü’nün Yükselişi filmleri hatırı sayılır gişe elde etse de eleştirmenlerden tam not alamıyor. Ioan Gruffud, Jessica Alba, Chris Evans ve Michael Chicklis’ten oluşan oyuncu kadrosundan sadece Chris Evans, Human Torch rolüyle parlıyor. Bu rol, belki de altı yıl sonra Kaptan Amerika rolünü almasının önünü açacak.
Filmlerin başarısızlığının ardından oldukça tartışmalı bir yapım süreci geçiren ve yönetmeni Josh Trank’in sinema sektöründen uzaklaşmasına neden olacak Fant4stic diye 2015 yapımı ikinci uyarlaması karşımıza çıkıyor. Ancak yönetmen ve senarist Jeremy Slater arasındaki iletişimsizlik, stüdyonun aşırı müdahaleleri nedeniyle yamalı bohçaya benzeyen bir film meydana geldi.
Akabinde, Disney’nin 2019 yılında 21st Century Fox’u satın almasıyla film hakları Marvel’a geçti. Kevin Feige de, X-Men ve Fantastik Dörtlü’nün filmlerinin Marvel Sinematik Evreni’nde de süreceği sinyallerini verdi. Özellikle, tatmin etmeyen deneyimler sonucunda Marvel’ın Fantastik Dörtlü’nün hakkını nihayet verip veremeyeceği soruları seyircinin kafasında oluştu. Geçtiğimiz günlerde Matt Shakman’ın yönettiği; Pedro Pascal, Vanessa Kirby, Ebon Moss-Bachrach ve Joseph Quinn’in ekibi oluşturduğu Fantastik 4: İlk Adımlar gösterime girdi.
Dünyanın Sonuna Karşı Hepimiz Birimiz
Film, seyirciyi sil baştan orijin sekanslarına boğmuyor. Aksine montaj sekans halinde Fantastik Dörtlü’nün 1960’lardan esinlenmiş retrofütüristik bir evrendeki dört senelerini anlatmayı yeğliyor. Dünya barışı sağlanmış, militarizasyon ortadan kaldırılmış ve Fantastik Dörtlü, dünyadaki asayişi sağlayan bir ekip haline geliyor. Ancak, bir gece ansızın Gümüş Sörfçü (Julia Garner), dünyalarının Galactus (Ralph Ineson) tarafından yenileceğini söylüyor. Filmde hamile olan Sue Storm’un doğacak çocuğu karşılığında dünyalarının kurtarılacağı söyleniyor. Ancak ekip, çocuklarını feda etmeye yanaşmaz. Dünyayı, Galactus’un tehdidinden kurtarmak için kolları sıvıyorlar.
Film, retrofütüristik tasarımıyla harikulade bir görsel seyir sunuyor. Uçan arabalar, bilgisayarlar olsa da hâlâ plaklar ve ankesörlü telefonla insanlar iletişim kuruyorlar. Michael Giacchino’nun müzikleri filmin kuvvetli yönleri arasında yerini alıyor. Ancak senaryo namına film herhangi bir unsur sunamıyor. Filmin anlatmak istediği bir konu olmamakla birlikte oyuncularının star enerjisinden faydalanmaya çalışıyor. Reed Richards karakteri, çizgi romanlarda dehasını konuşturan, vasıflı bir lider olarak sunulmasına rağmen Pedro Pascal, herhangi bir deha parıltısı gösteremiyor. Yapımcılar, Pascal’ın star aurasına fazla bel bağladıkları aşikâr. Televizyon dünyasının aranan oyuncularından Natasha Lyonne’un da film içerisinde harcandığını söylemek mümkün. Galactus ise heybetli oluşu haricinde hafızalara kazınan bir düşman haline gelemiyor. Filmde yalnızca Vanessa Kirby ve Ebon Moss-Bachrach’in oyunculuklarıyla öne çıktığını söylemek gerek.
Öte yandan ekibin çocuğu feda etmeyi reddetmesi üzerine halkın onlara sırt çevirmesiyle, Vanessa Kirby’nin zorlama monoloğu eşliğinde film bir anda “birlik”, “beraberlik” ve “tüm dünya ailedir” gibi söylemlere savruluyor; bu da filmin güncel gerçeklikten ne denli uzaklaştığını açıkça ortaya koyuyor. Aile gibi oldukça sorunlu ve toksik bir kavramın günümüzde ne kadar geçerli olduğu, filmin neden günümüzde değil de parlatılmış 1960’larda geçtiği sorusunu da beraberinde getiriyor. Elbette süper kahraman anlatılarından doğrudan politik bir duyarlılık beklemek zor. Ancak günümüzle ya da hegemonik çatışmalarla hiçbir temas kurmaması; anlatısını yalnızca hoşça vakit geçirmeye ve neoliberal ideolojinin sınırları içine hapsetmesi, geride kekremsi bir tat bırakıyor. Geçtiğimiz haftalarda, Marvel’ın ezeli rakibi DC’nin Superman’i dahi Superman’i göçmen olarak konumlandırıp teknokrat faşist karakterlerin halkları zulme maruz bıraktığını gözler önüne sermişti. Ayrıca doğrudan zikredilmese de İsrail-Filistin olaylarına ışık tutması ve hayvan hakları konusunda söyleyeceği sözlerinin olması da beklenenin ötesinde bir filmle karşılaşmamızı sağlamıştı. Lakin aynı durum Fantastik Dörtlü için söylenemez.
Tüm bu tematik dağınıklık ve söylemsel çelişkiler, yalnızca filmin ideolojik arka planında değil, anlatının yapısal omurgasında da kendini hissettiriyor. Anlam arayışıyla yüklü gibi görünen ancak yüzeyde kalan bu söylemler, ne karakterlerin motivasyonlarına ne de hikâyenin dramatik ritmine tutarlı biçimde yansıyor. Bu noktada hem oyuncu tercihlerinin hem de senaryonun ton ve yön arayışları arasında gidip gelen yapısının da bu tutarsızlığı derinleştirdiğini söylemek gerek. Dolayısıyla Fantastik 4: İlk Adımlar, görselliği ve müzikleri haricinde unutulmaya mahkum, herhangi bir mesajı olmayan ve hikâyeden yoksun yavan bir anlatı sunuyor.
Kapak Fotoğrafı: Marvel Studios
İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan 2025’in Beklenen Filmleri

Yüksel Enes Altınok 









İlk yorumu siz yazın!